·520 syf.····Okunma: 19 Temmuz 2020 15:42 Martin Eden, dost tavsiyesi üzerine okuduğum en güzel kitaplardan biriydi... Yaşamı ayna gibi yansıtan, çokça Martin’i hayalperestlikle suçlamama neden olan, cömertlikte aşırıya kaçtığını düşündüren, yer yer güldüren ve özellikle sonlara doğru da oldukça duygulandıran bir kitap oldu benim için. Önceleri gözünde yücelttiği, idealize ettiği insanların zaman içerisinde vasıfsız ve sürü güdüsüyle hareket eden yaratıklar olduğunu farketmesi ve bunu anlatma şekli gerçekten etkileyiciydi. Toplumun birçok kesiminde değer görmenizi, fark edilmenizi sağlayacak olan tek hakikatin para ve mevki kavramlarına dayandığını yeniden görmek acı vericiydi. Martin’in de sürekli sorguladığı gibi ben aynı benim, açken beni yemeğe davet etmeyen insanlar şimdi istediğim tüm yemekleri satın alabilecekken neden beni yemeğe davet etmek için sıraya girdiler düşüncesi onu oldukça derin kimlik karmaşalarına itiyor. İnsanlığın çirkinliği bir kez daha gözler önüne seriliyor bu kitapta. Çıkarcılık, yaltaklanma ne kadar iğrenç şey varsa insanlığa dair Martin hepsiyle yüzleşiyor. Biz de yeniden yüzleşiyoruz onunla beraber. Aşkın bile bu iğrenç kavramlara alet edildiğini görüyoruz ama Martin akıllı, öğrenmiş. Duygularımızın kesiştiği yerler o kadar fazla ki alıntılarda çoğunu paylaştım. Daha farklı bir son olabilir miydi bilemiyorum ama bazen yaşama arzun bittikten sonra kaçınılmaz olan tek bir son kalır geriye...