·318 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ağustos 2020 14:24 Yaşar Kemal bir anlati ustası, bir geçmiş zaman ozanı. Eşsiz bir dili var üstadın. Belki tek tek bakıldığında çok da gösterişli olmayan cümleler, yanyana gelince göz kamaştırıcı bir destan oluşturuyor.
Bu kitabına da herşeyden evvel maddi dünyayı, adayı, ağaçları, çiçekleri, denizi tasvirle başliyor. İlk önce o adanın güzelliğini beş duyunuzla hissedin istiyor. Çiçeklerin renk cümbüşü gözünüzde canlansın, sabah güneşinin ısısı teninize değsin, kuşların cıvıltıları kulağınızda tınlasın ki adanin güzelliğiyle ilgili imgeler bütün keskinligiyle kafanizda oluşsun.
Maddi dünya tasviri daha sonra yerini zihni dünya anlatısına bırakıyor. Nasıl girişte adanın, ağacın, kuşun, şeftalilinin, kadın kokusunun güzelliği ile içiniz aydınlanıyorsa, sonraki aşamada o güzelliğin içindeki yalnızlığın psikolojik tasviriyle iliklerinize kadar geriliyorsunuz. Elbette burada, beni yalnizlik perspektifinden yakalamış, aslında çok katmanlı bir psikoloji anlatılıyor. İçinde geçmişin onulmaz yaraları, umutlarda varolmaya çalışan yaşanmamış gençlik, öteki, ötekinden nefret etmek sonra tekrar ötekinin varlığıyla hayata sarılmak, korkmak... Bu tarz duygu durumlarını böyle yanyana sıralayınca ne kadar etkili oluyor bilmiyorum ama bunlarin aslında birbirleriyle nasıl iç içe geçtiğini, cinnet halini besleyen psikolojik bir yapının nasıl ayrılmaz parçaları oldugunun ayırdina varmak kitabın tadına varabilmek için önemli bir detay.
"Yarın, diye, üzgün söylendi , yarın sabah erkenden... Gider ona bakarım. Ya onunla karşı karşıya gelirsek, o, korkusundan tabancasını çekerse , çeker de... O ölmüştür . Gözleri o biçim pörtlemiş insan hiçbir zaman yaşayamaz"
"Bu adamın iskele üstündeki, pörtlemiş gözleriyle boynunu alabildiğine uzatmış yardım isteyen durumu onun yüreğini parlıyordu . Belki onu kurtarabilirdi. Kurtarabilirdi de söz mü, kurtarırdı. O da kurtulunca gelir Vasiliyi alnının ortasından vururdu."
Yalnızlıkla , korkuyla, geçmişin kabuslarıyla başa çıkmak kolay iş değil. Kitaba sonradan giren birçok karakterin ilk bakışta ne kadar sağlam gözükürse gözüksün bu kötücül duygulara nasıl kolaylıkla yenildiğini görüyoruz. Ancak diğer taraftan; umut etmek, yardımlaşmak, yılmamak da eşit derecede insani duygular- ki bunların nasıl karanlığı yırtıp parçalayabildiğini kitabın ana kahramanlarının hikayeleri üzerinden gözlemleyebiliyoruz.