Gönderi

10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2020 14:03
Son zamanlarda okuduğum en dahiyane kitap. Gerçekten, Albert Camus bir dahi olmalı. Kitabın bazı bölümlerinde tüylerimin diken diken olduğunu hissettim. Dipnot: Normalde incelemelerimi uzun yazmaktan çekinirim. Çünkü genelde benim incelemelerde aradığım özellik de onların kısa ve öz olmasıdır. Fakat kitabın verdiği heyecan ile bu incelemeyi kısa tutamayacağımın farkına vardım. Kitabı okumadan önce incelemelerde, Albert Camus’un burjuva ahlak anlayışını zekice alaya aldığını okumuştum. Bu, bende nedense kitapta Camus’un kendini olaylardan soyutlayarak dışarıdan alaycı bir gözle burjuva ahlak anlayışını iğnelediği ön fikrine kapılmama neden oldu. Fakat kitapta durum o kadar farklıymış, o kadar farklıymış ki… :) Daha ilk sayfalarda Camus’un kitaptaki başrol karakteri Jean Baptiste’nin diyaloglarıyla Camus’un iğneyi kendine de batırdığını anlıyorsunuz. Fakat asıl, kitapta sonlara doğru işin renginin tümüyle farklı bir boyutta olduğu açığa çıkıyor. Kitabın bir ahlak anlayışı eleştirisi olduğu fikrine katılıyorum. Fakat girişten itibaren, benim perspektifimden kitap, salt eleştiri yapmaktan ziyade ahlak felsefesinin bir problemini irdeliyor. Bu problem şudur: Bireyin; sonunda kendi çıkarlarını gütmediği, bencil olmayan iyilikler var mıdır? Başka bir deyişle, bir birey kendi yararını gözetmeksizin başkasına iyilik yapabilir mi? Genelde ilk başta duyulduğunda, “ Tabi yaaa neden olmasın canım, ben bile bazen yapıyorum bunu, kendimden biliyorum” diye cevaplanan bu soru üzerine düşünüldüğünde sorunun aslında çok tatsız, soğuk bir yüzevurum olduğu anlaşılmaktadır. Bu sorunun, bireyin yüzüne bireyin yapmış olduğu iyilikleri paçavra gibi buruşturup fırlatma gibi bir özelliği ve görevi vardır. Bu soruyu şimdilik düşünmek için çeşitli örnekler vermek gerekirse; - Birey, yaşlı bir amcayı karşıdan karşıya geçirmek için koluna girer ve onu karşıya geçirdikten sonra onu tatlı bir tebessümle uğurlar. Bu iyiliği gerçekten yaşlı amcanın faydası için mi yapmıştır yoksa yanındaki arkadaşlarına yardımsever imajı vermek için mi ? - Birey, kimsenin haberi olmadan kapalı şekilde kimsesiz çocuklara yüklü bir miktar para bağışlamıştır. Bu durumda kişi kendine yardımsever imajı vermek için bu iyiliği yapmış olamaz. Fakat bu, onun gençliğinde kundakta, cami avlusunda bıraktığı bebeğinin verdiği suçluluk duygusunun bir kefareti olabilir mi? Ya da para bağışlamanın ona verdiği güç hissi için olabilir mi? Ya da sadece iyilik yapmış olmanın verdiği o gururlu, tatlı haz için olabilir mi? Farkındaysanız kimsesiz çocukların faydasını bu noktada konuşmaktan çok uzağız. - Her örneği vermek mümkün. Son bir, görece uç örneği vererek sizi bencil olmayan bir iyilik var mıdır sorusu ile baş başa bırakıyorum: Bir kız evlat düşünün; hasta, akciğer nakli olmazsa hayatı genç yaşında son bulacak. Tek uygun donör ise baba, ve akciğerini bağışlaması durumunda kendi hayatına veda edeceği gerçeği ile yüz yüze. Sözde hiç düşünmeden nakli kabul ediyor ve biricik kızını, kendi hayatına son vererek yaşatıyor. Peki babanın bu kocaman iyiliği çıkardan tamamen arınmış mıdır? Uzun süredir bunalımda olan ve intihar düşüncesini aklından çıkaramayan fakat ona cesaret edemeyen baba için bu, bir fırsat olacaktır. Ölümüne bir bahane bulmuştur ve bu aynı zamanda onurluca gözükmektedir. Ya da şen şakrak, mutlu bir baba hayal edelim. Bu baba hayatına kızı olmadan devam etme fikrini benimseyememiştir. Bu fikirden, ölümden korktuğundan daha fazla korkuyor ve ölümü seçiyor olabilir mi? Ya da donör olmadığı durumda kendini, kızının katili gibi addedeceği korkusu ve o pişmanlık ile yaşayamayacağı fikri onu bu inanılmaz büyük fedakarlığa itmiş olabilir mi? Farkındaysanız bu noktada kızın faydasını konuşmaktan çok uzaktayız. İşte bu bencil olmayan iyilik yoktur düşüncesinin sancısını işliyor Albert Camus kitabında, ve beni kitabına hayran bıraktıracak bir deha ile yapıyor bunu. Kitabın baş karakteri Baptiste kendini mutlu, iyiliksever, şerefli ve onurlu zannetmektedir. O, bir saygıdeğer, iyiliksever ve toplum faydalısı avukattır. Dostlarına sadıktır. Yaşlılara yardım eder, bağışlar yapar, İnsanların elinden tutar. Fakat bir gece, kendini trajik bir olayın başrolü olarak bulur. Bu trajedi Baptiste’nin maskesinin düşmesine neden olur. Kendi iki yüzlülüğünden iğrenir. Sancı başlar. Bu sancıyı ve bulantıyı azaltmak için bir yol bulmalıdır. Kitabın asıl buradan sonraki kısmı beni ürperten bölüm oldu. Özellikle Baptiste’nin kendi için, “Çölde bağıran ve oradan kurtulmayı reddeden sahte peygamber”, çarmıha gerilen çakma İsa benzetmesi benim aklımı aldı. Buradan sonraki kısım için ne kadar çok konuşmak istesem de spoiler verip kitabın zevkini sizin için mahvedeceğim korkusu ile burada duruyorum. İyi okumalar diliyorum. “Öyleyse, bir akşam Paris rıhtımları üzerinde başınıza geleni ve nasıl yaşamınızı hiç tehlikeye atmamayı başardığınızı lütfen anlatın bana”
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
·
23 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.