·517 syf.····Okunma: 27 Temmuz 2020 05:01 Martin Eden/ Jack London
Çok gördüğüm bir kitaptı Martin Eden. Çok okunduğunu görünce de herkese hitap eden, kolay okunan bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Kitap bittiğinde hem bu düşünceme hala katılıyorum hem de katılmıyorum. Evet, herkese az çok hitap eden, her insanın Martin Eden karakterinde kendi hayatına dair bir şeyler bulabileceği bir kitap. Ama bir yandan da Martin’in aydınlanması meselesindeki felsefi düşünceler, sosyalizm, bireycilik, Nietzsche’nin üstüninsanı gibi kavramlar hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olmayı gerektiriyor yani bir birikim istiyor, en azından kitabı tam anlamıyla anlayabilmek için. Tabiki böyle olmasa, üstünkörü yazılmış ve kolay okunan bir kitap olsaydı bu kadar büyük bir eser olmazdı, pembe dizi tadında bir roman olurdu. Kolay okunmasından kastım dili değil anlatılan düşünceler. Yoksa olaylar çok akıcı bir şekilde ilerliyor.
Romanda Martin Eden’ın da savunduğu gibi kitaplar gerçekleri anlatmalı, hayattan kopmamalı. Ben de bir okuyucu olarak kitapta hayatın gerçeklerini görmek isterim, hayallerle dolu bir masal ülkesi değil. İşte Martin Eden da kanlı canlı karşımızda. Yaşadığı zorluklarla, alt tabakaya özgü hal ve hareketleriyle, azmiyle, hüsranları ve başarılarıyla, hayalleriyle, tutkularıyla...
Zaman zaman hayatımızla ilgili çok radikal kararlar alırız, değişmek isteriz. Ama ne kadar azimliyiz, ne kadar istikrarlıyız? Ve bir de verdiğiniz kararları, hayatınızı sürekli eleştiren ve size yön vermeye çalışan bir toplum var. Kararınızın arkasında ne dereceye kadar durup onu savunabilirsiniz? Martin Eden da bir karar alıyor: değişmek. Kendi sınıfından hayaller ülkesi olan o ışıltılı dünyaya, burjuvaya yükselmek. Başta amacı sadece ilk görüşte aşık olduğu Ruth’un seviyesine yükselmek, aralarındaki engelleri kaldırmak ve ona kavuşmak. Ve bu yükselişi kendi istediği gibi, kendinden ödün vermeden ve başta Ruth olmak üzere herkesin dediklerine kulaklarını tıkayarak gerçekleştirmek istiyor. Bu serüveni yaşarken kendini buluyor Martin, kitapların dünyasıyla tanışıyor. Bilmediklerinin çokluğuyla, bilgi dünyasının sonsuzluğuyla karşılaştığında öğrenme açlığı başlıyor. Ne olduğunu ve ne olmak istediğini fark ediyor.
Martin Eden’ın serüvenini merakla okuyoruz, onun karakterinden insan kişiliğine dair çok önemli bilgiler edinirken yansıttığı toplum, burjuva, sınıf farklılıkları ile ilgili gerçeklerle yüzleşiyoruz.
Umarım bir gün hepiniz Martin Eden ile tanışıp ona hayat serüveninde eşlik edersiniz