Puan vermedi·210 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ağustos 2020 17:22 Kadın olmak çok zor gerçekten. Sadece ülkemiz tekelinde söylemiyorum. Dünyanın birçok bölgesinde sanırım durum aynı. Hele de son günlerde daha da artan kadına şiddet, kadın cinayetleri, kadının üstünde üstünlük kurma çabaları böyle düşündürmüş olabilir. Ataerkil toplumun dayatmaları da buna sebebiyet veriyor olabilir. Sosyolojik açıdan incelenmesi lazım.
.
Kadının toplumdaki yeri, kadına sunulan yaşam şartları edebi eserlerde de kendine yer bulmuş. Bu duruma 18. yüzyılda başlayan Feminist hareket etki etmiş olabilir. Ancak Batı'da bu durum bizdeki romanlardan daha önce olmuş. Hoş roman kavramı da bize sonradan gelmiş ya. Luigi Pirandelli'nin ilk romanı olan Dışlanmış Kadın'ı (1893) bizlere 19. yüzyılın ikinci yarısında İtalya'da kadına bakışı anlatan eserlerden biri. Dışlanmış Kadın'ı okurken aklıma Çalıkuşu'nun Feride'si (Öğretmenlik yaparken erkekler tarafından adı çıkarıldığı için), Aşk-ı Memnu'nun Bihteri (Sonunda intihar ettiği için), Sevgili Arsız Ölüm'ün Dirmit'i (Erkek egemen topluma karşı tutunduğu tavır için) aklımda dolandığını söylemeden geçmeyeyim.
.
Eserde birinci bölümde Marta adındaki bir kadına, bölgenin nüfuzlularından olan Gregoria Alvignani'nin mektup yazması sonucu Marta'nın kocasının bu mektupları görerek Marta'yı evden kovmasıyla başlıyor. Olayda Marta'nın hiçbir suçu olmamasına rağmen kocası tarafından dışlanıyor. Babaevine dönüyor ancak babası bu durumdan rahatsız. Aldatan konumuna gelen Marta ikinci dışlanmaya ailesi tarafından maruz kalıyor. Annesi ve kız kardeşine bakmak için öğretmenlik mesleğini yapacakken bu kez çalıştığı yerden dışlanıyor ve başka bir yere tayini çıkıyor. İkinci bölumdeyse tayininin çıktığı yerde yaşadıklarını
.
Eserde sadece Marta tekelinde değil Marta'nın kız kardeşi ve annesi, annesinin arkadaşı Anna Veronica ve Marta'nın kayınvalidesi aracılığıyla da kadının toplumdaki yeri, kadına bakış sorgulanmış.