İşte İnsan

Michael Moorcock
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 52 dk.
Sayfa Sayısı:
172
Basım Tarihi:
Haziran 2018
İlk Yayın Tarihi:
Mart 2002
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Orijinal Adı:
Behold the Man
ISBN:
9786053758211
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Teolojik Bir Bilimkurgu: Ecce Homo! İşte İnsan!
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2021 113. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2021 19:49
‘’Din korkunun yaratımıydı. Bilgi korkuyu yok eder. Korku olmadan din hayatta kalamaz.’’ (sf. 73) M.S. 29 Roma’sında, Yahudilerin binlerce yıl beklediği kurtarıcı ve Mesih olduğunu iddia eden bir adam vardı. Bu adamın adı İsa’ydı. Müritlerini toplamıştı fakat yine de sayıları oldukça azdı. Roma askerleri İsa’yı ‘’halkı isyana teşvik etmek’’ suçuyla itham ettiler ve ona olabildiği kadar işkence ettiler. Dikenli taç giydirip ellerini bağladılar. Ve en sonunda Roma İmparatorluğu’nun Yahudiye eyaletinin valisi ve savcısına gittiler, yani Pontius Politus’a. Ondan İsa’yı halka açık bir mahkemeyle yargılaması ve gereken idam cezasının verilmesini istediler. Pontius ise İsa ile konuştu ve onun suçsuz olduğunu düşünüyordu. Hatta bazı söylencelere göre Pontius’un karısı Procula, İsa’yı rüyasında gördüğünü ve onun yerine acı çektiğini kocasına söyler. Bu sebeplerden dolayı Pontius mahkemeyi gerçekleştirmek istemez. Fakat yine de bu halka açık mahkeme gerçekleşmek zorundaydı, çünkü halk kana susamış bir şekilde İsa’nın gerekli cezayı çekmesini talep ediyordu. Akabinde ressamlara, kitaplara, ilahilere konu olacak o meşhur sahne gerçekleşir. Pontius kendisine intikam dolu gözlerle bakan Kudüs halkına, hemen yanı başında kanlar içinde ayakta duran İsa’yı göstererek ‘’İşte İnsan’’a karşılık gelen ‘’Ecce Homo!’’ kelimelerini haykırır. ‘’İşte İnsan!’’ der, ‘’İşte ölmesini dilediğiniz adam bu!’’ diyerek hem halkın ayaklanmasını bastırır hem de İsa’nın suçsuz olduğuna inandığını belli etmiş olur. Pontius her ne kadar istemese de Mesih ellerinden çivilenerek çarmıha gerilir. İsa son nefesini verdikten sonra ise Pontius ruhunu arındırırcasına ellerini yıkarken, ‘’İsa'nın kanı hepimizin ve çocuklarımızın üzerinde olacak.’’ dediği de iddia edilir farklı kaynaklarda. İsviçreli sanatçı
Edebiyat
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2024 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2024 11:34
“Yalnızım, diye geçirdi içinden. Ben yalnızım.” Diyor kitabında Michael Moorcock İşt İşte İnsan Kafası sorularla dolu, problemli bir genç olan Karl Glogauer, İsa Peygamber'in son aylarına tanıklık etmek için zaman makinesiyle 1970 yılından M.S. 29 yılına yolculuk eder. Geçmiş ve gelecek arasında geçişlerin çokça olduğu bir anlatıma sahiptir. Karl Glogauer’in , İsa Peygamber'i bulma yolculuğunda birçok macera ve kafasını karıştırıcı durumlarla karşılaşmaktadır. Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. Değerli çevirisi için Barış Tanyeri’ye teşekkürler. Arka Kapaktan Alıntı: Wells'in hiçbir zaman hayal edemeyeceği Zaman Makinesi'nin ta kendisi. Brian Aldiss Nebula En İyi Kısa Roman Ödülü KORKU OLMADAN DİN HAYATTA KALAMAZ. Tolkien sonrası fantastik edebiyatın öncü ve en önemli yazarlarından olan Michael Moorcock yalnızca yarattığı efsanevi karakteri Elric'le değil, Yeni Dalga akımının yükselmesine sebep olan editörlüğüyle de türün kaderini doğrudan etkilemiş ender yazarlardan. Moorcock'ın kendi sınırlarını bile zorlayıp tabuları yerle bir ettiği