"İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat."
--> #Oblomov, Rus yazar #İvanAlexsandroviçGonçarov'un 1859 yılında yayımlanan romanıdır.
--> Baş kahramanı Oblomov adında bir Rus soylusudur. Rus toplumuna özgü bu tipleme “lüzumsuz adam” tiplemesinin ölümsüz örneklerinden biridir. Oblomov kendisi için hep yeni projeler üzerine düşünür, ama tembelliğinden dolayı bir türlü bunları hayata geçiremez.
--> Oblomov aslında yazarın Rus aristokrasisine bir eleştirisidir. Romanın kahramanlarından #Stoltz ise disiplin ve çalışkanlığıyla Avrupa'yı ve burjuvaziyi simgeler. Ayrıca Oblomov çok dürüst, saf, insanların iyiliğini isteyen ve sadık bir insandır.
--> Oblomov'un karakteri "Oblomovluk" diye bir kavramın doğmasına da yol açmıştır. Bu kavram aşırı tembelliğin bir ifadesi olarak kullanılmaya başlamıştır. Karakterin bu davranış biçimini kazanmasında ailesinin yaşam anlayışının büyük bir rol oynadığına dikkat çekmek isterim.
--> Rus yönetmen #NikitaMikhalkov tarafından 1980 tarihinde sinemaya uyarlanmıştır.
--> Eminim ki her birimizin içinde bir parça #oblomovluk vardır fakat şahsen ben kitabı kendimle çok bağdaştırdım. Sadece Oblomov’da değil diğer karakterlerde de kendimden bir parça gördüm. Hatta başlarda sevmediğim Olga karakterine ne kadar benzediğimi fark ettim. Hayata bakışımı, mutluluk peşinde koşuşumu tekrar gözden geçirdim, içime işleyen satırların altını çizdim… Kısacası eser sayesinde öz eleştiri yaptım. Herkesin mutlaka okumasını isterim.
--> Her zaman olduğu gibi okuduktan sonra kitap hakkında geniş çaplı bir araştırma yaptım fakat o kadar çok detay ve bilgi çıktı ki hepsini buraya yazamayacağım bu sebeple size iki güzel bağlantı bırakmaya karar verdim. Eseri severek okuyanların bu yazıları da okumasını isterim.
--> dipnotkitap.net/ROMAN/Oblomov.htmkayiprihtim.com/inceleme/oblomo...
--> "Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir. O halde ödevimizi yapalım..."