Adı:
Yaban Muzu
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725531
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Banana Brava
Çeviri:
Aydın Emeç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Jose Mauro de Vasconcelos", yurdumuzda çok sevilen bir yazar. Türkçe'de ilk yayımlanan romanı "Şeker Portakalı" ve onun devamı olan "Güneşi Uyandıralım" ve "Delifişek", daha sonra da "Kardeşim Rosinha ve Kardeşim Rüzgar", "Kardeşim Deniz"in gördüğü ilgi çok büyük oldu. Elinizdeki bu kitabın bir başka özelliği daha var. "Jose Mauro de Vasconcelos"ta eşine az rastlanan ve doğuştan gelme bir anlatıcılık yeteneği, akıl almaz bir bellek, göz kamaştırıcı bir yaratıcılık ve insanlar konusunda engin bir deneyim var. Yazar olmaya çalışmamış, yazar olmak zorunda kalmıştır. Romanları bir yanardağın lavları gibi dışına taşmıştır. "Konuyu kafamda toparlayınca yazmaya başlarım ve bir çırpıda yazarım," diyor. İzlediği yöntem, kitap kafasında yazılana kadar, konusunu uzun uzun olgunlaştırmaktır. Yine kendi anlattığına göre, yazı makinesinin başına geçtiğinde, kitabın çeşitli bölümlerini.ayrı ayrı yazabiliyor. Birinci bölümü bitirdikten sonra, aradaki bölümlere el atmadan, sonu kaleme alabiliyor. Brezilya'nın elmas madenlerinde elmas arayan insanların serüven dolu bu romanını "Aydın Emeç"in Türkçesiyle sunuyoruz.
Vasconcelos, kitaplarında dramı okuyucuya çok iyi hissettiriyor. Okurken duygulanmamak, üzülmemek elde değil.
Anlatımında ise samimi bir üslup takınıyor. Öyküsünü sansürsüz olduğu gibi yazıyor. Kendisi, kullandığı kaba dili yaşamdan bire bir aldığını, onu değiştirmenin gerçeğe saygısızlık olacağını savunmuştur.
Bazı bölümleri ağır ilerliyor. Buna rağmen başarılı. Şeker Portakalı tadında bir roman.
Nasıl yapıyor?

Okuru böyle içine alacak, okuyor gibi değil de seyrediyor gibi hissettirecek, yüreğini cayır cayır yakıp gözlerini yaşartacak hikayeleri nasıl yazıyor?

Pamuklara sarmak, tüm acılarını, yaralarını silmek isteyeceğimiz karakterleri nasıl oluşturuyor? Nasıl bizim bir parçamız yapıyor?

Şeker Portakalı kadar duyulması, okunması, ağlanması gereken, içinizde burukluğa, boğazınızda düğüme ve gözünüzde yaşlara sebep olacak bir kitap..
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.103 Oy)17.491 beğeni39.509 okunma2.118 alıntı165.420 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.004 Oy)12.476 beğeni31.755 okunma2.794 alıntı132.551 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.857 Oy)8.145 beğeni26.026 okunma625 alıntı126.702 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.826 Oy)7.366 beğeni20.628 okunma687 alıntı79.720 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.228 Oy)8.148 beğeni23.985 okunma1.898 alıntı102.480 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.469 Oy)8.422 beğeni22.849 okunma1.455 alıntı105.627 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.255 Oy)5.361 beğeni18.152 okunma687 alıntı92.284 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.596 Oy)4.945 beğeni15.748 okunma821 alıntı54.361 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.972 Oy)8.365 beğeni23.238 okunma1.135 alıntı112.900 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.147 Oy)10.813 beğeni26.556 okunma1.383 alıntı139.758 gösterim
Normalde aynı yazarın birden fazla eserini okumayı tercih etmem. İkinci kitaptan sonra sıkmaya başlar üslubu, tarzı. Fakat Vasconcelos'un ben de yeri ayrı. Ve bu okuduğum üçüncü kitabı olmasına rağmen diğer eserlerini de okumayı düşünüyorum. Aslında başlangıçta hikaye beni sarmamasına rağmen -tam işte yine sıkıldım aynı yazarı okumaktan derken- kalbimi cız ettiren bir sonuçla beni tekrar kazanan bir kitap oldu.
Fikir olması adına: Yaban Muzu; bir yerin ismi ve olaylar bu yerde gelişiyor. Kitap adını buradan almış.
Dili sade, akıcı. Yalnız dediğim gibi ortalarda biraz tekdüze gitse de hikaye güzel bir sonuca bağlanıyor. Ben etkilendim, size de tavsiye ederim.
Ana karekterlerimiz : Gregorao ve Joel(Yavru)