bilimkurgu kitabı İşte İnsan ise Jungcu psikoloji temel alınarak yazılmış en cüretkâr zaman yolculuğu romanlarından biri. Kafası sorularla dolu, problemli bir genç olan Karl Glogauer, İsa Peygamber'in son aylarına tanıklık etmek için zaman makinesiyle 1970 yılından M.S. 29 yılına yolculuk eder. Kutsal Topraklar'da Vaftizci Yahya ile karşılaşan Glogauer, bu mucizelerle dolu bölgede Nasıra'ya ulaşmak ve İsa'yı bulmak için yola çıkar. İsa'yı bulduğunda ise hikâye oldukça çetrefilli bir hal alır zira bu tarihi figür, Nasıra'da bir marangoz dükkânının gölgelerinde saklanan ve değil peygamber olmak, hayatta kalmak için bile başkalarına ihtiyaç duyan bir insandır. Gelecekte vuku bulmuş
Edebiyat
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2022 17:32
Michael Moorcock fantastik edebiyatın önemli isimlerinden birisi. Hatta Neil Gaiman, Brandon Sanderson, J.G.Ballard ya da R.A.Salvatore gibi bir çok ismin ilham kaynağı kendisi. Bir kaç bilimkurgu kitabı da var, mesela 1967’de en iyi uzun öykü (Novella) dalında Nebula ödülü kazanan “İşte İnsan”. Daha bir çok ödülü var, hayatının bir döneminde müzikle de uğraşmış, çok yönlü bir Anglo Sakson kendisi – ülkemizde olduğu gibi dünyada da başarılı insanlarda bir her şeyi bilme kompleksi var, ortaçağ sonrası döneme dönüyoruz sanki internet sayesinde, ama bu kez sadece Newton, Bacon ya da Da Vinci değil de tüm insanlık anlıyor her şeyden- Ama şu anki konumuz İthaki Bilimkurgu Klasiklerinden çıkan bu kitap. Evet, spoiler vermeden bu incelemeye girmem mümkün olamayacak ne yazık ki. Zaten kitapla ilgili künye, inceleme, değerlendirme vb. bütün yazılar spoiler içeriyor. Yani, demek istediğim, şu ana kadar bunlardan her hangi birine maruz kalmamışsanız – ve saf/temiz bir insan olarak kalmaya niyetliyseniz- bundan sonrasını da okumayın. Hikâyemiz bir zaman yolculuğu ile başlıyor ya da öyle olduğunu düşünüyoruz çünkü Moorcock’un 3.şahıs anlatımında bilinç akışı önemli yer tutuyor ve biz çoğu şeye -başlangıçtaki yuvarlanma gibi- paldır küldür giriyoruz olaya. Aslında bu zaman makinesi kitabı bilim kurgu sınıfına sokan tek şey, hatta bazı okurlar bu kitabın daha çok tarihsel bir kurgu olduğunu iddia ediyorlar bu yüzden. Ama yazarın (daha doğrusu kahramanın) başta zaman yolculuklarının klasik problemi olan kelebek etkisine dikkat etmesi ve bir yerden sonra tarihi rayına oturtmak için çaba sarf etmesi bile romanın bilim kurgu sınıfına girmesi için yeterli bence. Tarihsel dedim, olaylar M.S.29 yılında İsrail’de geçiyor. Zaten diğer incelemelerden fark etmişsinizdir, bu bir İsa
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2025 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 00:15
Michael Moorcock’un İşte İnsan adlı eseri, bilimkurgu ile felsefeyi keskin bir zekâyla harmanlayan ve okuyucusunu “inanmak” kavramı üzerine düşündüren kısa ama yoğun bir roman. Kitabın ana karakteri Karl Glogauer, bir zaman makinesiyle 1. yüzyıla, Hz. İsa’yla tanışmak amacıyla gider. Ancak oraya vardığında onu bekleyen gerçek, kendi inancını, insanlığını ve akıl sağlığını sorgulamasına sebep olur. Moorcock, burada klasik bir “zaman yolculuğu” hikâyesi anlatmak yerine, inanç, kimlik ve kurtuluş kavramlarını cesurca irdeliyor. İsa figürü üzerinden dine, kurtarıcı beklentisine ve tarihsel gerçekliğe yöneltilen eleştiriler oldukça sarsıcı. Karl’ın geçmiş travmaları, modern insanın içsel boşluğu ve kurtuluş arayışıyla birleşince kitap bir bilimkurgu metninden çok daha fazlasına dönüşüyor
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
