Adı:
Yaban Muzu
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725531
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Banana Brava
Çeviri:
Aydın Emeç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yaban Muzu
Yaban Muzu
"Jose Mauro de Vasconcelos", yurdumuzda çok sevilen bir yazar. Türkçe'de ilk yayımlanan romanı "Şeker Portakalı" ve onun devamı olan "Güneşi Uyandıralım" ve "Delifişek", daha sonra da "Kardeşim Rosinha ve Kardeşim Rüzgar", "Kardeşim Deniz"in gördüğü ilgi çok büyük oldu. Elinizdeki bu kitabın bir başka özelliği daha var. "Jose Mauro de Vasconcelos"ta eşine az rastlanan ve doğuştan gelme bir anlatıcılık yeteneği, akıl almaz bir bellek, göz kamaştırıcı bir yaratıcılık ve insanlar konusunda engin bir deneyim var. Yazar olmaya çalışmamış, yazar olmak zorunda kalmıştır. Romanları bir yanardağın lavları gibi dışına taşmıştır. "Konuyu kafamda toparlayınca yazmaya başlarım ve bir çırpıda yazarım," diyor. İzlediği yöntem, kitap kafasında yazılana kadar, konusunu uzun uzun olgunlaştırmaktır. Yine kendi anlattığına göre, yazı makinesinin başına geçtiğinde, kitabın çeşitli bölümlerini.ayrı ayrı yazabiliyor. Birinci bölümü bitirdikten sonra, aradaki bölümlere el atmadan, sonu kaleme alabiliyor. Brezilya'nın elmas madenlerinde elmas arayan insanların serüven dolu bu romanını "Aydın Emeç"in Türkçesiyle sunuyoruz.
168 syf.
·3 günde·7/10
Yorum Spoiler içerir.
.
.
.
.
Garimpo da elmas madenlerinde çalışıp elmas arayan iki arkadaşın hikayesi... Joel, durumu iyi olan ailesinden kaçarak bu işlere bulaşan bir piyanist. Genç ve iş tecrübesi olmayan Joel ve Joel’e oğlu gibi davranan fiziksel olarak güçlü, her türlü iş konusunda deneyimli Gregorao. Aynı kadının bu iki karaktere beslediği farklı duygular vardır ve bir süre Joel ve Grego ayrı kalırlar. Joel sessizce garimpo’yu ve Gregoyu terk edip daha iyi elmaslar bulacağı bir bölgeye kaçar. Aynı ümitlerle beraber yola çıktığı arkadaşları bir ara ormanda Joel’i beklemeden yola devam edip kendisine büyük bir kötülük yaparlar.. Joel, yiyeceği ve silahı olmadan günlerce savunmasız yoluna devam eder fakat yolunu kaybeder. 8. gün dayanamayıp bir yerde düşüp kalır. Ormanda ölmek üzereyken onu bulan Diolino, Joel’i ölümden kurtarır. Joel kendine gelince acıma duygusuydan yoksun acımasız bir plan tasarlayıp intikam almak için yola çıkar. Yüzbaşına olan olmayan her şeyi  anlatır ve ona bu kötülüğü yapanların ölmesini istemeden onları cezalandırır. Yine eskisi gibi çalışmaya başlar. Beklemediği bir anda Gregorao’yla yeniden karşılaşır ve eski günlerde ki gibi beraber yaşamaya başlarlar. Ama Joel’in geçmişte yaptıkları peşini bırakmaz…
Yazar kendini Şeker Portakaliy'la  duyursa da keyifli bir hikayedi Yaban Muzu, tabi yazarın kaleminde her an hüzün hakim.
176 syf.
·1 günde
Vasconcelos, kitaplarında dramı okuyucuya çok iyi hissettiriyor. Okurken duygulanmamak, üzülmemek elde değil.
Anlatımında ise samimi bir üslup takınıyor. Öyküsünü sansürsüz olduğu gibi yazıyor. Kendisi, kullandığı kaba dili yaşamdan bire bir aldığını, onu değiştirmenin gerçeğe saygısızlık olacağını savunmuştur.
Bazı bölümleri ağır ilerliyor. Buna rağmen başarılı. Şeker Portakalı tadında bir roman.
168 syf.
Nasıl yapıyor?

