·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Temmuz 2020 19:47 “Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz, benim buna gücüm kalmadı...” diyerek, Stefan Zweig’ın 1942 yılında eşiyle birlikte intihar etmeden önceki yazdığı son kitabıdır Satranç.
Hikâye boyunca anlatıcının yaptığı psikolojik durumlara ilişkin gözlemler öyle ustaca tabirlerle anlatılmış ki bütün karakterleri adeta kendi içinizde yaşıyorsunuz.
Çok heyecanlı bir kitap’tı soluksuz okudum.
Ve Dr. B bu adama aynı anda hem hayran olup hemde yaşadıkları yüzünden insanın yüreğinin parçalanmaması elinde değil. Yüksek bir eğitim görmüş Avustralyalı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, elinde gizli belgeler olması sebebiyle Gestapo tarafından tutuklanır. Toplama kampına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır. “Hiçlik”, hiçlik duygusu ile benliği yok etmek. Dört ay boyunca, bir koltuk, bir küçük pencere, Bir dolaptan ibaret olan bu odada kafayı sıyırmaya başlar. Bir gün rutin sorgulama için beklerken, asılı duran bir paltonun cebinde bir kitap görüyor ve kimse görmeden onu çalıyor.
Hikâyenin en güzel ve akışkan bölümünü anlatıcının bu gizemli yabancının satrançta nasıl böylesine başarılı bir hale geldiğini anlattığı kısım oluşturur.
ESERİN ANA FİKRİ: Tecrit (yalnızlığa terk etme) İnsanlara karşı kullanılabilecek en büyük silahtır.
“Yeryüzündeki hiçbir şey bir insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz.”