20 yaşında, işçi sınıfına mensup Martin'in, üst tabakadan ve üniversite eğitimi almakta olan Ruth'a aşık olmasıyla birlikte başlayan mücadelesini anlatan şahane bir kitap. O kadar sıra dışı bir mücaladele öyküsü ki bu, aynı zamanda da Jack London'un kendi hayatından da kesitler sunmakta.
Martin'in kitaplara olan saf tutkusu, onu eğitim almadan kendi çabasıyla bilgilenmeye teşvik eder. Okuma serüveniyle birlikte gelen yazma aşkı da önünde farklı ufuklar açar. Yazar olma ideali için çalışan Martin, ne yazık ki toplumun ezbere hayat standartlarına uymadığı için ağır eleştirilere maruz kalır. Düzenli bir iş, para getiren bir meslek seçmediği için en yakınları tarafından dışlanır. İçinde yanan yazma ateşini söndüremeyen ve bir gün başarıya ulaşacağı konusunda kendine yalnızca kendisi güvenen genç adam bu uğurda uykusuzluk ve açlıkla da sınanır.
Var olmaya çalışan, idealleri uğruna herkesi karşına alan, yalnız kalmanın ve anlaşılamanın sancılarını çeken Martin, müthiş bir irade örneği.
İnsanları umursamadan, maddi ve manevi tüm kaynaklarını tüketene kadar baş koyduğu yoldan ve aşkından dönmeyen Martin Eden, okuduğum en ilham veren karakterlerden oldu.
İyi Okumalar_
.