Adı:
Mutsuz Olmak
Alt başlık:
Bir Yüreklendirme
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
92
ISBN:
9789750514135
Kitabın türü:
Çeviri:
Tanıl Bora
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
İnsanların, sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Gazeteler, kitaplar, ilan panoları, reklam spotları mutluluk üzerine söylenebilecek her şeyi tüketmiş halde... Mutlu olmak bir görev, ödev gibi algılanır oldu ve bu algı, tek başına, kişiler üstünde önemli bir stres kaynağı haline geldi. Adeta "mutluluk diktatörlüğü"nün tahakkümü altında yaşamaya başladık. Wilhelm Schmid mutluluğa gereğinden fazla anlam yüklendiğini söylüyor ve kitabında mutsuzluktan yana pozisyon alıyor.

Durup durup patlak veren mutluluk histerisinin sebepleri nelerdir? Hemen her gün farklı kanallarda rastladığımız mutluluk formülleri bizi gerçekte nasıl etkiliyor? Mutlu olmaya "çalışmak" acaba bireyleri ve toplumu daha mı mutsuz ediyor? Başarılı olmak, mutlu bir yaşamın olmazsa olmazı mıdır? Güzel ve anlamlı bir hayat sürmek ne demektir? Mutsuzluk, yaklaştığını fark ettiğimiz anda kaçmamız gereken modern bir veba mıdır? Mutsuzlukla baş etmek, hayatımızı ve kişiliğimizi nasıl zenginleştirir? Kitapları dünya çapında on beş dile çevrilen felsefeci ve "mutluluk araştırmacısı" Wilhelm Schmid, Mutsuz Olmak'ta okurları iniş ve çıkışlarıyla hayatı bir bütün olarak kabul etmeye yüreklendirirken, karşılığında doyurucu ve anlamlı bir yaşam vaat ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Yazarın okuduğum 2. kitabı. Felsefe-psikoloji tarzına yakındır. Mutsuzluk üzerine olan bakış açılarını çok beğendim. Artık mutsuz biri olmadığımı düşünüyorum. Mutsuzluk da mutluluk kadar doğal bir süreçmiş aynı zamanda. Hayata bakış açımı değiştirdi. Yazara teşekkürler :)
Öyle çok da mutlu olmaya gerek yok hani. Çünkü bir süre sonra mutluluktan mutsuzluk doğuyor. İnsan mutsuzluğuna da alışıyor. Alıştıkça ruhu melankoliye yatkınlaşıyor yahut depresifleşiyor. Melankolik olanlardan bir kısmı yeteneklerinde melankolisini kullanarak başarılı olsa da bir kısım melankolikler aksi olup dibi buluyor.

Dibi bulan insanın o dipten çıkması kolay olur aslında. Çünkü elindeki tüm kartları oynamıştır. Kartlar işe yaramadıysa artık tüm benliğini ortaya koyup kendini ileri sürecektir.

Tüm mutluluğuyla, mutsuzluğuyla ben de varım, cesaretim de var, hadi çıkın çıkın gelin, siz mi yaman ben mi yaman diye meydan okuyarak tüm gücünü ortaya dökecektir. İşte bu seviyede insan, ruhunu unutup, kendi varlığından uzaklaşıp apayrı bir insan oluyor. Tabiri caizse erkekleşiyor.

Çevremde kadın-erkek birçok insan gördüm. Bir kısmı mücadeleyi bırakıp melankolisini çocuk gibi kucağına alarak büyütmeyi ve depresifleşmeyi tercih ediyor. Hadi her neyse diyorum da bir yaşam bu kadar kolay harcanır mı ki? Aklıma çok takılmıştır. Ne olacak insanların hali?

Yahut insan illaki mutlu olmak zorunda mı? Televizyon reklamlarında mutluluk satılıyormuş gibi mutluluğa özendirici unsurlar bulunuyor. Mutfaktaki yemek Bizim yağ ile yapılırsa aile mutluluğunuz oturduğunuz yemek sofrasında artıyor. Ya da deterjan reklamı. Ne olacak yani, mis kokulu çarşaflar, yastıklar, çamaşırlar giyilince aile saadeti mi artacak? Bir araba almak mutluluğu çok mu etkiliyor?

Anlamıyorum, anlamış değilim. Mutluluğun, mutsuzluğun metalaştığı, marketten şampuan alır gibi mutluluğun satın alındığı, sadece mutlu olmak insani ihtiyaçmış süsü verilerek insanların mutluluğa yönlendirildiği bir çağdayız.

Yoktan var edilen bir canlı olarak insanın sürüklendiği şu dünya denen hayat macerasına iteklendiğimiz andan beri insanın maneviyatını donatan her ne varsa o yaşanmalı, naçizane. Bir mutsuzluğun dahi kıymeti bilinmeli. Ya da en ufak şeylerden mutlu olmak bilinirse yaşam standardı da yükselecektir.

Daha bir çok şey yazılabilecekken biraz Mutsuz Olmak kitabına dair bilgi de vermeli hani.