Okuru böyle içine alacak, okuyor gibi değil de seyrediyor gibi hissettirecek, yüreğini cayır cayır yakıp gözlerini yaşartacak hikayeleri nasıl yazıyor?

Pamuklara sarmak, tüm acılarını, yaralarını silmek isteyeceğimiz karakterleri nasıl oluşturuyor? Nasıl bizim bir parçamız yapıyor?

Şeker Portakalı kadar duyulması, okunması, ağlanması gereken, içinizde burukluğa, boğazınızda düğüme ve gözünüzde yaşlara sebep olacak bir kitap..
176 syf.
·8/10
Yazarın kaleme aldığı ilk kitabı. Diğerlerinde olduğu gibi bu kitabının da dili şiir gibi.
Elmas arayan iki arkadaşın hikayesi. Bana göre kitaptaki en etkili konu, karakterin başına gelen kötü bir olaydan sonra öfkeyle, intikam duygusuyla yapılan karşı hamleden sonra duyulan pişmanlık duygusunu, vicdan azabını hayatın geri kalan bölümünde sırtında kambur olarak taşımasıdır.
Dili akıcı, kolayca okunabilecek güzel bir kitap.
168 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Normalde aynı yazarın birden fazla eserini okumayı tercih etmem. İkinci kitaptan sonra sıkmaya başlar üslubu, tarzı. Fakat Vasconcelos'un ben de yeri ayrı. Ve bu okuduğum üçüncü kitabı olmasına rağmen diğer eserlerini de okumayı düşünüyorum. Aslında başlangıçta hikaye beni sarmamasına rağmen -tam işte yine sıkıldım aynı yazarı okumaktan derken- kalbimi cız ettiren bir sonuçla beni tekrar kazanan bir kitap oldu.
Fikir olması adına: Yaban Muzu; bir yerin ismi ve olaylar bu yerde gelişiyor. Kitap adını buradan almış.
Dili sade, akıcı. Yalnız dediğim gibi ortalarda biraz tekdüze gitse de hikaye güzel bir sonuca bağlanıyor. Ben etkilendim, size de tavsiye ederim.
168 syf.
Ana karekterlerimiz : Gregorao ve Joel(Yavru)

“Yaban Muzu diğer adıyla Banana Brava”yı okuduğunuzda sizi sıkmadan,süzülüyormuşçasına verdiği okuma hazzı anlatılmaz okunup yaşanır.Çünkü Vasconcelos sadelik ve gerçeği olduğu gibi hiç çekinmeden çok güzel sunması zannımca okuyucuya verdiği en büyük hediyedir . Nereden mi uyduruyorum bunları çünkü yazar, önsüz’ünde “Kitabımı okuyackların,kahramanlarımın kaba dilinden ötürü beni bağışlamalarını dilerim.Çoğu kez kaba olan bu dil,yaşamın kendisinden alınmıştır.Onu değiştirmek,örtmecelerle ya da dolaşık anlatımlarla yumuşatmak gerçeğe saygısılık olurdu” diye söz etmiş yani her şey ortada. Bunun yanında çevirmenin de katkısı oldukça fazladır. Okuduğum eser 1990 baskısı olduğu için üstad Aydın Emeç’in çevirisiyle yayımlanmış olup bu çevirinin kitaba neler kazandırdığını da ayrıca hissedecek ve göreceksiniz. Zaten dipnotlarda neyin ne olduğu da güzelce açıklanmış.

