Puan vermedi·120 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Temmuz 2020 15:42 Esere iliskin sitede cok fazla alıntıya ve incelemeye rastlıyordum.Kapak tasarimi da ilgimi çekiyordu. Sayfa sayısinın da azlığı bunlara eklenince okuyayim dedim.
Cinayete halkın sessiz kalışı umursamazlığı baba Hasan Ali Toptaş'ın Beni kör kuyulardaki romanında bahçede çekirdek cıtleyen halkın umursamazlığıni hatirlattı. Velhasıl bu tür namus ve umursamamazlik meseleleri cografya milliyet vb ile degil insan olmanin fitrati ile ilgilidir.Yani konu evrensel.
Kırmızı Pazartesi bir cinayet anlatısı kılığına bürünse de bireysel ve toplumsal değerlerin iç çatışmalarını gözler önüne seren, kısacık ama bitimsiz bir roman olarak.
Kırmızı Pazartesi''ndeki cinayet öyküsü küçük bir kasabada geçiyor..
Öldürüleceği önceden anons edilen kişi, Santiago Nasar..
Her ne kadar sevilen sayılan biri de olsa, kasabaya sonradan yerleşmiş bir aileye mensup..
Yani biraz yabancı..
Angelo Vicario isimli kız, evlendiği gece "bekareti önceden bozulduğu" gerekçesiyle baba evine gönderilir..
İki erkek kardeşi tarafından "Kim bu" diye sıkıştırılan kız, tutar Santiago Nasar''ın adını verir..
Oysa fail, başkasıdır..
Sevdiği adamı korumak isteyen Angelo, bir başkasının başını yakar..
Pedro ve Paplo kardeşler, Nasar''ı öldüreceklerini ilan ederler..
Bütün nefretleriyle bıçaklarını bileyip dururlar..
Kısa sürede herkes duyar, duyurulur..
Artık dönüş yoktur..
Bir kere cinayet anons edilmiştir..
Kimse durdurmaya bile çalışmaz..
Herkes o günü bekler.. Kırmızı Pazartesi''yi..
Marquez ölümünü bekleyen Nasar''ı sırılsıklam olmuş bir yavru kuşa benzetir..