İslam’ın Nuru Değil, Kılıcın Kanı
6/10
·170 syf.··
2020 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 02:53
Zekeriya Kitapçı’nın çalışması, Emevîler döneminden itibaren Arapların Orta Asya’ya yönelişini ele alıyor. Kitap, hem askerî seferleri hem de İslâm’ın Türkistan’a yayılışını tarihsel belgeler üzerinden aktarıyor. Lakin metnin bazı bölümlerinde, Arap girişimlerine adeta bir “medeniyet taşıyıcılığı” rolü atfedildiğini görmek mümkün. İşte sorunlu taraf da burası. Çünkü bu anlatım tarzı, Arapların işgalci ve yıkıcı faaliyetlerini, sanki bir hayır ve bereket vesilesiymiş gibi gösterme riskini taşıyor. Tarihsel gerçek şu ki, Arap ordularının Türkistan’a girişi barışçıl bir davet değil, kanlı seferlerle gerçekleşmiştir. Kaynaklar, Buhara’dan Semerkand’a kadar geniş coğrafyada zorla İslamlaştırma çabalarını, şehirlerin yakılıp yıkıldığını, direnenlerin kılıçtan geçirildiğini anlatır. Talkan’da 40.000 Türk’ün cesedi ağaçlara asılmış, Curcan’da 40.000 baş kesilmiş, nehirler kanla dolmuştur. “Teslim olun, canınız bağışlanacak” denilmesine rağmen kadın–erkek demeden kılıçtan geçirilen Türkler, şeriatın söz tanımazlığıyla yüzleşmiştir. Bu tabloyu “fetih ruhu” ile süslemek, tarihsel hakikati perdelemekten başka bir şey değildir. Anlatılan gerçekler bazı Müslümanları rahatsız edip işlerine gelmeyebilir ama yazar belgeleriyle yazmış. Hem de yazılan kaynaklar Arap tarihçiler ve hadisçilerin tarafından kaleme alınmış. Yani adamların ağzından Türkler'in nasıl katledildiğini görüyorsunuz. Kitapta özellikle iki figür öne çıkıyor: Haccac b. Yusuf ve Kuteybe b. Müslim. Türkistan’daki kanlı fetihlerin mimarı bu ikisidir. Haccac’ın Irak valisi olarak bölgeye atanmasıyla başlayan süreç, Kuteybe’nin Orta Asya’daki seferleriyle zirveye çıkmıştır. Bu seferlerin amacı, resmi tarihin anlattığı gibi halkı Müslüman yapmak değil; İpek Yolu’nun geçtiği zengin şehirleri yağmalamak, servet ve köle elde etmekti. Fakat Arapların hesaba katmadığı bir isim vardı: Türgişler’in genç hükümdarı Sulu Han. Hazarların Kafkasya’da Araplara karşı Türklerin kalkanı olması gibi, Orta Asya’da da Sulu Han, Türklerin kurtarıcısı olmuştu. Araplar ona “Ehi Müzahim – zahmet veren” lakabını takmıştı. Kuteybe’nin katliamlarına karşı Sulu Han’ın üstün başarıları, Türk halkı için bir umut olmuştu. Ama ne yazık ki, Türklerin iç çekişmeleri ve kadim düşman Çin’in entrikalarıyla Sulu Han öldürüldü. Onun ölümü, bölgede Arap baskısının yeniden hissedilmesine yol açtı. Kuteybe’nin ölümünden sonra katliamlar kısmen azalsa da, bölge uzun süre Arap zulmünün gölgesinde kaldı. Talas Savaşı sonrası “Türkler güle oynaya Müslüman oldu” masalı, politik bir uydurmadan ibarettir. Karlukların büyük kısmı Tengrici, Maniheist veya Hristiyan olarak yaşamaya devam etmiştir. Bu masalı üretenler, 20. yüzyıldaki bazı ideolojik tarihçiler olmuştur. Osman Karatay ve başka birçok tarihçi, bu gerçeği belgeleriyle ortaya koyar. Bu süreçte Türk’ün kanıyla karınlarını doyuran Arap komutanlarına ne dinleri ne de halkları adına zerre kadar saygım olamaz. Bugün hâlâ “Türklük beden, İslam ruhumuzdur” diyerek aslında Türk’ü ruhsuz ve şerefsiz ilan eden zihniyet, kendi milletinin tarihini inkâr eden en aşağılık teslimiyetçiliktir. Bu, sadece cehalet değil; düpedüz mankurtluğun adıdır. Sonuç olarak bu kitap, tarihî olayların belgesel bir dökümü olarak kıymetli, ama aynı zamanda metodolojik sorunlar taşıyan bir eser. Kitap, Arap fetihlerini kimi yerlerde fazlaca idealize ediyor ve bu da tarihî hakikati gölgeliyor. Türklerin İslamiyet’le buluşması bir “armağan” değil, kanlı bir süreçtir; fakat Türkler bu dini kendi harsına göre yoğurarak farklı bir anlam kazandırmıştır. Okumayı düşünenlerin tabularını göz ardı etmesi gerekli. Okurken şunu göreceksiniz ki tarihte hiç kimse güle oynaya, elini kolunu sallayıp din, inanış ve düşüncelerini değiştirmemiştir! Yine de gerçek şu: Türk’ün öz benliğini yok sayıp Araplaşmayı kutsayan zihniyet, dün de yanlıştı, bugün de yanlıştır. #74741239
Tarih
Araplar'ın Türkistan'a GirişiZekeriya Kitapçı · Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı · 20003 okunma
··1 alıntı·
5 +1'leme
·
728 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Şuana kadar okuduğum en bilgilendirici incelemeydi çok teşekkürler. Ben de sadece okuldan edindiğim bilgi kadar sınırlıydım bu konuda ama yanlış bilinen doğruları fark etmek çok iyi hissettirdi.