Puan vermedi·184 syf.····Okunma: 04 Eylül 2020 15:23 Ne denilebilir ki ? Haddime mi ?
Birbirinden tamamen farklı iki kişinin mektuplaşmalarıyla Rus insanın gizli dünyalarına inip bizi bir yolculuğa çıkarıyor Dostoyevski . Bu yolculukta adaletsizliklerin , yoksulluğun ve sınıfsal farklılıkların diz boyu olduğu dönemde ; çaresiz ve acı çeken insancıklar karşılıyor bizi ...Tüm bunlara rağmen, umut etmenin benliklerde bıraktığı işkencesel izlere rağmen, özverili bir yaşamın , yardımseverligin ve karşılıksız sevginin nüansları sarıp sarıp sarmalıyor ruhumuzu .Doğrusu enfesti !
Dönemin yazar ve yayımcısı Nekrasov'un , kimseleri beğenmez denilen ünlü eleştirmen Belinski' nin kapısına 'Yeni Gogol doğdu!' naraları ile dayandığında ; herkesin Gogol olma uğraşından ve özgünlükten yoksun eserleri okumaktan usanan Belinski' nin henüz yirmibeşli yaşlardaki bu adamın insanın ruhunun temellerine inmeyi nasıl bu kadar iyi başardığını sorgulaması ve bu kitabı günlerce elinden düşürmeden tekrar tekrar okuması belki de öncülleri kabul edilen Puşkin ve Gogol' dan daha çok tanınıp kısa sürede evrensel boyutlara ulaşacağının habercisiydi Dostoyevski adında ki bu genç adamın .
İncelememi , 2000 yılında bir yayınevinde Dostoyevski ' nin eserlerinin editörlüğünü üstlenmiş Orhan Pamuk' un şu sözleriyle tamamlamak istiyorum.
" Dostoyevski bize umut ya da umutsuzluk konusunda bir panzehir olacak yazar değildir . Dostoyevski bize hayat hakkında çok önemli bilgi veren bir yazardır.Bu yüzden Dostoyevski okumak insan ruhunun ne kadar çok karmaşık olduğunu öğretirken insanları tanıma yetisi ve psikolojik bir derinlik kazandırır "