Bilimkurgu Sosuna Batırılmış Teolojik Bir Roman: İşte İnsan
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2018 21. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2018 03:17
“Bilgi korkuyu yok eder. Korku olmadan din hayatta kalamaz.” 1939’da İngiltere’de doğan Michael Moorcock, fantazya ve bilimkurgu başta olmak üzere birçok öykü ve roman kaleme almış, bol ödüllü bir yazardır. Yazarın Elric Destanı (Elric: Ruh Hırsızı) serisi fantezi alanında kült diziler arasında gösterilirken, bilimkurgu türünde de önemli başarılar kazanan kitaplara sahiptir. Onlardan en önemlisi ise şüphesiz 1969’da yayımlanan ve bilimkurgu literatüründe en prestijli ödüllerden biri olarak kabul gören Nebula Ödüllü “Behold the Man”dir. Hem İngiltere’de hem de ABD’de bilimkurgu türüne yeni bir soluk getiren “Yeni Dalga Akımı”nın öncülerinden olan Moorcock, aynı zamanda İngiliz Fantezi Ödülü, Dünya Fantezi Ödülü ve John W. Campbell Ödülü başta olmak üzere nice ödülün sahibidir. 2008 yılında Damon Knight Memorial Grand Master seçilen Michael Moorcock, günümüzde ABD’de yaşamını sürdürmektedir. Daha önce 2002 yılında Phoenix Yayınları tarafından “İşte O Adam” ismiyle yayımlanan kitap, kısa bir süre önce İthaki Yayınları’nın “Bilimkurgu Klasikleri” dizisine 35. sıradan giriş yaptı. Barış Tanyeri çevirisiyle ve “İşte İnsan” ismiyle bilimkurgu okurlarıyla buluşan kitabın kapak illüstrasyonu ise Ozan Korkut’a ait. “Bir insan sıradan bir yaşam sürüp sıradan aktivitelerle meşgul olurken kimsenin duygularını incitmemeyi nasıl başarabilirdi? İnsanlar neden birbirlerine karşı bu kadar gaddardı? Neden savaşlar vardı?” Karl Glouger isimli bir ana karaktere sahip olan romanda ana tema zaman makinesi ile geçmişe doğru yapılan bir yolculuk üzerine kurulu. Glouger, problemli bir çocukluk yaşasa da, sürekli araştıran, merak eden ve din üzerine kafa yoran Musevi bir gençtir. En çok merak ettiği konulardan biri ise İsa düşüncesinin kökeni, İsa’nın öldüğü dönemdeki dünyanın nasıl bir yer olduğu ve insanların İsa
Bilim-Kurgu
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
İşte İnsan
Puan vermedi·172 syf.··
2020 17. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2020 14:22
“Geleneksel din beş para etmez,” demişti Johnny. “Zamana uygun değil yani. Cevabı kendi içinde bulman gerek.” Bilimkurgu klasiklerinden okumaya devam etme düşüncesiyle fazla beklentiye girmeden aldığım bir kitaptı ancak beklentimin çok çok üstüne çıkmayı başardı. Ana karakterimiz Karl Glaguer bir agnostiktir ancak bu konuda sorgulamaya ve araştırmaya sürekli olarak devam etmektedir. Kız arkadaşı Monica ile yaptıkları tartışmalar da onun kafasını karıştırmaktadır. Daha sonra bir arkadaşı tarafından icat edilen bir zaman makinesi ile yolculuk fırsatı karşısına çıkar ve İsa dönemine tanıklık etme isteğiyle o zamana gider. Olayların akışında hiçbir değişiklik yapmaması gerektiğini bilerek gittiği o dönemde olayların hiç de anlatıldığı gibi olmadığını gören Karl bunun üzerine olaylara kendisi yön vermeye çalışacaktır. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama son olmayacağını söyleyebilirim dili güzeldi ve kitap çok akıcıydı. İki farklı zaman dilimini aynı anda anlatıp hem karakterin kafa karışıklığına hem de geçmişe gittiğinde olan olaylara aynı anda değinmesi benim çok hoşuma gitti. Bilimkurgu olmasının tek özelliği zaman makinesiyle yapılan yolculuğu içeriyor olması olsa da bir çırpıda biten çok akıcı bir kitap, okursanız pişman olmayacağınıza eminim.
