·331 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Ağustos 2020 16:42 Öncelikle, keşke daha önce okusaydım diye hayıflandığım bir kitap. Kitabın kapağını açmamla kendimi tam da anlattığı haliyle trafiğin ortasında duran araba gibi bulmam bir oldu. Olaylar bu şekilde başlıyor diyebilirim. Trafiğin ortasında aniden kör olan bir adam ve sonrasında sırayla herkesin başına gelen Körlük. Nedir Körlük ,-elbette hepimiz körlüğün ne olduğunu biliyoruz-görme duyusunu kaybetmedir. Mecaz anlamıyla çevremizde olan bitenleri, gerçekleri sezme yetisini kaybetmek. Jose Saramago bizlere görme yetisini kaybeden toplumun nasıl evrildiğini, adeta nasıl insanlıktan çıktığını öyle güzel anlatıyor ki sayfaları çevirdikçe okumak daha çok okumak istiyorsunuz. Kör olmak bulaşıcı değildir elbette yani şuan için öyle biliyoruz yarın , gelecekte virüsler nasıl değişir ve kör olur muyuz bilinmez. Kitaptaki ilginçlik işte tam olarak böyle başlıyor körlük bulaşıcı ve bir salgına dönüşerek büyüyor. İlk kör olanlar karantinaya alınıyor eski bir akıl hastanesinde. Kitapta yaşanılan olaylarla Saramago bizlere öyle güzel dersler veriyor ki, ahlaki olguların yaşam için nasıl feda edildiği, açlıkla mücadelenin nasıl her şeyin önüne geçtiği, değer kaygılarının olmadığı, karakterlerle birlikte olup sanki ordaymış gibi yaşamanızı ve çokça düşünmemizi sağlıyor.
Fiziksel anlamda körlük bir yana Samarago, aynı zamanda toplumun gerçeklere de kör olduğuna şu sözleriyle vurgu yapıyor ; ‘’Bence biz kör olmadık, zaten kördük, gördüğü halde görmeyen körler.’’
Okumanızı tavsiye ediyorum, şimdiden iyi okumalar