“Yaban Muzu diğer adıyla Banana Brava”yı okuduğunuzda sizi sıkmadan,süzülüyormuşçasına verdiği okuma hazzı anlatılmaz okunup yaşanır.Çünkü Vasconcelos sadelik ve gerçeği olduğu gibi hiç çekinmeden çok güzel sunması zannımca okuyucuya verdiği en büyük hediyedir . Nereden mi uyduruyorum bunları çünkü yazar, önsüz’ünde “Kitabımı okuyackların,kahramanlarımın kaba dilinden ötürü beni bağışlamalarını dilerim.Çoğu kez kaba olan bu dil,yaşamın kendisinden alınmıştır.Onu değiştirmek,örtmecelerle ya da dolaşık anlatımlarla yumuşatmak gerçeğe saygısılık olurdu” diye söz etmiş yani her şey ortada. Bunun yanında çevirmenin de katkısı oldukça fazladır. Okuduğum eser 1990 baskısı olduğu için üstad Aydın Emeç’in çevirisiyle yayımlanmış olup bu çevirinin kitaba neler kazandırdığını da ayrıca hissedecek ve göreceksiniz. Zaten dipnotlarda neyin ne olduğu da güzelce açıklanmış.

-Hikayenin konusuna geldiğimizde Garimpo denilen elmas madenlerinde çalışıp elmas arayan iki arkadaşın hikayesi ele alınıyor... Joel, durumu iyi olan ailesinden kaçarak bu işlere bulaşan bir piyanist.Genç ve iş tecrübesi olmayan Joel ve Joel’e oğlu gibi davranan fiziksel olarak güçlü,babacan ve hertürlü iş konusunda deneyimli Gregorao.Aynı kadına besledikleri daha doğrusu aynı kadının bu iki kahramanımıza beslediği farklı duygular yüzünden bir süre Joel ve Grego ayrı kalırlar.Joel sessizce garimpo’yu ve Gregoyu terk edip daha iyi elmaslar bulacağı bir bölgeye kaçmayı tercih eder ve gider. Aynı ümitlerle beraber yola çıktığı arkadaşları bir ara ormanda Joel’i beklemeden yola devam edip kendisine büyük bir kötülük yaparlar.. Joel, yiyeceği ve silahı olmaksızın günlerce savunmasız yol almaya çalışır,yolunu kaybeder.Sekizinci gün dayanamayıp bir yerde düşüp kalır.Ormanda ölmek üzereyken onu bulan Diolino, Joel’i ölümden kurtarır.Joel kendine gelince acıma duygusuydan yoksun acımasız bir plan tasarlayıp intikam alma hırsıyla yola çıkar.Yüzbaşıya olan olmayan her şeyi fazlasıyla anlatır ve ona bu kötülüğü yapanların ölmesini istemeden onları cezalandırır.Yine eskisi gibi çalışmaya başlar.Beklemediği bir anda Gregorao’yla yeniden karşılaşır ve eski günlerde ki gibi beraber yaşamaya başlarlar.Ama Joel’in geçmişte yaptıkları peşini bırakmaz…Burdan sonra tahmin edemeyeceğiniz gelişmeler olur.Gerisini benim gibi siz okuyuculara bırakıyorum.
"Yüreğimi, kaygıyla dönüşümü bekleyeceği bir ağaç gölgesinde bıraktım ve yürüdüm. Durmadan yürüdüm.
Güneş yüzümü ve ellerimi yaktı. Tozlu, uzun ve sessiz pek çok yol aştım.
Uzaklığın gerçeğinde yitmek için, zaman ve yer denen kavramları unuttum. Uzaklıktan başka şey yoktu…
Korkunç bir yorgunluk bedenime egemen oldu…
O sıra rastladım Acımasız Adamlar’a. Çok daha acıklı bir yaşam için çarpan, acılı bir yüreğe sahip adamlara.
Başkalarına ve kendilerine acıma nedir bilmeyen adamlara.
Öykülerini gördüm, işittim ve yaşadım. Üzgün döndüm ve kaygıyla beni aynı ağacın gölgesinde bekleyen yüreğimi aradım.
Acımasız Adamlar’ın öyküsünü anlatmaya karar verdim. Bu öyküyü ne mürekkeple yazıyorum ne de kanla. Gezginliklerimin tozunda eriyip giden, acılarımın ve yorgunluklarımın terinden yararlanıyorum yalnızca."...

Biraz Fareler ve İnsanları anımsatsa da çok farklı, çok güzel bir romandı... Sıkılmadan bir çırpıda okuyor insan... Vasconcelos bu işi çok iyi yapıyor...
Vasconcelos'un ilk kitabı, benim okuduğum ikinci kitabı. İlk olarak Şeker Portakalı nı okuyup etkisinde kalmıştım. Daha sonra ilk kitabını merak ettim ve aldım. Çok akıcı anlatımına hayran kalarak okudum bu kitabını da. İki dostu ele almış ilk kitabında. Iki gerçek dostu. Severek okudum ve herkese tavsiye ederim.
Yaban Muzu/Jose Mauro De Vasconcelos
Kitabın başlarından itibaren "fareler ve insanlar"kitabındaki dostluğun bir benzerini bu kitapta okuyacaksınız. Ben iki kitabı birbirine dostluk anlamında çok benzettim birde tabi karakterleri de benzettim. Zor şartlarda çalışan iki dostun hayat hikayeleri yer alıyor. Yabancı kelimelerin yoğun bir şekilde yer alması beni çok yordu açıkçası. Belkide telaffuzunda zorlandığım içindir. Bir çok yerde oğlumdan yardım istedim:) Kalabalık bir grup çalışmak için yola çıkar ve arkalarında kalan arkadaşlarını hiç düşünmeden ormanda aç ve susuz bırakarak ölüme terk ederler. Bu noktadan sonra öc alma duygusu ve sonrasında gelen vicdan muhasebesi ile yaşanan hayatı anlatmış yazar. Ben çok iyi bulmadım bu kitabı belkide çok fazla yabancı terimlerden bunaldım bilmiyorum. Okunmasada olur diyorum bu kitap için ve okunacak daha iyi kitaplar var onlara zaman ayırmak lazım.
Kitapla ve sevgiyle kalın...