1000Kitap
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
8/10
·172 syf.·
2018 101. kitabı
İşte İnsan... Merakımız başımıza neler getirecek? Ana karakterimiz Karl'ın yerinde olup geçmişe İsa a.s. dönemine kim gitmek isterdi? Ben şahsen istemezdim hem de hiç istemezdim. Ama merak insanın başına her şey açar demişler, öyle bir imkan olsa belki ben de geçmişe gitmek isterdim. Zor bir durum ve "Karl" ise bunu sürekli araştıran bir gençti. Neler neler yaşayacak hem kendi döneminde yaşadıkları ve geçmişte yaşadıklarını kısaca göz atalım. Hafifçe spoiler ile yine... Ana karakterimiz Karl Glogauer kendi döneminde küçücükken bile çarmıha gelen birisi. Ve kitap böyle başlıyor ne başlama ama o kadar akıcı bir kitap ki hiç sıkılmadan okuyacağınızı düşünüyorum. Karl'ın günümüzde yaşadıklarını düşündükçe çokta şaşırmıyorum. Yazar burada çok güzel göndermeler yapmış. Kiliseye gittiği dönemler de ilahi söyleyen Karl kilisenin papazına dikkat et... (yaklaşma ona Karl yapma evladım sen sadece almak istediğin bilgileri al gülen yüzüne kanma...) Ahh günümüzde de yok mu? Karl'ın bir yandan Tanrı var mı yok mu derken sürekli araştırma yaparken başından geçenleri çok güzel ve heyecanı bitmeyen film gibi anlatmış yazar. Geçmişe gidip ilk başta Yahya ile karşılaşması ve öyle bir iniş yapıyor ki Yahya ve etrafındakiler bir mucize gerçekleşti sanıyorlar. Ve burası çok önemli Yahya'nın beklediği kişi Karl mıydı? Karl ise Nasıralı Isa'nın peşinde kime sorsa tanıyan yok ve iyice aklı karışmak üzereydi. Yahya'da bir taraftan Karl'ın üstüne üstüne gidecek... İleri ki bölümlerde karşılaşacaklar hem de ne karşılaşma, Nasıralı Isa hiç umduğu kişi değildi... Kitap hem M.S.29 yılını hem de Karl'ın yaşadığı kendi dönemi anlatıyor, sürekli böyle geçişler ile ilerliyor. Incil'den ayetler ile hikayeyi anlatmış ve olayları ayetler ile bağlamış yazar. Bu durumda Karl'ın sonu ne
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2022 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2022 00:54
Dini sorgulayan her eser gibi bu da beni derinden etkiledi. Kurgu ile tarihin içiçe girmesi bambaşka bir tat katmış. Gerçekler hayalle sentezlenmiş. Uzun uzun yazmama hiç gerek yok. Sadece Mutlaka okuyun!
