·520 syf.····Okunma: 09 Ağustos 2020 21:40 Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Benim Adım Kırmızı, sıkı bir çalışmanın ürünü olduğunu daha ilk sayfalarda size açıkça söylüyor. Okurken zorlanmayacağınız, birden fazla üslup denemesini kendi içinde barındıran, alt anlatımlarla sizin de katılımcısı olabileceğiniz eski tartışmaların masaya yatırıldığı ve bunu yaparken de size kötü olmayan bir polisiye öykü sunabilen başarılı bir eser. Modern Batı klasiklerinde hayıflanarak okuduğumuz kaliteli eserlerin ülkemizden de çıkabildiğini ispatlayan eserlerden biri. Yazarın edebi dünyasına giriş için güzel bir başlangıç. Ancak yazarın hayranları tarafından eleştirileceğimi bilsem de bazı noktalara değinmeden edemeyeceğim. Kitabın alt anlatımlarında bir Doğu-Batı karşılaştırması okuyorsunuz. Yazar burada kendine bir konum tutmuyor gibi görünüyor. Öyle ki yazılan her cümlenin altında ciddi bir okuma olduğunu gösteriyor yazar size. Ancak bu birikimi, hangi kaygıdan kaynaklandığını bilmediğim bir şekilde oryantal bir pencerenin desteği haline getiriyor. Burada şeytanın avukatlığı yaparak yazarın batı dünyasında çok satan bir yazar olmasına bağladığımı söylemeden edemeyeceğim. Bu oryantal bakış bir süre sonra size bazı yerlerde Netflix'in ekşi tadını veriyor. Güzel bir çalışmayla ortaya konmuş bu eserin size verdiği edebi zevk, sık sık önünüze gelen ve gerçekten hikayeye zerre kadar bir katkısı olmayan, sırf oryantal bakış açısının ve popülizmden uzaklaşmama kaygısının bir sonucu olarak aralara serpiştirilmiş çeşitli cinsel sahnelerle bölünüp duruyor. Üstelik bu cinsel içerikli bölümlerin altında felsefi ya da tarihi bir tartışma da mevcut değil. Burada gerçek anlamda okuyucuya oynama görüyorum. Okuduğuma pişman olmamama rağmen ağzımda da böyle bir kekremsi tadın kaldığını söylemeliyim. Hikayenin kurgusuna yönelik de eleştirilerim olsa da incelemeyi uzatmamak adına bu kısma değinmiyorum. Okuduğunuza kesinlikle pişman olmayacağınız güzel bir eser.