BİLDİĞİM kadarıyla kur-
ban kesilirken kanının
iyice akıtılması gereki-
yor. Bunun sebebi nedir?
Evet, hayvanın kesilme-
sinden maksat, ‘kanının’ vücu-
dundan mümkün olduğunca
akıtılıp uzaklaşması ve ayrıl-
masıdır. Hayvanların kesilmesi
sırasında hızlı ve etkili kan kay-
bının olması kesimin kalitesi
açısından oldukça önemlidir.
Çünkü, kan mikroorganiz-
maların çoğalması için çok
iyi bir besi yeridir. Dolayısıyla
hayvan vücudunda kan kal-
ması demek mikrop üremesi
ve etin kısa sürede bozulması
demektir
9
EKİ bizim yaptığımız
gibi bayıltma yapıl-
maksızın boğazlayarak
kesimlerde ağrı oluşuyor
mu?
Kendi tecrübelerimizden
de biliriz ki, yanlışlıkla olu-
şan kesikler başlangıçta ağrı
oluşturmazlar, bazen elimizde
olan bir kesiği kanı gördük-
ten sonra anlarız. Bu bir acı,
ağrı duymadığımızı gösterir.
Ağrı duyusu sinirlerle ilgili
olduğundan sinir sistemine
ulaşan bir etki olmadığında
ağrı olmaz. Hayvan boğazlan-
dığında da boyun kısmındaki
az miktarda bulunan acı ve
ağrı duyusunu ileten (senso-
rik) sinirler kesilmiş olur. Sinire
devamlı bir basınç ve germe
uygulanmadığı, sadece kesil-
diği için çok ağrı oluşturmaz.
Kesimden hemen sonra hızlı
kan kaybı neticesinde, hay-
vanın bilinci de kaybolur ve
hayvan ağrıyı hissetmez.
10
Rahmetli hocam Prof. Dr.
Gürbüz Aksoy yaptığı bilimsel
bir çalışmada, kesimden önce
ve kesimden sonra vücut tara-
fından üretilen bir hormon
olan beta endorfinin kesimde
4 katına kadar arttığını tespit
etmişti. Yani hayvanın bey-
ninde, beta endorfin denilen
ve morfinden 30 kat daha
fazla etkili olan ağrı kesici bir
hormon üretilmektedir. Bu
ise helal kesim uygulanan
hayvanlarda çok ağrı olmadığı
anlamına gelir.
10
Meselâ:
Çekirge âfetinin istilâsına
karşı; çekirgeyi yemeden
mahveden sığırcık kuşlarının
dili bilinse ve harekâtı tanzim
edilse, ne
kadar faideli
bir hizmette
ücretsiz ola-
rak istihdam
edilebilir.”
13
Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu:
"Biriniz işini güzel ve özenerek yaptığı zaman
Cenâb-ı Hak buna memnun olur."
(Beyhâki, Şuabü'l-İman, 5-334)
41
İsteğin gecikti diye Rabbini suçlama,
edebin gecikti diye nefsini suçla.
— Ataullah İskenderî (ks)
52
Üç şey ölene kadar bizi bırakmaz:
Vicdanımız, çocukluğumuz ve annemizin yüzü...
— İbrahim Tenekeci
53
KYANUSLARIN
temel organik
madde kaynağı
olan bitkisel
planktonlar, aynı zaman-
da oksijen çevriminde de
dengeleyici bir rol oynarlar.
Havadaki karbondioksit
özellikle soğuk okyanus
sularında kolayca çözünür,
fitoplanktonlar yaptıkları
fotosentez işlemleri sırasında
bunu emerler ve büyük mik-
tarda oksijen açığa çıkarırlar.
Karbon, hava, toprak ve su
arasında dolaşır.
Gaz halindeki karbon, kar-
bondioksit olarak atmosferde
ve sularda erimiş haldedir.
Dünyadaki bitkilerin her yıl
atmosfere salıverdiği 110
milyar tonluk oksijenin %70’i
bu yolla üretilir. Öyleyse dün-
yanın akciğerleri ormanları
mı, yoksa denizlerde yaşayan
fitoplanktonlar mıdır? Evet
denizlerdeki mikro canlıla-
rın görevleri keşfedildikçe
yanlış bilinen doğrular da
değişiyor.
54