·92 syf.····Okunma: 13 Eylül 2020 23:56 Mutsuz olmak kitabı, gerçekten de bir yüreklendirme. Mutsuz ve melankolik olmaya bir övgü bile diyebiliriz bu kitap için. Fakat elbette, yazar mutsuz olmak ile mutsuz yaşamak arasındaki ince çizgi üzerinde de duruyor. Mutsuz olmaktan bahsederken mutlu olmaktan, bunun dönüştüğü abartılı durumdan, insanlara etkilerinden de sıkça söz ediyor. Mutsuz olmanın kötü bir şey olmadığını anlatmaya çalışırken mutlu olma saplantısı üzerinden ilerliyor. Örneğin, mutlu olmak nedir ve günümüz modernitesinde neye dönüşmüştür, neye hizmet etmektedir bu mutlu olma hayali, insan her an mutlu olabilir mi gibi soruları ve cevaplarını okuyoruz.
Hayat telaşı içinde yaşayıp giderken bu "mutlu olma hayali" içinde yaşadığımızı fark edemeyebiliyoruz. İzlediğimiz, okuduğumuz, baktığımız her yerde "mutlu bir yaşamın 5 ipucu", "mutluluğun sırrı" yayınlanıyor, olması gerekenin bu olduğunu düşünüp, "only positive vibes" cümlelerini paylaşırken kendimizi kandırabiliyoruz. Cevabını aradığımız sorular var: "nasıl mutlu olurum, nasıl mutlu kalırım". İşte bu noktada gözümüzü açacak, belki yeni bir bakış açısı kazandıracak, asla mutluluğun 5 ipucunun gizli olmadığı bir kitap "Mutsuz Olmak".
Açıkçası, okurken yazar için "abartmamış mı" dediğim noktalar olmadı değil. Söze başlarken "mutsuz ve melankolik olmaya bir övgü" dememin sebebi de bu noktalar oldu. Yazar bazen melankoliyi fazlaca över, mutsuz yaşamayı mutlu olmaya çalışmaya yeğler gibi hissettirdi bana. Fakat bu uzun anlatımların ardından gelen "iki duyguyu da yaşayın" minvalinde sözleri bu düşüncemi bir miktar arka plana itmeme olanak verdi.
Peki bu "daimi mutluluk rüyası" nasıl girdi hayatımıza? Yazara göre, zamanında tutunacak tek dalı "mutlu olmak" olan insanlar kendilerini heteronom otoritelerin de etkisiyle bu rüyaya kaptırdı ve bilmesi gereken küçük ayrıntı yüzyıllardır insanlıktan gizlendi. "Pozitifin de negatifin de tek boyutluluğu, hayatın çok boyutluluğunun hakkını veremez. Yaşam sanatı hayatın her iki yanıyla da geçinebilmeyi gerektirir; sadece pozitif olanla, hoş ve haz dolu olanla değil, nahoş ve acı verici olanla da baş edebilmeyi...Kimse bir ötekini istemez ama onu devre dışı bırakmak da mümkün değildir." Wilhelm Schmid'in bu sözleriyle de atlanan bu küçük ayrıntıyı kavramak mümkün.