·392 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mayıs 2018 15:45 Zülfü Livaneli ile sanırım yollarımız ayrılıyor artık. Sürekli fantezi ülke sorunları ve herkesin bu tarz eserleri övmesine daha fazla katlanamıyor olabilirim. Hikayesi, anlatımı daha ne kadar alttan yürek burkabilir bilemiyorum. "Başyapıtımız bizim, son bilmem kaç yılın en muhteşem kitabı/filmi" diyorlar evet pek çok açıdan; eşitlik, kardeşlik, bilgelik gibi evrensel mefhumlardan bahsediliyor. Töre kurbanı bir kızın ve kuzeninin aşkı ve kaçışını anlatırken, bir büyüklerinin yol göstermesi eşliğinde tekneye el sallarken o teknede olman gerekmiyor muydu safozum intibası oluştu bende. Şehirden ve töreden kaçanlar da mutluluğu yakalıyorlar mı o da muaamma tabii(?)
Bir kamaraya hapsedilmiş bir cennet? Ya da mutluluk yok, mutluluk yanılsaması var mı denmek istenmiş anlayamadım.
Paralel bir evren hayal ettim hep okurken belki daha güzel olabilirdi o kısım da işlenseydi. Sonuç olarak ben artık ümitli değilim buğday tarlaları ve kargalar sizin olsun ben Van Gogh'un Yıldızlı Gecesi aşamasına göz diktim:)