Yaban muzu . Zeze ile tanıdığınız yazarının ilk kitabı . Bu kitaptan sonra çıkacak olan kitapların betimlemeleri de nasıl olacakmış bu kitap da belli olmuş . Şöyle bir örnek vereyim ;
"Yüreğimi, kaygıyla dönüşümü bekleyeceği bir ağaç gölgesinde bıraktım ve yürüdüm. Durmadan yürüdüm.
Güneş yüzümü ve ellerimi yaktı. Tozlu, uzun ve sessiz pek çok yol aştım.
Uzaklığın gerçeğinde yitmek için, zaman ve yer denen kavramları unuttum. Uzaklıktan başka şey yoktu…
Korkunç bir yorgunluk bedenime egemen oldu…
O sıra rastladım Acımasız Adamlar’a. Çok daha acıklı bir yaşam için çarpan, acılı bir yüreğe sahip adamlara.
Başkalarına ve kendilerine acıma nedir bilmeyen adamlara.
Öykülerini gördüm, işittim ve yaşadım. Üzgün döndüm ve kaygıyla beni aynı ağacın gölgesinde bekleyen yüreğimi aradım.
Acımasız Adamlar’ın öyküsünü anlatmaya karar verdim. Bu öyküyü ne mürekkeple yazıyorum ne de kanla. Gezginliklerimin tozunda eriyip giden, acılarımın ve yorgunluklarımın terinden yararlanıyorum yalnızca."
.
.
İlk başlarında sıkılsam da sonradan kitap farklı boyuta geçti . Bir çırpıda okudum . Hatta ‘Şeker Portakalı’ kadar nasıl bilinmez diyerek üzüldüm . ‘Fareler ve İnsanlar’ kitabını okuyanınız oldu ise biraz benzetebilirsiniz .
.
.
Konusuna gelince , elmas arayan iki arkadaşın hikayesi . Bu hikayeyi öyle bir anlatmış ki bir film izliyormuşçasına tüm karakterler gözünüzde canlanacak . Okumanızı mutlaka tavsiye ediyorum . Esen kalın