·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Eylül 2020 17:51 Deneme sever misiniz? Bu soruya özellikle üniversiteye hazırlanan arkadaşlar olumsuz cevap verebilir ama biz, elbette eğitim sistemimizin vazgeçilmezi olan deneme sınavlarından bahsetmiyoruz.
İlk deneme yazarının Montaigne olduğu söylenir. Kendisi, bir süre sonra köşesine çekilip tüm benliğini satırlara dökmesiyle deneme türünü bizlere kazandırmıştır. Tüm edebiyatçılar, uzmanlar, okurlar deneme türü ile yazarların fikir dünyalarına ulaşmanın daha rahat olduğu konusunda hemfikirdirler. Günlük, hatırat gibi türlerde öyledir fakat o türlerde yazarın şahsi hayatına, yaşadığı döneme daha iyi ulaşırız. Yani fikirden çok, teoriden çok, görüşten çok yaşanmış olaylar ön plandadır. Fakat denemelerde yazarlar, kendi düşünce dünyalarının kapılarını adeta sonuna kadar açmaktadırlar. Bu sayede okurlar, yazarların fikirlerini daha iyi tanımakta, daha iyi analiz etmekte, daha iyi öğrenmektedir. Bu yönü vesilesiyle deneme türü yazın dünyamıza girdiğinden beri en çok okunan türler arasındadır.
Günümüzün hızlı yaşamında okulların kitap listesinde fazla yer bulamamaktadır denemeler. Ama okuyan da okumayan da deneme türüne her zaman saygı duyar. Çünkü büyük yazarlar, büyük üstatlar her zaman deneme kitabıyla ( fikir kitabı da diyebiliriz) insanlara ulaşmıştır.
Misal, Necip Fazıl. Kendisi, edebiyatımızın en büyük şairlerindendir. Şairliğinin yanı sıra kendi anlayışını, davasını, fikirlerini çeşitli fikir, deneme kitaplarında bizlere ulaştırmıştır.
Başka misal, Peyami Safa. Edebiyatımızın mistik romancısıdır kendisi. Halen daha eserler elden ele dolaşmaktadır. Romanlarının yanında, fikir eserleri de mevcuttur, gazete yazıları da mevcuttur, dergi yazıları mevcuttur.
Yine başka misal, Tarık Buğra. Küçük Ağa'nın, Osmancık'ın, Gençliğim Eyvah'ın yazarıdır bu güzel insan. Romanları dizilere, filmlere konu olmuştur. Hikayeleriyle, tiyatrolarıyla gönüllere taht kurmuştur. Edebi yanının yanı sıra meşhur köşe yazıları, denemeleri, makaleleri vardır. "Allah'a ısmarladık"yla, tavizsiz net duruşuyla, toprağına bağlılığıyla tanınmaktadır Tarık Buğra.
Misallleri çoğaltabiliriz.
***
Eskiden; romancı olsun,hikayeci olsun, şair olsun, ressam olsun pek çok yazar, deneme de yazmıştır. Ciltler dolusu eserler bırakmışlardır bizlere. Ama bizler maalesef bilmiyoruz. Yazarlarımızın belli bir yönüne odaklanıyor, diğer taraflarını araştırmıyoruz bile. Ahmet Haşim'in şiirden farksız denemelerinin olduğunu herkes kolay kolay bilmez. Veya (az önce zikrettik) Peyami safa'nın pek çok düzyazısı olduğu da bilinmez. Ya da Tarık Buğra. "Düşman Kazanmak Sanatı" adlı nesillere hitap eden eserini çok az insan biliyor. Velhasıl; romanları, tiyatroları, şiirleri, hikayeleri bir şekilde öğreniyor, duyuyoruz; dizilerden, programlardan, televizyondan, radyolardan çevremizden, öğretmenimizden, derslerimizden... Ama, ya denemeler?
Romanda olduğu gibi tasvirlerle, tesbihlerle, kelime oynanan ardına sığınarak veya belli bir olay örgüsüne yüzlerce sayfa düzülerek yahut ucu açık bırakılan okuyucunun zihni bulandırılmaz denemede. Düz, sade, basit bir üslupla, şekille ( tabii yazardan yazara fark edebilir ama genel olarak konuşuyoruz) ifade edilir. Elbette ki zihni çalıştırmaktadır deneme. İyi bir antrenman olmaktadır deneme. Yepyeni fikirler ve tanımak için iyi bir araçtır deneme. Romanlar kadar zor değildir deneme, çoğu kişi bilmiyor maalesef. Velhasılıkelam, denemeler, bize, hayatı anlamak için iyi bir kılavuzdur, vesselam.
***
Son olarak, denemeler Bir şairin kaleminden çıkarsa, bizi iyi bir edebi şölen, kaliteli bir deneme, kelimelerin içinde gizlenmiş keşfedilmeyi bekleyen fikirler karşılar. Okuyucuyu roman kadar zorlamaz, sıradan bir antrenman olarak da kalmaz.
Ahmet Haşim'in denemeleri, tüm bunları ve daha fazlasını içinde barındırmaktadır. Döneminden pek çok manzarayı satırlarında taşıyan bu denemeler, usta bir kalemin müthiş zekasından satırlara damlayan denemelerdir.
İyi okumalar dilerim.
Muhabbetle.