Gönderi

Teşekkür ettim Dostoyevski'ye
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2020 22:57
Bazı kitapların güzel bir hikayesi vardır, bazısında çok iyi bir üslup kullanılmıştır, bazı kitaplardaki etkileyici olan ise ana fikirdir. Fakat bir kısım kitaplar var ki uçsuz bucaksız bir ruha sahiptir. Okurken ağlayası gelir insanın, elinin her çevirdiği yaprakta kalbine çarpan esintisini hisseder, tutar omuzlarından sarsar seni kelimeler. Fazla romantik olmak değildir bu, başka bir şeydir. Kendinden yıllarca ve yollarca uzaktaki birinin kalbini böylesine etkilemek bayağı bir romantiklikle olacak iş midir? Basit bir aşk hikayesi de değil, öyle boş edebi laf kalabalığı da. Bu öylesine hoş, tatlı bir dille fakat aynı zamanda da senin hayatını üzerine kurduğun hayallerini sertçe ve dobraca sarsabilecek bir eser. Hep Dostoyevski'yle şöyle bir oturup sohbet etmek, "Bana beni anlat." deyip saatlerce olsun dinlemek isterdim. Şimdi ise düşünüyorum da o bunu yapmış zaten, hepimizi hepimize anlatmış. Kendimi okudum ben her sayfada. "Ve kendine soruyorsun: Nerede hayallerin? Ve başını sallıyor, şöyle diyor: Yıllar ne çabuk geçiyor! Ve yine soruyor kendine: Ne yaptın bunca yılı? En iyi zamanlarını nereye sakladın? Yaşadın mı yaşamadın mı? Baksana, diyor kendi kendine, yeryüzü nasıl soğuyor." Beni en sarsan kısım belki de buydu. Hayal dünyası çok geniş ve adeta tüm dünyası kendi hayalleri olmuş, gerçekliğe ve gerçek bir sevgiye muhtaç bir adamın bağlanıp kaldığı düşlerinin onu hep ama neden hep yalnız bırakması, hayal kırıklığıyla mutsuz kılması anlatılıyor. Hayallerin verdiği mutluluğa bağımlı olarak yaşamanın, sevgi ihtiyacını karşılamak için kendini bu şekilde avutmanın ve hayatını kendi yazdığı öykülerden ibaret kılmanın sonunun ne olacağını kendimize sorduruyor: "Ne yaptın bunca yılı?" "Yaşadın mı yaşamadın mı?" Bilmiyorum, gerçekten yaşadım mı ben, o kurduğum hayallerin, yazdığım romanların içerisinde? Gerçek miydi mutluluklarım da, acılarım da? Ne yaptım bunca yılı? "Hissedersin sonunda yorulduğunu, sonsuz çabada yorulduğunu bu yorulmaz fantezinin..." Yoruluyor da insan, hep kendi yüzünden, hep içinde kurup durduklarından, hep yalnızlığından. Acıları hep kendinden kaynak buluyor, kendi beklentilerinden, hayallerinden. Teşekkür ettim Dostoyevski'ye bu eseri kaleme aldığı, böylesine gönülden ve böylesine açık yürekli olduğu için. Ve emin oldum ki bazı insanların yürekleri çok daha büyük, ufukları alabildiğine geniş, ruhları okyanus gibi derin ve zengin...
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102,1bin okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.