8/10
·169 syf.·
2020 17. kitabı
"SPOILER"LI İNCELE(YEME)ME... Roman hakkında bir şeyler yazmadan geçmek istemedim, öte yandan birkaç denemeden sonra dahi cümlelerimi toparlayamadığımı fark ettim. Ben de kitaba düştüğüm notlardan bir şeyler yazmayı ve bu kitabı boş geçmemeyi uygun buldum. Bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak? Kitabın başından sonuna değin süren, zaman yolculuğu serüveni sonrasında yaşananlar ve zaman yolculuğuna giden sürecin harmanlanarak anlatımı gayet güzeldi bence. Flashback'ler yerindeydi yani. Ayrıca olay akışının İncil'den pasajlarla desteklenmesi de gayet iyiydi. Kitabı okurken Jung'un kuramlarını ve İncil'i okumamış olmanın eksikliğini hissettim. Siz siz olun, bunlara aşina olmadan kitabı okumayın, okuyacaksanız da bu konular hakkında bilgi sahibi olduktan sonra kitabı tekrar okuyun. Syf.23'te, Karl'ın Aramice öğrenmekte zorluk çekmemesi, ırksal kökenlerine bağlanmış bazı "garip" arkadaşları tarafından. Ama bana kalırsa bu "garip" arkadaşlar haklı olabilirler. Bu konuda FOXP2 geniyle alakalı bir araştırma buldum ama konuyla tam paralellik göstermiyor. Bu konuyla alakalı bilgilendirici bir şey bulabilirsem sevinirim. İyi bir konuya benziyor. Karl'ın, göğüsler arasında haç görmeye dayanamadığına şahit oluyoruz. Kadınları da gümüş haçlara benzetiyor. Erkekler ise tahta haçlar onun için. Hikayenin finaline bakacak olursak, eğer ki İsa asılarak ölmüş olsa bunu bir nevi idam-ölüm ereksiyonu-seks üçgenine bağlayabilirdim. Yine de haz ile ölüm arasında bağıntı kurulabilecek tek konu bu değil. Bkz. Otoerotik asfiksi. Haç - ölüm - haz bağıntısını kurduğumuzda, Karl'ın psikolojisi çok da zorlama olmasa gerek. Karl'ın aile hayatı sağlıklı değil. Annesi onu tek başına büyütüyor (ya da büyütemiyor). Burada da İsa'ya göndermeler var gibiydi. Aslına bakacak olursanız, hikayenin ilerleyişinden Karl=İsa sonucunun çıkacağını az çok tahmin edersiniz. Bunun yanında, intihara kalkışmaları ve bunu genellikle birilerinin gelmesine yakın yapışı, ölmeyi götü yemeyip sırf "gör beni" deyişlerinin tezahürüydü. Çok acı ama durum bu. Sevgisizliğini sürekli arayışlarla dindirmeye çalışması, kadın olsun erkek olsun farklı bedenlerde huzuru bulma gayreti, bir süre bir şeylere ilgi duyup sonrasında birden terk edip başka bir şeye yönelimi... Sorunlu aile - sorunlu çocuk profiline örnek bir karakterdi kahramanımız... Olay akışında kah isim kah soyad kullanılması kafa karıştırıcı bir hal alabiliyor yer yer. Mesela bir yerde Karl'dan Karl diye bahsederken hemen aşağısında Glogauer diye bahsediyor. Bunu başka karakterler için de yapınca işler karışıyor biraz. Meryem ve İsa sahneye çıktığında, kutsal metinlerde anlatılanlardan çok daha farklı bir sahneyle karşı karşıya kalıyoruz. Meryem şehvetli bir yosma, İsa ise kambur, sol gözü şaşı bir gel git akıllı. Söyleyebildiği tek şey, adı... Bunun yanında, peygamber mucizesi olarak anlatılan olayların, yakın dönemde yaşayan ve bazı psikolojik sorunlar ve çözümleri hakkında bilgi sahibi biri tarafından çözülmesi, elbette ki o dönemde yaşayan insanlar tarafından mucize kabul ediliyor fakat bizim için normal bir tedavi yöntemi olarak görülebiliyor. Bunun yanında yaşanan bazı olayların (mesela bir kadının isterik körlüğünün iyileşmesi) peygamber mucizesi mi yoksa bir Placebo etkisi mi olduğunu bilemeyeceğiz sanırım. Aklıma rahmetli Kemal Sunal'ın "Üç Kağıtçı" filmi geldi ister istemez... Syf.144: "Hatırlayabildiğim kadar aynı olmalı. Zorluklar olacak, farklılıklar olacak ama en azından temel yapıyı oluşturmalıyım." Burada şu soruyu sormadan edemedim. Bu şekilde düşünüyorken Karl, Yeni Ahit'te öğrendiği hikayenin aslına uygun bir temsilini gerçekleştiriyordu. Fakat düzelttiği imaj, hatırladığı o sahneler kimin eseriydi? İsa hep, o yosma kadının, yarı şeytan birinden peydahladığını düşündüğü çocuksa, Yeni Ahit'teki İsa kimdi? Karl, öğrendiği İsa'yı inşa etti ama onun inandığı İsa'yı kim inşa etti? Kendisinden önce zamanda yolculuk etmiş başka bir İsa mı vardı yoksa?
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
·
101 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.