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
7/10
·172 syf.··
2020 20. kitabı
Bir zaman makinesi ile başlıyor her şey. Geçmişte bir güne gitmek gibi bir şansınız var. Geçmişte hangi zamana gitmek isterdiniz? Bana bu fırsat verilse sanırım bende bir peygamber zamanına gitmek isterdim. Asıl soru şu Geçmişteki olaylara tanık olmak mı yoksa geçmişi değiştirmek mi isterdiniz? Ya geçmişteki olayların bize anlatıldığından çok farklı olduğunu görseydiniz ne yapardınız? Kitap bir zaman makinesinin içindeki yolculukla başlıyor. Kahramanımız Karl kendi zamanını kendi seçiyor. Karl agnostik ama Tanrıyı sürekli arayan ve kafasındaki soruları yanıtlamaya çalışan bir genç. Karl zaman makinesinin ilk deneyi olmayı kabul ederek kafasındaki soruların başlangıç noktası olduğunu düşündüğü İsa dönemine gitmeye karar verir. Zamanda kendini kaybedip hiçte beklemediği bir durum içinde olduğunu görür. Tarihi değiştirmemek içinse elinden geleni yapar. Kendi iç dünyasını etkileyen olaylara dönüşler yaparak bir anlatım sunulmuştur. Aklına gelen bu anıların sadece bir rüya olduğunu kendini inandırmaya çalışsa da gerçekliğinden hiç kopamaz. Kitap bilim kurgusal bir anlatımdan çok tarih ve dini ele almış. Dini ne kadar sorgularsak sorgulayalım asla gözle görülür bir kanıt bulamayız. Sorguladıkça işin içine mantık girer ve dinden uzaklaşır sorularınızın yanıtını bulamazsınız. Kitapta anlatılan din Hristiyanlık. Aslında bu dinin başlangıç noktasının batı olması sebebiyle doğuda yayılmadığı, eğer bir din olsaydı her yerde hakimiyet sağlayabileceği, aslında Hristiyanlık diye bir dinin olmadığı ve bu dinin içindeki öğretilerin çok sonradan oluşturulduğu ortaya konmaya çalışılmış. Bunu diğer dinler açısından düşünmekte mümkün denilebilir. Yahudilerin belli bir bölgede varlık göstermeleri, İslam dinin doğu merkezli olduğu için batıda yayılmadığı din kavramının aslında tarihi
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2018 70. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2018 20:05
İşte İnsan, adının özelliklerini yoğun bir seviyede taşıyan romanlardan. Meraklı, atik ve yeri geldiğinde de yorgun... Bu yüzden belki de insanı anlatan en iyi romanlardan. İnsanı bu derece iyi anlatabilmesi için olayların merkezine koyduğu karakterini iyi bir şekilde açık edebilmesi gerekir eserin. Bu yüzden defalarca karakterin geçmişine ve iç dünyasına ziyaretlerde bulunuyoruz. Bu ziyaretler kesinlikle gereksiz ve uzatılmış değil. Karakterimizin arayışının iç yüzünü ancak bu ziyaretlerin derin çözümlemesi sonucu görebiliyoruz. Son zamanlarda görüntü yönetmenliğini üstlendiğim bir kısa filmde işlediğimiz meseleye fazlasıyla benzer bir alt yapısı var "İşte İnsan"ın. Bu yüzden analizi yaparken yakın zamanda üzerinde durduğum aynı konulardan da yardım alabildim. İnsan, başına gelenlerin sorumlusunu aramaya meyilli bir varlıktır. İnsan işe asla kendisinden başlamaz, bir sorun varsa kesinlikle başkasından kaynaklanıyordur. Kitabın sonunda da gördüğümüz gibi, her şeyi anladığında iş işten çoktan geçmiştir. "İşte İnsan"ın derinliği burada. Karakterimizin zaman yolculuğu ile İsa zamanına gitmesi aslında tamamen kendi içinde yaşadığı sorunlarla alakalı. Kitabın sonu hakkındaki analizimi burada bas bas bağırmak istiyorum fakat bu sürprizin ırzına geçmek gibi bir şey olur. Sadece şunu söyleyebilirim; insan kendi içinde sorunlarını çözemeyen, çözemedikçe de kendi başına iş açan bir varlıktır. Sorunlara çözümü kendi içinde aramak kötü bir şey değildir. Kötü olmayı bırakın doğru olan zaten budur. Seninle ilgili bir durumdan senden başkası kolay kolay baş sorumlu olamaz zaten. Michael Moorcock "İşte İnsan" da bunu benim yaptığımdan daha sert bir dille yapıyor elbette. Yaklaşan son kendisini hissettiriyor, fakat ne kadar hissetseniz de çarpıcı etkisi yok olmuyor. "İşte İnsan" da
