·904 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ağustos 2020 12:54 Roman, 'Suç ve Ceza' romanından sonra Dostoyevski'nin en sevdiğim romanları arasında yerini aldı.
Dostoyevski bu romanını kaleme alırken Aslında gerçek bir olaydan esinlenmiş. O sıralarda Rusya'daki nihilist gruplarından birinin başında bulunan Sergey Neçayev adında bir genç varmış. Birisi, Neçayev'i kendi grubunu kendi düşüncelerine göre yönetmesiyle itham eder ve bunun üzerine Neçayev de bu ithamı yapan kişiyi öldürtür. Dostoyevski'de, 'Ecinniler' romanında yazdığı Pyotr Stepanoviç karakteriyle Sergey Neçayev'i temsil eder.
Kitap 19. Yüzyıl Rusyasını anlatan siyasi bir roman aslında. Bol bol nihilizim, ateizm, sosyalizm kavramlarıyla karşılaşıyoruz. Rusya'dan ve Rus insanından özellikle bahseden Dostoyevski yer yer çok ağır ithamlarda bulunarak Rus insanını acımasızca eleştirmeyi de kendine görev edinmiş. İyi yanlarını da kötü yanlarını da böyle ortaya koyması kitapta en sevdiğim noktalardan oldu.
Dikkatimi çeken bir diğer nokta Fransa düşkünlüğü... Kitapta, özellikle de Stephan Trofimoviç konuşurken hep araya Fransızca sözler katıyor. Bu durum sanki onu daha bilgiliymiş gibi gösterdiğini düşünüyor. Garip...
Nihilizim'in aşırılığı karşısında yıkılan bir toplum, harap olan insanlar adeta gözümüzün önünde canlanıyor.
Öncelikle kitapta bir sürü karakter var. İlk başlarda bu sizin aklınızı karıştırsada sonraları yerine oturuyor ancak benim gibi küçük bir kağıda bu kişileri not alarak işinizi kolaylaştıra da bilirsiniz.
Stephan Trofimoviç, bu adam kitaptaki en boş insanlardan birisi olabilir. Profesör diye geçiniyor ancak tek yaptığı Varvara Petrovna'nın parasını yemek. Bu kadın da neden yirmi yıl bu adamın bütün ihtiyaçlarını karşılamış ve neden durmadan hiçbir iş yapmayan Trofimoviç'e o kadar para yardımı yapıyor anlayabilmiş değilim. Rus insanları kesinlikle garip.
Nikolay Stavrogin, kitaptaki diğer ilginç bir karakter. Sessiz ama aynı zamanda ne zaman ne yapacağı hiç belli olmayan birisi. Kitapa girdiği ve yaptığı olaylara ilk başta şaşırıyorsunuz ama sonradan bu sıradışı tavırlarına sizi alıştırıyor. En sonda Psikopos Tihon'a verdiği kağıtlardaki itirafları sizi hem çok şaşırtıyor hem de midenizi bulandırıyor. Nikolay'ın yaşamı boyunca yaptığı tek iyi bir şey var mı acaba diye sormaktan kendimi alamadım!
Şatov, Krilov, Daşa, Liza, Varvara, Lebyadkinler, Yuliya, Lembke...ve daha bir sürü kişi. Hepsi birbirinden iyi kaleme alınmış karakterler olsa da tabi ki en dikkat çekici Neçayev'i temsil eden Pyotr!
Kitabın sonlarında herkesi hazin bir son beklerken Pyotr yine bir şekilde işin içinden tertemiz sıyrılmayı başarıyor.
Bu adamın yaptıklarını okuyunca şaşkınlık içerisinde kalıyorsunuz. Çok ince ve zekice planını yavaş yavaş hayata geçiriyor. Açıkçası beni Raskolnikov'tan sonra en çok etkileyen Dostoyevski karakterlerinden birisi oldu. Adamın soğuk kanlılığına, zekasına, insanlar üzerindeki etkisine hayran oldum!
Kitapla ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki... Ama hepsini yazmak mümkün değil, yanlışlıkla da olsa kitapla ilgili bir spoiler vermek istemem. Kalın kitaplar gözünüzü korkutmuyorsa bu kitabı kesinlikle okuma listenize ekleyin.
900 sayfayı yavaş yavaş, Rusya'nın ve Rus halkının içerisinde bulunduğu durumu hazmederek okuyun derim.
Bir güzel Dostoyevski romanına daha veda etmenin garip burukluğunu taşıyorum.
"- Çağımız, günah çağı ve böyle bir çağda insanların hayatın acılarından kaçıp kurtulabilmeleri ve inananlara vaat edilen sonsuz esenliğe kavuşabilmeleri, ancak Tanrı'ya inançla mümkündür...(sf.833)"