-Hikayenin konusuna geldiğimizde Garimpo denilen elmas madenlerinde çalışıp elmas arayan iki arkadaşın hikayesi ele alınıyor... Joel, durumu iyi olan ailesinden kaçarak bu işlere bulaşan bir piyanist.Genç ve iş tecrübesi olmayan Joel ve Joel’e oğlu gibi davranan fiziksel olarak güçlü,babacan ve hertürlü iş konusunda deneyimli Gregorao.Aynı kadına besledikleri daha doğrusu aynı kadının bu iki kahramanımıza beslediği farklı duygular yüzünden bir süre Joel ve Grego ayrı kalırlar.Joel sessizce garimpo’yu ve Gregoyu terk edip daha iyi elmaslar bulacağı bir bölgeye kaçmayı tercih eder ve gider. Aynı ümitlerle beraber yola çıktığı arkadaşları bir ara ormanda Joel’i beklemeden yola devam edip kendisine büyük bir kötülük yaparlar.. Joel, yiyeceği ve silahı olmaksızın günlerce savunmasız yol almaya çalışır,yolunu kaybeder.Sekizinci gün dayanamayıp bir yerde düşüp kalır.Ormanda ölmek üzereyken onu bulan Diolino, Joel’i ölümden kurtarır.Joel kendine gelince acıma duygusuydan yoksun acımasız bir plan tasarlayıp intikam alma hırsıyla yola çıkar.Yüzbaşıya olan olmayan her şeyi fazlasıyla anlatır ve ona bu kötülüğü yapanların ölmesini istemeden onları cezalandırır.Yine eskisi gibi çalışmaya başlar.Beklemediği bir anda Gregorao’yla yeniden karşılaşır ve eski günlerde ki gibi beraber yaşamaya başlarlar.Ama Joel’in geçmişte yaptıkları peşini bırakmaz…Burdan sonra tahmin edemeyeceğiniz gelişmeler olur.Gerisini benim gibi siz okuyuculara bırakıyorum.
168 syf.
·12 günde·8/10
Nedense bu kitap bana Fareler ve İnsaların George Milton ve Lennie sini hatırlattı. Tek farkla bu kitapta iki yoldaşın da kaderi aynı sonla bitti. Acımasız Adamların aç gözlülüğünü, doğmaz nefsini çok güzel işlemiş kitabına Vasconcelos. Kendisinin de dediği gibi bu öykü ne mürekkeple yazılmış ne de kanla. Gerginliklerinin tozunda eriyip giden, acılarının ve yorgunluklarının teriyle yazılmış acıklı bir öykü. Hoşçakal Grego, Hoşçakal Joel..
168 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kitapta beni Joel ve Grego’nun dostluğu çok etkiledi. Dostluğun tanımını yapsak nasıl tanımlarız bilmiyorum ama bu kitap bize o kutsal bağı şöyle sunmuş: onun için her şeye meydan okuyup kendi canını hiçe saydığın ne olursa olsun ne kadar zaman girerse girsin kopamayacağın o muazzam duygu. Joel ve Grego’nun ter temiz dostluğunun insanın aklında kalmasını sağlayan ,sonunun üzücü bitmesi okuyucunun keyfini bir miktar kaçırsa da , bence etkisinden uzun zaman kurtulmayacak kitap. Dili günlük olmasına rağmen içerisinde birçok söz sanatlarını da barındırıyor. Niye bu kadar geç okudum diye bir miktar kendime kızacağım.
168 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Sevgili Vasconcelos'un Şeker Portakalı kitabı ve diğer devam kitapları ile tanımıştım.. Akıp giden okuma günlerim beni şimdi bu kitabına savurdu.
***
Anlatılan yaşam, çekilen zorluklar, içinde bulunulan hayat koşulları hepsinin zorluğunu, pisliğini ve bunaltıcı havasını ruhunuzda hissediyorsunuz. Kullanılan apaçık dil sizi bir nebze rahatsız edebiliyor ama beni etmedi. Çünkü anlatılan hayat tarzına ve döneme çoook yakışmış bir dil. Zaten o kum çukurundaki hayatı temiz bir şehir lehçesiyle anlatamazsınız. Hadi anlattınız diyelim okura hissettiremezsiniz. Neyse efendim kitabın konusuna gelelim...

Başkardaki bir kaç sayfa hatta bir kaç bölüm bana nedendir bilinmez Fareler ve İnsanları anımsattı... Güçlü kuvvetli Gregorao ve onu çekip çeviren Joel... İkisininde hikayesi bambaşka yollardan geçmiş ve bir elmas çukurunda birleşmiş... Joel eğer vazgeçmeseydi çok ünlü saygın bir piyanist olarak hayatını yaşayacakken kendi yolunu çizmek istemesi üzerine Garimpo denilen Elmas aradıkları arazilerde çalışmaya gider ve hayatı değişir...
Gregorao ise karısı ve oğlunun onu terketmesi üzerine bu bataklığa düşer ve hayata tutunmaya çalışır... Gel zaman git zaman bu mükemmel ikilinin yolları ayrılır..
Ve kitabın bana göre en heyecanlı yeri gelir...
Joel daha çok para kazanmak ve daha rahat yaşamak için
Yaban Muzu sahiline gitmek ister ne olursa bundan sonra olur. Yolda başına gelenleri soluğunuzu tutarak okuyorsunuz ve daha sonrasını rahat bir nefes vererek..