Jose Mauro De Vasconcelos
Yaban Muzu
Can yayınları
Çeviri:Aydın Emeç
Sayfa:168
Beklenmeyen bir son, sevginin ve dostluğun iyisi ve köyüsüyle gösterildiği bir kitap ayrıca şeker portakalıyla hemen hemen aynı güzellikte bir konusu var
Vascencelos'un diğer kitaplarından da alışık olduğumuz betimlemeler okuyucuya kitabı yaşatıyor. Konu bakımından bir kaç farklı olay hikayesinin birleşimi diyebilirim. Ayrıca etkisinden uzun süre çıkılamayacak bir sonu var.
Benim için Şeker Portakal'ı ile başlayıp, Güneşi Uyandıralım, Delifişek, Kayığım Rosinha ile devam eden Vasconcelos'un "en"leri arasına giremese de yine apayrı bir tat bıraktı #yabanmuzu. Elmas avcısı Joel'in Banana Brava'ya ulaşma serüveninde yaşadıkları anlatılıyor. Vasconselos'un muhteşem anlatımı sayesinde bir film izlemişçesine canlandırıyorsunuz her sahnesini... "Yüreğimi, kaygıyla dönüşümü bekleyeceği bir ağaç gölgesinde bıraktım ve yürüdüm..."
Diline hayranlık duyduğum yazarın, “Bu öyküyü ne mürekkeple yazıyorum ne de kanla. Gezginliklerimin tozunda eriyip giden, acılarımın ve yorgunluklarımın terinden yararlanıyorum yalnızca.” diye ifade ettiği ve gerçekten de bu cümlelerin hakkını verdiği çok değerli bir kitap. Garimpeiro’ların hayatına bir kapı aralamayı isteyen herkes okumalı...
İnsana özgü
ve
vicdan denen bir şey vardır ki en uygunsuz anlarda konuşur.
José Mauro De Vasconcelos
Sayfa 113 - Can Yayınları-1990
Öyle! Insanlarda yürek adı verilen bir şey var ki, işleri karıştırmaktan başka şeye yaramıyor.
José Mauro De Vasconcelos
Sayfa 96 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaban Muzu
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725531
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Banana Brava
Çeviri:
Aydın Emeç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Jose Mauro de Vasconcelos", yurdumuzda çok sevilen bir yazar. Türkçe'de ilk yayımlanan romanı "Şeker Portakalı" ve onun devamı olan "Güneşi Uyandıralım" ve "Delifişek", daha sonra da "Kardeşim Rosinha ve Kardeşim Rüzgar", "Kardeşim Deniz"in gördüğü ilgi çok büyük oldu. Elinizdeki bu kitabın bir başka özelliği daha var. "Jose Mauro de Vasconcelos"ta eşine az rastlanan ve doğuştan gelme bir anlatıcılık yeteneği, akıl almaz bir bellek, göz kamaştırıcı bir yaratıcılık ve insanlar konusunda engin bir deneyim var. Yazar olmaya çalışmamış, yazar olmak zorunda kalmıştır. Romanları bir yanardağın lavları gibi dışına taşmıştır. "Konuyu kafamda toparlayınca yazmaya başlarım ve bir çırpıda yazarım," diyor. İzlediği yöntem, kitap kafasında yazılana kadar, konusunu uzun uzun olgunlaştırmaktır. Yine kendi anlattığına göre, yazı makinesinin başına geçtiğinde, kitabın çeşitli bölümlerini.ayrı ayrı yazabiliyor. Birinci bölümü bitirdikten sonra, aradaki bölümlere el atmadan, sonu kaleme alabiliyor. Brezilya'nın elmas madenlerinde elmas arayan insanların serüven dolu bu romanını "Aydın Emeç"in Türkçesiyle sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 121 okur

  • Hanife Çavdar
  • Esra.
  • Shello'S
  • Nrgz B.
  • Azra akay
  • Medlerdenceren
  • Nur
  • Burak Işık
  • Dilek K
  • Yaren

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%14
18-24 Yaş
%16
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%28
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.2
Erkek
%26.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.5 (8)
9
%29.4 (10)
8
%17.6 (6)
7
%14.7 (5)
6
%5.9 (2)
5
%5.9 (2)
4
%0
3
%2.9 (1)
2
%0
1
%0