Emily Bronte , tek romanı olan “Ugultulu Tepeler’i “ yazdıktan bir sene sonra ölüyor. Yaşasaydı daha ne muhteşem eserler bırakırdı diye düşünmeden edemiyor insan. Aşk romanı diye okumaya başladığım bu kitap aşkın karanlık, marazi, saplantılı yüzünü olağan haliyle okuyucuya aktarıyor. Kitapta anlatılan hikaye için bir Aşk hikayesinden çok hastalıklı bir aşkın doğurduğu intikam, nefret en çokta bir hırs hikayesi diyebiliriz. Kitabı okurken duygu yoğunluğunu içinizde o kadar çok hissediyorsunuz ki siz de anlamadan hikayenin bir parçası haline geliyorsunuz . Klasik romanlara karşı önyargısı olanların önyargılarını yıkacak cinsten olan akıcı ve sürükleyici bir kitaptı.Mutlaka okuyun derim.