Gönderi

Yaşama umutsuzluğu yoksa, yaşama aşkı da yoktur
10/10
·72 syf.··
2020 121. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2020 12:24
Kitabın ilk sayfalarında şöyle bir cümle geçmekte; "Daha ben istemeden yerine getirilmiş her şeyim." bu giriş, Albert Camus'un ilk yapıtı olmasına karşılık, gençliğinin başlarında bir yazarın hayatını şekillendiren bir açılıma sahiptir. İlk eseri Tersi ve Yüzü kendisinin felsefi aklının derinliklerini, edebi kaleminin doyurucu becerisiyle birleştirilip gözler önüne serilen bir tuval dersek yanlış olmayacaktır. İnsan denilen canlının yaşamsal ve ebedi mutluluğu adına yoksaydığı, üzerini örttüğü bir kronik bilinç eksikliği vardır. Duyguların iç okşayan tınısına teslim eder kendisini. Bu görmezden gelinen şey, gerçek ve bilinçli olmaktır. Bilmek ama peki neyi bilmek ? Neyin bilincine varmalı? "Daha ben istemeden yerine getirilmiş her şeyim.." İnsan varlığının üzerinde bir hissiyat vardır; dünyaya fırlatılmışlık. Yaşama mecbur bırakılmışlık vardır. Yaşamın hükmünde esir olan insanı zaman eğip, büker. İnsan da gerçek maiyette nisyandan gelir. Unutmak, unutuş. Zaman sadece unutmaya tesir eden olgudur. Zamanın sadede anıları, yaşanmışlıkları ve yeri geldiğinde gerçeği bile yok etmekten başka anlamının olmaması acı bir ironi gibidir. Zaman denilen kavramın başka hiçbir özelliği yoktur. Niteliksiz soyutluktan ibarettir. Zaman bu denli sert bir diktatör iken, insan yeryüzüne fırlatılmışlığı kadar çaresiz durumda iken, hayat içerisinde bir anlam aramaya çalışılamayacak kısadır. Nihayetinde bir anlamın yer almadığı, hayatın bir anlamı olsa bile olmasının hiçbir şey değiştirmeyeceğidir gerçek olan. Tersi ve Yüzü'nde yazarın kaleme aldığı beş deneme yazısı bu düşüncelerden ileri gelir. Yoksullukta ve fakirlikte bir yalnızlık vardır, her nesneye minik değerlerin biçildiği bir yalnızlık. Zenginliğinde insana gösterişli gelen, yıldızlı gökyüzünü andıran hissi. Bunlar insanın yaşama kattığı tekil değerler, anlamlardır. Bu kalıpları kendiliğimizden soyutladığımızda ortaya çıplak bir gerçek çıkar; fırlatılmışlığın yalnızlığı. Hiçliğin varlığa zulmü. "Ölümsüzlük şuracıkta, bense onu umut ediyordum. Mutlu olmak değil artık dileğim, yalnızca bilinçli olmak." Yabancılığını duydukça acısının bilincine varır insan. Gerçeğin farkındalığı tamamen budur. Fırlatılmış varlığın yabancılığı. Tersi ve Yüzü; yaşamın keşmekeş boğucu havası, göğe başkaldıran varlığın acı isyanı ve pek tabii yalnızlık mülahazalarının otantiğinde gider gelir. "Ölüm herkesin başında ama herkesin ölümü kendine göre" Camus hayatın anlamsız olduğunu söyler, fakat bu anlamdan yoksun hayatı anlamsız yaşamak değildir. Bu bakışın açılımıda pek tabii ki Camus felsefesinde gizlidir. Hayat saçmadır, yaşam saçmadır, doğmak ve ölmenin gerçekliğinde olduğu gibi. Gerçek olanın içerisi absürtlüklerle doludur, fakat bu saçmalığın içerisinde bir başka absürt tepki değersizdir, anlamsızlığın içerisinde boşa bir uğraştır. Kitabın son sayfası şu söze yakın bir noktada son bulur;"Mutlu olmak değil artık dileğim, yalnızca bilinçli olmak." Yalnızca bilinçli olmak.. Bu hiçliği kabul etmektir. Hiçliğin fırlattığı bir hiç olarak
Felsefe
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20197,1bin okunma
··
114 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.