Gönderi

9/10
·481 syf.··
2020 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2020 20:40
Uzun bir aradan sonra ilk inceleme... Neydi bee! İşte roman budur, romancılık budur. Serenad, Zülfü Livaneli'nin ince eleyip sık dokuduğu, yoğun emektarlık kokan harika hikaye. Bir aşk hikayesi, ama tarihle bezenmiş bir aşk hikayesi. Tarihin tozlu raflarında, yalnızca gün yüzüne çıkaracak kişileri beklemekle kalmayıp, kasıtlı olarak gizlenmiş olan, 'bilinmemiş olması utandırıcı olan' olaylarla bezeli bir roman. Enfes kurguyla da birleşince kitap elinize yapışıyor resmen. Çok emek var, çünkü anlatılan tarihsel olayların tamamını eminim ilk defa öğreneceksiniz. Üstelik ilgi çeken, bilinmesi gereken olaylar. Mavi Alay, Struma, Nazi Almanyası'ndan Türkiye'ye iltica eden Yahudi bilim insanları, Einstein'in bu bilim insanlarının kabulü için Türk hükümetine yazdığı rica mektubu... Bunları hiç duydunuz mu? Bunlar ve daha fazlası bu romanda. Hepsi iç burkan, ibretlik hikayeler, olaylar. Hele ki Mavi Alay ve Struma'nın hikayesi çarpıcı ve bir o kadar da insanı derin varoluşsal muhakemelere gark ediyor. Bu iki vahim hikayenin mimarları olan devletlerin utanç duyduran vurdumduymazlıkları, devlet kurumunun insan hayatı açısından önem ve gerekliliğini sorgulatıyor. Zülfü Livaneli ise "Tüm devletler kötüdür" diyor. Tüm bunları ve daha fazlasını içerdiği için sık alıntı yapmak zorunda kalacaksınız, bu yüzden yanınızda kaleminiz hazır bulunmalı. Asıl hikayemiz, Türkiye'ye bir amaç için gelen Alman profesör Maximilian Wagner'in, halkla ilişkiler sorumlusu Maya Duran tarafından karşılanmasıyla ortaya çıkan aşk hikayesi. Aşk hikayesi demek yetersiz kalır, zira çok yönlülüğüyle çok dokunaklı bir hikayesi var Wagner'in. Hikaye akarken İstanbul'u adeta geziyor, 1930'lar döneminin İstanbul'unun gözde mekanlarını, tarihi yapıların hikayelerini öğrenince İstanbul'a aşık oluyorsunuz. Tıpkı Maya Duran'ın, "Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbette, ama mesele sadece mutluluk değildi. Önemli olan yaşadığını, hayatın bir anlamı, bir değeri olduğunu hissetmekti. Elinde çiçekler tutan beyaz gelinlik giymiş bir kızın mutluluğu gibi bir şey değildi bu. Daha derin bir varoluş sorunuydu. Dünyaya gelmiş olmamın bir anlamı var mı, bu yaşlı gezegene ya da üstünde yaşayan insanlara küçücük bir katkım oluyor mu gibi tuhaf soruların cevabıydı. Bu açıdan bakınca profesörle geçirdiğim günleri mezar taşıma yazdırabilirdim." sözlerindeki gibi, eseri okuduğunuz sırada, tekdüze bir hayatın nasıl anlam kazandığını, mutlu hayatla anlam katılmış hayatın bir olmadığını anlıyorsunuz. Romanın müthiş akıcılığında kaybolup giderken, felsefeden politikaya, tarihten sanata her konuda okuyucuyu içine çeken albenisiyle Zülfü Livaneli kanımca harika bir esere imza atmıştır. Zülfü Livaneli'yi daha önce OT Dergi'de birkaç köşe yazısıyla sınırlı olarak okumuştum. Yine de günlük medyada vs. aşina olduğum biriydi. Bu, okuduğum ilk eseriydi. Henüz Serenad'ı tamamlamadan kalkıp 4 tane kitabını daha satın aldım. Çünkü biliyorum ki tüm dünyada insan kardeşliği için, ortak değerler için, sevgi için, barış için kendini adamış bir kişinin, yoğun emektarlığı, okuyucuya bir şeyler öğretmek gayesi ve birikimli kişiliğiyle harmanlanmış eserler mutlaka kendini sevile sevile okutacaktır. Zülfü Livaneli'yi okumaya geç başladığım için asla üzgün değilim, bilakis daha iyi oldu, çünkü böyle değerli bir yazarı hamlık dönemimde yeterince özümseyemeyecektim. İyi okumalar, iyi bilgilenmeler. Kitapla kalın...
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
·
51 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
O vakit ben bu kitabı hamlık döneminde okumuşum zira böyle bakmamış kitaba ve beğenmemiştim. Belki de önyargılar. Nar Ağacı da tavsiyemdir. Teşekkürler 😌
kadir
Gönderi Sahibi
Olabilir, insan zihni şekillenmeye devam ediyor. Bu defa daha farklı çıkarımlarda bulunabilirsiniz okuduğunuzda. Rica ederim :)
Zülfü Livaneli'yi ben de çok severim. Bundan sonra Huzursuzluk kitabını okumanı tavsiye ederim :)
kadir
Gönderi Sahibi
Sıradakilerden biri :)