·120 syf.····Okunma: 02 Eylül 2020 13:08 Feyza Altun’u birkaç yıldır yakından takip ediyorum, konuşmalarını hayranlıkla dinliyorum. İçinde bulunduğumuz ataerkil düzende dimdik ayakta duran, mesleğinde ise patriyarkanın mağduru kadınların sesi olarak öne çıkan azimli bir kadındır bana sorarsanız kendisi.
Feyza’yı bu derece sevmemin en önemli sebebi, günümüz dünyasında sorunlardan kaçıp onları yok sayarak, acıya şahit olduğu anda yüz çevirerek hayatını konforlu kılacağını düşünen birçok insanın aksine, haksızlık gördüğü yerde açıksözlülükle bunu dile getiren, üstü örtülmüş birtakım ahlaksızlıkları gün yüzüne çıkaran ve bunları yaparken birtakım ezici güçlerden korkmayan dik başlı bir kadın oluşudur.
Böyle bir insandan tabii ki güllük gülistanlık bir ülkede, ele ele gezen mutlu bir çiftin romantik ilişkisini anlatmasını bekleyemeyiz. Açıkçası bu kitabı alırken, okuduğumda beni ne kadar sarsacağını tahmin ediyordum ama dünyada, özellikle yaşadığımız ülkede her ay onlarca kadının katledilmesi, onlarca çocuğun hayattan koparılması görmezden gelinecek şeyler değil. Öldürülenler, zulme uğrayanlar gerçek insanlar fakat bazılarımız duruma bir türlü ayamıyor maalesef.
Feyza bu kitapta her zamanki gibi açık bir dille Fatoş, Aynur ve Figen’in çocukluklarından itibaren yaşadıkları travmaları anlatmış. Kitapta, içinde büyüdüğümüz ailenin ve çocukluk döneminde yaşadıklarımızın hayatımızın geri kalanını belirlediğini, bu üç kadının hikayesine tanık olarak anlıyoruz.
Normalde herkesin bu acı olaylara az çok tanık olup, hayatını bu tarz acılarla yaşayan insanların da olduğunu bilerek dizayn etmelerini doğru buluyorum. Fakat çok hassas bir insansanız bu kitabın sizi fazla sarsabileceği gerçeğini de söylemek isterim.