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,853 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Michael MoorcockYazar · 21 kitap
Michael John Moorcock (d. 18 Aralık 1939) İngilizler yazar. Michael John Moorcock, sıradan bir orta sınıf ailenin çocuğu olarak 18 Aralık 1939 yılında Londra’da dünyaya geldi. II. Dünya Savaşının yıkıntıları arasında büyüdü. Pek parlak bir öğrenci değildi. Daha küçükken bile gazeteci olmak istiyordu. Onlu yaşlarına geldiğinde fanzinler çıkartmaya başladı. Birkaç yıl sonra öykülerini ve yazılarını satmaya başladı. 1956 yılında, sadece on altı yaşındayken, Tarzan Dergisinin (Tarzan Adventures) editörü oldu. Ancak bu dergide fazla çalışamadı. Bir çizgi roman olan Tarzan Dergisinde daha fazla yazı bulunmasını istediği için dergiden ayrılmak zorunda kaldı. Ardından Sexton Blake Kütüphanesi (Sexton Blake Library) adlı dergide editörlük yaptı. Bu yıllarda yazarlığın yanı sıra diğer bir tutkusu olan gitar çalmaya da yöneldi. Soho’da kafelerde ve hatta bir genelevde bile çaldı. Fleetwood Mac grubundan Peter Green ile tanışıklığı bu günlere dayanır. Sonraları Paris’de de müzisyenlik yaptı. Avrupa’da bir süre dolaştıktan sonra tekrar İngiltere’ye döndü. Bu dönemde yazmaya başladığı Elric kitapları ile tanınan bir yazar oldu. 1964 yılında İngiliz bilim kurgu dergisi Yeni Dünyalar (New Worlds) dergisinin editörü oldu. Sıradan sayılabilecek bir bilim kurgu dergisi olan Yeni Dünyalar’ı, altmışların alternatif kültürün bir aracı yaptığı gibi, çağdaş roman anlayışının da önünü açtı. Bu başarısında J.G. Ballard ve Brian Aldiss gibi yazarların hikâyelerini yayınlamasının önemli etkisi oldu. Yetmişlerde tekrar müzik ile ilgilenmeye başladı. İsmini Dorian Hawkmoon adlı karakterinden alan Hawkwind adlı bir grupta çaldı. Grubun The Black Corridor (Kara Koridor) adlı albümünde, Moorcock’un aynı adlı kitabından bire bir alıntılar vardır. 1975’de kaydettiği ve Hawkwind grubunun üyelerinin de çaldığı The New Worlds Fair (Yeni Dünyalar Panayırı) adlı albümü 1981’de yayınlandı. Ayrıca Black Blade (Kara Kılıç) adlı Blue Oyster Cult albümünün sözlerini yazdı. Bu albüm ismini Melnibone’lu Elric’in kılıcı Fırtına Koparan’dan (Stormbringer) almaktaydı. Günümüze kadar Blind Guardian, Summoning, Domine ve Cirith Ungol müzik grupları Moorcock’tan esinlendikleri şarkılar yazmışlardır. Seksenlerden sonra Moorcock daha “saygın” sayılabilecek Londra Ana (Mother London) ve Bizans Dayanıyor (Byzantium Endures) gibi kitaplar yazdı. Tarzındaki değişmeye rağmen yeni kitaplarında eski karakterlerine sürekli göndermeler yaptı. Bu karakterler hakkında yeni hikâyeler de yazdı. Moorcock yazmış olduğu fantezi hikâyelerinde, yaratmış olduğu Ebedi Kahraman (Eternal Champion) ve Çoğulevren (Multiverse) kavramlarını sıkça kullanmıştır. Birçok paralel boyut ya da gerçeklikten oluşan çoğulevrende kimlikleri değişen, ancak aynı özden oluşan ya da seçilen Ebedi Şampiyonlar sadece iyilik ve kötülük arasındaki dengeyi sağlamak için değil, aynı zamanda düzen ve kaos arasındaki dengeyi sağlamak için de mücadele ederler. Kullanılan bu iyi-kötü ve düzen-kaos kavramları “Zindanlar ve Ejderhalar” (Dungeons & Dragons) kitaplarında yönelim (alignment) için kullanılmıştır. Kimlikleri değişen bu kahramanların yolları çeşitli hikâyelerde kesişir. Ebedi Şampiyonların muhtemelen en ünlüsü, altmışlı yılların sonunda yazmaya