Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 07 Ağustos 2020 07:55 Uzun zamandır okumak isteyip sürekli ertelediğim bir kitaptı. En nihayetinde bir sahafta rafların arasında yürürken gözüme çarptı ve sonunda aldım. Albert Camus ağır bir dil kullanıyor sandığımdan ilk okuduğumda anlamayacağımı düşünmüştüm. Bu peşin hükümlü oluşumdan utandım okurken. Kesinlikle son derece akıcı bir dili vardı.
Aldığıma ve okuduğuma tek bir an bile pişman olmadığım bir kitap. Kitabın ana karakteri Meursault kendini toplumdan son derece soyutlamış biri. Kitabın başından sonuna kadar bunun nedenini sorguladım ancak açık sözlü olmak gerekirse buna neyin neden olduğu hakkında tek bir fikre sahip olamadan kitabı bitirdim. Bir insanı annesinin ölümüne bile kayıtsız bırakacak şey ne olabilirdi? Keşke bende de ondan olsaydı dediğim çok oldu. kitabı bitirdiğimde kafamın içi anlam veremediğim birçok kavramla doluydu.
Üzücü olan kısım kendini toplumdan bu kadar soyutlamasına rağmen topluma kurban gitmesiydi. Meursault'un insanlara yabancılaşan karakterinin yazarın varoluşçu felsefesinden geldiği söyleniyor. Zaten kitap Meursault'un toplumdan dışlanmasıyla sonuçlanıyor, nasıl dışlandığı ise spoiler içeriyor. Beni hayal kırıklığına uğratan sonuna rağmen müthiş bir deneyimdi. Albert Camus okumak, hayatımın kalan kısmında yapmaktan keyif almaya devam edeceğim sayılı şeylerden birisi olacak.