Puan vermedi·354 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2020 01:56 “Değişimler sancılıdır..”
Baştan sona yoğun olarak hissettiğim, beni kederlendiren duyguların karşılığı bu cümle..Başka bir imparatorluğun hakimiyeti altına giriyorsunuz ve bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor. Ne dini, ne dili ne de kültürü.. Ne eski yaşamlarına dönebiliyorlar ne de yeniyi tam olarak içselleştirebiliyorlar. Ruhundan soyutlanmış bedenler gibi..Eğreti duruyor üstlerinde.
Bayo Sokoloviç ( Sokollu Mehmet Paşa)’in devşirilmesiyle başlıyor her şey. Artık o bir vezir-i azamdır. Eski topraklarına minnet duygusunu ödemek için iki ırmağı birleştiren bir köprü yaptırıyor. Drina köprüsü.. Acıların-mutlulukların, umutların-yeislerin, kültürün-yozlaşmanın her türlüsüne şahit oluyor bütün ihtişamıyla..
Bu köprünün üzerine asılan bir bildiri; Nemse bildirisi..Bir kültürün yok edilmesinin bildirisi. Şöyle bir cümle var kitapta; “Bir hükümet, bir bildiri ya da ilan vasıtasıyla halka barış ve refahı vaat etti mi tam tersini beklemek gerekti.” Bu cümlenin gerçekliğine son sayfalarda şahit olacaksınız.
Son olarak Tarafsız bir kitap değil. Her fırsatta Türkler vicdansız, merhametsiz, cani olarak gösterilmiş. Mesela kitapta olan karakterlerden Abid Ağa’nın acımasızlığı, yaptığı işkenceler sayfalarca anlatılırken onun yerine gelen, iyiliği temsil eden Arif Ağa yüzeysel olarak anlatılmış.. Milli duygularınızı biraz rahatsız ediyor. Ama hoşuma giden ve beni şaşırtan bir şey var ki Türkler bu kadar acımasız, cani olarak gösterilirken Müslüman olarak oluşturulan karakterler çok etkileyiciydi. Ali Hoca, Davud Hoca..O karakterlerin düşüncelerini okurken İslamiyet işte bu diyebiliyorsunuz.
Kitapta sıkıldığım yerler de oldu ama kitabı bitirdikten sonra bıraktığı izler derin oluyor. Yaşanılan olaylar, karakterler etkisini uzun süre bırakacak gibi..