başladığı Melnibone’lu Elric’dir. Elric sıra dışı bir kahraman olarak dikkat çeker. Hükümdarı olduğu, yüzyıllardır insan diyarlarına hükmeden efsanevi imparatorluğun, sevdiği kadın için yağmalanıp yıkılmasına göz yummuş bir imparatordur. Sevdiğini kurtarabilmek için kaosun hizmetkarı bir iblis ile antlaşma yapar ve kana susamış kılıç “Fırtına Koparan’ı” taşımaya başlar. Bu kılıç ile albino ortak bir yaşam sürerler. Elric kılıç için kıyım yaratırken, kılıç da ona yoksun olduğu gücü sağlar. Diğer fantezi hikâyelerindeki kahramanların aksine iyilik için savaşmaz. Burnunun dikine gider, işine geleni yapar. Elric’in hemen hemen yapmış olduğu kahramanca ya da kahramanca sayılabilecek işler, tamamen şartları onu o noktaya getirmesi ile olur. Belki de buna çoğulevrende bir Ebedi Kahraman da olması neden olur. Onu çoğu zaman şartlar zorlar. Birçok boyutun kesişimindeki ortak bir noktada yer alan efsanevi şehir Tanelorn için savaşması da benzer bir şekilde gelişir. Aşağıda biraz daha ayrıntılı değineceğim gibi Moorcock’un yarattığı karakterlerin kahramanlıklarını şartlar belirler. Köln Dükü Dorian Hawkmoon başka bir Ebedi Kahraman olarak karşımıza çıkar. Günümüzden yaklaşık bin yıl sonra geçen hikâyede, büyük savaşlar ve yıkımdan sonra geride kalan dünya anlatılır. Hikâyelerdeki kötü adamlar olan Grenbretan yani Büyük Britanya, Moorcok’un İngiltere ve birçok ülke için yaptığı eleştirileri bünyesinde barındırır. Yazarın da daha sonra açıkça belirteceği gibi kitaplardaki göndermeler bilinçli olarak gayet net ve belirgin olarak yapılmıştır. Elric gibi şartların kurbanı olan Dorian Hawkmoon kaos ve düzen, iyilik ve kötlük arasındaki mücadele de yerini alır. Moorcock ayrıca yıllar içerisinde İsa Mesih’e göndermelerde bulunmaktan geri kalmaz. James Colvin adı altında yazdığı hikâyeler ve sevilen karakteri Jerry Cornelius’un baş harleri JC İsa Mesih (Jesus Christ) ile örtüşür. Moorcock politik görüşlerini açıklamakdan çekinmez. Kendin açıkça “Kraliyet Karşıtı” olarak tanımlar. Konu bilim kurgu ve fantezi olunca, tutucu politik düşüncelerini eserleri ile insanlara empoze ettiklerini düşündüğü yazarları sert ve kendine has bir üslup ile eleştirmekten geri kalmaz. Ktulhu öykülerinin yaratıcısı H.P Lovecraft’ı kadın ve Yahudi düşmanı, ırkçı; I. Asimov ve A.C. Clarke ile bilim kurgunun en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Robert Heinlein’ı militarist, sağcı olarak niteler ve yazıklarını Adolf Hitler’in Kavgam (Mein Kampf) ile eşleştirir; kapitalizm, rasyonel bencillik ve bireycilik üzerine çalışmaları olan, Rusya doğumlu Amerikalı yazar ve düşünür Ayn Rand’ı “kuduz bir işçi sendikası ve sol karşıtı” olarak eleştirir. J.R.R. Tolkien’in yazdıklarını, hikâyelerdeki mutlu, kırsal İngiltere manzaralarından dolayı A.A. Milne tarafından yazılan Winnie the Pooh öyküsüne benzetirken, Tolkien için “orta sınıf, hristiyan yobaz” kelimelerini kullanır. Bu yazarların öykülerinde çalışan sınıfı kontrol edilmesi, doğru kişiler tarafından yönetilmesi gereken bir yaratık gibi göstererek herkes için dinsel ve ototirer bir düzen içerisinde tek bir doğruyu savunmalarını, her türlü düzen karşıtılığını “kötülük” olarak nitelemelerini ve savaşın tek yol olduğunu savunmalarını eleştirir. Yazarlar hakkındaki birçok eleştirisinin yanı sıra H.G Wells, Joanna Russ, Philip K. Dick, John Sladek, Thomas M.Disch, gibi yazarları ise yazdıkları eserleri ve duruşları için över. Bu günlerde Moorcok dostları Mervyn ve Maeye Peake hakkındaki biyografi üzerine çalışmaktadır. Son kitabı The Metatemporal Detective 2007 yılında basılması planlanmaktadır.