Zygmunt Bauman Polonya'lı bir sosyologdur. Akışkan Modernite isimli kitabında toplumu 5 ana başlık altında inceler: kurtuluş,bireysellik,zaman/mekan,emek,cemaat.
Bauman akışkanlığı şöyle özetler: “ Sıvıların katılar gibi belli bir şekli yoktur. Deyim yerindeyse ne mekansal ne zamansal olarak sabit bir konumları vardır. Akışkanlar belli bir şekli uzun süre koruyamazlar; her an şekil değiştirmeye hazırdırlar” .Yazara göre akışkanlığın şekli koruyamaması da belirsizlik düzeyini artırmış bu da bireyleri güvencesizlik ve güvensizlik durumlarına sürüklemiştir. Bauman ,her şeyin hızlı bir şekilde değiştiği akışkan dünyada, bireylerin de sabit kalmasının beklenemeyeceğine vurgu yapmıştır.
Bauman akışkan modernite içerisindeki iş yaşamını Daniel Cohen’in örneğiyle şöyle anlatıyor: “Kariyerine Microsoft’ta başlayan birinin, yolun onu nereye götüreceği konusunda hiçbir fikri yoktur. Ford’da ya da Renault’da işe başlayan biri ise başladığı yerden fazla ileri gidemeyeceğini bilir.” Bu noktada özellikle yazılım çağı ile birlikte belirsizliğin hakim olduğu ,bu sebeple akışkan modernite ile artık her şeyin belirsiz olduğunu her alanda vurgulamaya devam etmektedir.
Bauman: "Yabancıların karşılaşması geçmişi olmayan bir haldir..Ve genellikle geleceği de yoktur, arkası gelmeyecek bir hikayedir, bir kereye mahsus rastlantıdır, o kısa an içinde ve oracıkta ,gecikmeden ve ertelemeden tüketilmesi gerekir."diyerek günümüz toplumundaki bireysel ilişkilerin son derece hızlı bir şekilde ivme kazandığını ve sonrasında ise aynı hızla hiçliğe doğru yol alarak nasıl yok olduğunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Yazar:"Uzun vadeli güvencelerin olmadığı bir ortamda tatmin makul ve hatta cazip bir seçenektir...tamirhane de durum nasılsa dışarıdaki hayatta da öyledir; her parça yedektir ve yenisiyle değiştirilebilir ,hatta öyle olması daha iyidir .Arızalı parçayı atıp yerine yenisini takmak birkaç dakikadan fazla zaman almıyorsa, tamir için ne diye uzun zaman ve emek harcansın ki? "Şeklinde kurduğu cümlelerle bireylerin -her alandaki-emek harcamaya tenezzül etmeden tüketmeye yönelik tavrını sert bir şekilde eleştirmiştir.