Hahoo ho! Hahoo ho!
Bu sesler, Pal Sokağı Çocukları'nın parolası.
Macar edebiyatından dilimize kazandırılmış, dünya edebiyatının en popüler romanlarından biri. Ünlü #drama yazarı Ferenc Molnar’ın kaleme aldığı, bir tiyatro eseri havasında epik ve lirik tarzda anlatım ile harmanladığı, tüm dünyada rağbet gören, unutulmaz eseri.
Macaristan’ın Budapeşte kentinde geçen hikâye iki çocuk çetesi arasındaki “oyun arsası”nın üzerinden ilerliyor. İçerisinde ölümsüz roman kahramanı #Nemecsek’in de bulunduğu çete, “arsa”yı diğer çocuk çetesine kaptırmamak için mücadele ediyor.
#PalSokağıÇocukları bir çocuk romanı olmasına rağmen, bu romanı bir çocuk olarak okumakla bir erişkin olarak okumak arasında büyük farklar var.
Çocukken okuduğumda aklımda sadece Nemecsek’in hüzünlü sonu kalmıştı.
Yazar anlatıya, küçük bir çocuk romanına sığmayacak kadar çok arketip yerleştirmiş: İyiler ve kötüler, erişkinler ve çocuklar arasındaki ilişkiler, okul hayatı, öğretmenler, çeteler, ihanet, fedakarlık, boş arsa, aidiyet, savaş, intikam...
Çocukken, yoğun dramatik anlatıma sahip bu hikâyede, tüm bu kavramları ve yazarın romanda vermek istediği dayanışma, bağımsızlık ve özgürlük ruhuna dair mesajları anlamak güç.
Bu açıdan romanı erişkinken tekrar değerlendirmeniz yerinde olacak.
1906 yılında yayımlanan bu roman aslında 1889 yılında geçiyor.
Yazar anlattığı bir kısım olaylara gerçekten tanık olmuş ve roman kahramanlarının bir kısmını da yakından tanıyormuş.
Bu ayrıntıdan yola çıkarak “Pal Sokağı Çocukları” yazarın hayatı, dönemin toplumsal ve siyasi olayları ile yakından ilintili dersek yanlış olmaz sanıyorum.
Kapitalizmin, burjuvazinin altın çağlarını yaşadığı zamanlar...
Zaten en iyi romanlar Burjuvazinin doruk noktalarına ulaşıp, kapitalizmin tüm Avrupa’yı hatta tüm dünyayı sarstığı çalkantılı dönemlerde yazılmamış mıdır?
Bunun için toplumsal gerilimin ve hareketliliğin yoğun olduğu 19. yy Rus romancılığına bakmak yeterli bence.
Ayrıca Molnar’ın, I. Dünya Savaşı sırasında Galiçya’da savaş muhabirliği de yapması, romanda “Büyük savaşlara tanıklık eden gerçek savaş muhabirleri, çarpışmaların kaybedilmesinde kargaşanın büyük rol oynadığını söylerler.” diyerek deneyiminden bahsetmesi de yine, yazarın vermek istediği mesajları destekler nitelikte.
Molnar bunların yanı sıra; aralara sadece erişkinlerin anlayabileceği bir takım tarihsel, toplumsal mesaj, gönderme ve analoji de yerleştirmiş.
Örneğin; Budapeşte’nin çocuk argosunda
‘el koyma’ anlamında kullanılan #einstand kelimesi ile #Macaristan üzerindeki #Avusturya baskısını dile getiriyor.
Ya da “And içeriz ki, bir daha asla esir halk olmayacağız” (Nemecsek’in hasta yatağında Boka’ya söylediği “Ernő! Ya şimdi ya hiçbir zaman!”) ifadeleri Macar özgürlük savaşçısı şair #SandorPetőfi’nin ‘Milli Şarkı’ isimli şiirine gönderme.
Çocukların uğrunda mücadele verdikleri arsa, aslında vatan topraklarını temsil ediyor.
Yazarın hayatına bir göz atanlar ve o dönemi araştıranlar söylediklerimi daha iyi anlayacaklardır.
Bir de ben Nemecsek karakterini yine bir çocuk romanı diye bilinen Oliver Twist’e de benzettim.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Şehrin, uğruna o kadar mücadele verilen arsayı ve arsayla beraber çocukların bütün umutlarını yuttuğu, bence toplumsal entegrasyonun en iyi örneklerinden biri olan ve yukarıda değindiğim pek çok konudan dolayı; tam anlamıyla bir çocuk romanı olarak görmediğim Pal Sokağı Çocukları (bu roman) bize şöyle diyor: Ölünceye Kadar İyi Ol...
Çok sayıda dile çevrilmiş bu evrensel eser, hem her insana kendi çocukluk yıllarını anımsatan bir çocuk romanı hem de döneminin toplumsal, siyasi olaylarına ışık tutması açısından da biz yetişkinlerce de zevkle okunan bir anlatı.
Romandan sloganlaşan bir alıntı ile;
“Dünyanın bütün çocukları Pál Sokağı’ndadır.”
Sevgiyle kalın!
Not: Macaristan’ın #Budapeşte kentini ziyaret ettiğinizde bu kitabın 100. yılı anısına dikilen Pal Sokağı Çocukları’nın heykellerine bakmayı unutmayın. Orada er Nemecsek’i hissedin.
Instagram: endorfinhormone|Bookstagram CKA #endorfinokudu