İki yıl aradan sonra tekrar okudum bu kitabı, gerçekten çok yoğun bir eser. Zorlu kariyerindeki dağları tepeleri tam aştım derken, öleceğini öğrenen bir beyin cerrahının kendi dilinden yazılmış, daha 36 yaşındayken üstelik. Kafasında kurduğu uzun ömrünü sadece birkaç yıla sığdırmaya çalışan , yavaş yavaş ölmekte olan birinin hissettiklerini okuyorsunuz. Uğruna üzüldüğümüz kederlendiğimiz birçok şeyin aslında boş olduğunu hissediyorsunuz. Meslek hayatında yüzlerce kişinin ölümüne tanıklık etmiş birinin bile ölüm kendisini yokladığında afalladığını öğreniyorsunuz. Kitabın son bölümü de yazarın eşi tarafından kaleme alınmış, ölüm döşeğindeki gencecik kocası ile ilgili bunları yazabilmek çok zor olmuştur eminim. Kitabı okuttuğum kimse bu kısmı ağlamadan bitiremedi.
Toparlayacak olursam Paul size şunu öğretiyor: "Hayat bir gündür, o da bugündür." Şunu da halledeyim, şunları da yapayım, bunu da atlatayım diye koşturup dururken anın tadını çıkaramadan ölebilirsiniz siz de diyor. Ben ektiğimi biçemeden öldüm mesela diyor. Kesinlikle okunmalı. Yazar huzur içinde uyusun.