Hülasaa efendim okuyup epey beğendiğim bir kitap oldu.
Diğer kitaplarında buluşmak üzere Vasconcelos.
168 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
"Yüreğimi, kaygıyla dönüşümü bekleyeceği bir ağaç gölgesinde bıraktım ve yürüdüm. Durmadan yürüdüm.
Güneş yüzümü ve ellerimi yaktı. Tozlu, uzun ve sessiz pek çok yol aştım.
Uzaklığın gerçeğinde yitmek için, zaman ve yer denen kavramları unuttum. Uzaklıktan başka şey yoktu…
Korkunç bir yorgunluk bedenime egemen oldu…
O sıra rastladım Acımasız Adamlar’a. Çok daha acıklı bir yaşam için çarpan, acılı bir yüreğe sahip adamlara.
Başkalarına ve kendilerine acıma nedir bilmeyen adamlara.
Öykülerini gördüm, işittim ve yaşadım. Üzgün döndüm ve kaygıyla beni aynı ağacın gölgesinde bekleyen yüreğimi aradım.
Acımasız Adamlar’ın öyküsünü anlatmaya karar verdim. Bu öyküyü ne mürekkeple yazıyorum ne de kanla. Gezginliklerimin tozunda eriyip giden, acılarımın ve yorgunluklarımın terinden yararlanıyorum yalnızca."...

Biraz Fareler ve İnsanları anımsatsa da çok farklı, çok güzel bir romandı... Sıkılmadan bir çırpıda okuyor insan... Vasconcelos bu işi çok iyi yapıyor...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaban Muzu
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725531
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Banana Brava
Çeviri:
Aydın Emeç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yaban Muzu
Yaban Muzu
"Jose Mauro de Vasconcelos", yurdumuzda çok sevilen bir yazar. Türkçe'de ilk yayımlanan romanı "Şeker Portakalı" ve onun devamı olan "Güneşi Uyandıralım" ve "Delifişek", daha sonra da "Kardeşim Rosinha ve Kardeşim Rüzgar", "Kardeşim Deniz"in gördüğü ilgi çok büyük oldu. Elinizdeki bu kitabın bir başka özelliği daha var. "Jose Mauro de Vasconcelos"ta eşine az rastlanan ve doğuştan gelme bir anlatıcılık yeteneği, akıl almaz bir bellek, göz kamaştırıcı bir yaratıcılık ve insanlar konusunda engin bir deneyim var. Yazar olmaya çalışmamış, yazar olmak zorunda kalmıştır. Romanları bir yanardağın lavları gibi dışına taşmıştır. "Konuyu kafamda toparlayınca yazmaya başlarım ve bir çırpıda yazarım," diyor. İzlediği yöntem, kitap kafasında yazılana kadar, konusunu uzun uzun olgunlaştırmaktır. Yine kendi anlattığına göre, yazı makinesinin başına geçtiğinde, kitabın çeşitli bölümlerini.ayrı ayrı yazabiliyor. Birinci bölümü bitirdikten sonra, aradaki bölümlere el atmadan, sonu kaleme alabiliyor. Brezilya'nın elmas madenlerinde elmas arayan insanların serüven dolu bu romanını "Aydın Emeç"in Türkçesiyle sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 485 okur

  • Habibe şafak
  • Almira Teber
  • Burak Tayyip Çelik
  • Ayşenur silay
  • Umut Gür
  • Yağmur Ahsen Aktaş
  • Öyle bir insan
  • Rukiye hanım
  • Nesibe Paksoy
  • Elif Chn

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%14
18-24 Yaş
%16
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%28
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.2
Erkek
%26.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.9 (35)
9
%13.8 (22)
8
%23.8 (38)
7
%13.8 (22)
6
%10.6 (17)
5
%5 (8)
4
%1.9 (3)
3
%1.3 (2)
2
%1.3 (2)
1
%0