·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Haziran 2020 23:17 Bir inceleme yazısı için en son söyleyebileceğim şu final sözünü bu eser için, ilk cümle olarak kurmayı yeğlerim:
“Başta kendim olmak üzere; Toplumda her bireyin kendisinden irili ufaklı parçalar bulacağı Muazzam! bir eser..”
Hakkında çok fazla inceleme yazısı ve alıntı bulabileceğiniz bu kitabı; henüz bitirmiş olmama karşın, ilk defa okuyacak olanları kıskanacağımı düşünüyorum..
Esere İçerik olarak bakıldığında:
-Tanımlamalar, tarifler, tasvirler
-Toplumsal ve bireysel psikolojik incelemeler
-Simgesel anlatımlar, zihin sesleri, zaman ve mekan anlatımı..
-3.sahıs anlatım, bilinç akışı..
-Birbirine benzer kelime gruplarının ve cümlelerin, konu tekrarı ve pekiştirme maksatlı kullanımı-ki bu ana karakteri iyi anlamanızı sağlayan bir teknik..
-Hikayenin geçtiği şehir olan İstanbul’un bir çok semtini ve semtteki insan profillerinin tema olarak işlenişi..
Bütün bu konular yazarın edebi metin olarak birden çok tekniği harmanlayarak (bazı bölümlerde yorucu gelse de) okurda müthiş bir etki yaratmasına yetiyor. Muazzam dememdeki öncül sebeplerden biri bu edebiyat hazzıydı.
Baş karakter C.’nin aylaklığı ya da aylaklık dediği şey ve dışarıya yansıyan kısmının altında, elbette hepimizin hayatında irili-ufaklı yaşadığımız ailesel,psikolojik,fizyolojik ve sosyo-kültürel travmalardan kaynaklandığını kitabı ancak sindirerek ve sabırlı bir okuma yaparak anlayabileceğinizi düşünüyorum. Her ne kadar yalın bir dille yazıldığı söylense de; tıpkı büyük başyapıtlarda olduğu gibi, karmaşık bir giriş sizi bekliyor kitapta. Bu gözünüzü korkutmamalı sabırla okumalısınız.
Ana karakter C.’nin aylaklığı, düşüncelerinin ve travmalarının onu biçimlendirdiği karşıtlık.. kadın düşkünlüğü, kadına bakışı, alışılmış-gelenekselleşmiş olana karşı olması.. “bir tutamak sorunu”ndan ileri geliyor. Hepimizin bildiği “Tutunamayanlar”
Yusuf Atılgan’ın:
“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır..” diye başlayan paragrafıyla doğmuştur..
Satırlarında Bay C.’nin “gerçek sevgi”yi aramasına şahit olduğumuz bu kitapta;
Her ne kadar felsefeyi sevmem dese de yazar, hayata bakışınızı sorgulatacak uzun bir aforizma gibi..
Spoiler vermemek adına detayını vermeyeceğim iki kelimenin yazar tarafından yapılmış açılımını-tanımını mutluka okumalısınız;
-Kuyara
-Adako
Kitap içeriğinde bulunan bazı cinsel açılımlar, kadınların cinsel veya fiziksel bir meta olarak anlatılması, okuru kitapla ilk buluştuğu sayfalarda ve bazı kısımlarda tedirgin edebilir, pek çok kadının bu anlatım dilinden rahatsız olduğu için kitabı okumadan bıraktığını gözlemliyorum. Ancak bu yazarın bilinçli olarak kullandığı, bir karakterin çocukluk travmalarının bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Yazarın diğer kitaplarını da okumuş biri olarak bunun anlatılmak istenenin bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve ıskalamamanız gereken bir eser olduğunu düşünüyorum..
Keyifli okumalar..