Mutsuz Olmak kitabı 10 bölümden oluşurken gayesi 'insanı hayata hazırlamak' olan mutsuzluğu mutlulukla harmanlayarak bizlere insanlık çağının ve günümüz çağının mutluluğuna, mutluluk ve mutsuzluk ayrıştırmasını yaparak gerekli olanın hangisi olduğuna, melankoli, depresif, depresyon hallerine de değinerek bize bizi anlatmaya özen gösteren bir Wilhelm Schmid kitabı. Açıkçası bizi yaşamaya yüreklendiren bu kitaba bir şans vermeli.

Benzer kitaplar

Bize dayatılan ve bunun sonucunda bizim de başkalarına dayatıp olur olmaz varlığını sorguladığımız mutlu olma ,mutlu görünme zorunluluğunun yanlışlığını fark ettirmeye çalışan bir kitap."Kedi ulaşamadığı ciğere murdar der " değil .Yani madem mutluluk mümkün değil o halde hepten mutsuzluğa ,isyana yönelip onu uçlarda yaşayın tarzı kitaplardan değil.Mutsuzluğun ,melankolinin marazi bir durum olmadığı ,hoşgörüyle karşılayıp kendimizi kronik bir soruna sürüklememiz adına kabullenmeyi öneriyor ve gerekli görüyor.Önemli olan kendi gerçekliğinde hangisine yer vermenin gerekliliğidir.Bu mutsuzluk bile olsa yapay olmadığı için ,o hissi bastırmayıp yaşadığın için mutluluk da zamanı gelince kendine yer bulacaktır.
Mutlu olamak için bu kadar çaba harcarken mutsuz olmanın hiçte fena bir durum olmadığı fikrini sunan bir kitapla karşılaştım. Kitabı en yakın sürede okumak istiyorum . İnşallah biri hediye eder de mutlu olurum ;)
Modern zamanımızın hastalığı olan “daima mutlu olma çabası”na harika bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Hayatın sadece mutlulukla ilerlemeyeceğini mutsuzluğun da mutluluk kadar hayatımızda bulunması gerektiğini harika tespitlerle açıklıyor. Aynı zamanda Hayatın anlamını varoluşsal bir şekilde irdeliyor. Altı çizilerek okunmalı. Hayatın her döneminde dönülüp bir daha okunası bir eser. İyi okumalar!
Mutluluk…
Hepimizin istediği, hayatımızda en yüksek oranda olması için elimizden gelen her şeyi yaptığımız bir mesele.. Mutluluğu bu kadar çok hayatımıza sokuşturmaya çalışırken mutsuzluğumuza ne oluyor diye daha önce hiç düşünme gereksinimi görmemiştim ancak şimdi bunun göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu kitabı okumadan önce sadece mutlu bir hayatın yaşamaya değer olduğunu düşünüyordum ancak şu an mutsuzluk olmasa hayatta nelerin eksik kalacağını öğrenmiş oldum.

Öncelikle elbette mutluluk çok güzeldir ama her şeyden mutluluk duymak hem imkansız hem de yorucudur. İmkansızdır çünkü mutluluğu hissetmemizi sağlayan vücudumuzdaki o hücrelerin, hormonların (yani mutluluğu sağlayan ne varsa) dinlenmeye ihtiyaçları vardır. Bu yüzden mutluluk sınırlıdır. Ee haliyle hayattan da devamlı mutluluk istemek anlamsızdır.Kitapta da geçtiği gibi “En sevdiğiniz yemeği fazla yerseniz, memnuniyetten ziyade bıkkınlığı teşvik edersiniz.”

Peki bize devamlı dayatılmış olan o mutluluk tablolarını yırtıp attıran mutsuzluk ne işe yarar? Mutsuzluk hayatımızın olmazsa olmazı. Aynı zamanda hayatımızı daha güzel seviyelere taşımamıza destek olan bir güç. Her zaman her şeyden mutlu olsaydık hala ağaçlarda yaşıyor olurduk. Bunun yanı sıra anlam arayışımıza oldukça katkısı vardır. Anlamımızı arayıp bulana kadar peşimizi bırakmaz mutsuzluk.

İşte bu kitap olaylara bu şekilde bakmamı sağladı. Bakış açımı değiştirmekle beraber, mutsuzlukla barıştırdı.

Değinmek istediğim son konu ise kitabın çevirisi. Çeviri de seçilmiş ve güncelliğini yitirmiş olan kelimeler kitaba anlamsız bir saçmalık katmış. Bu kelimeler neden seçilmiş hiçbir fikrim yok. Kitabın akışını bozmuş.

Ama çevirisine rağmen okunmaya değer bir kitap.
Keyifli okumalar dilerim.
Mutsuzluğu inkar etmeyip, üstünü kapatıp mutlu olmanın yollarını bulabilmeyi, böylece huzuru yakalayabileceğimiz bir dünya varken sürekli olumsuz olaylara takılıp melankoliye bağlayıp mutsuz olmamalıyız. Mutluluğu ararken mutsuzluğun iyi taraflarını da görmeliyiz. Mutlu olacağım diye bir çaba içine girip daha da mutsuz olabiliriz. Mutsuz olan bir insan aslında mutluluğun yolunu biliyor ama uygulamaya geçmiyor. Her zaman mutlu olmak da insanda bir bıkkınlık hissi verebilir. Belki de mutsuz olmak daha iyidir. Kim bilir...
Günümüzün en büyük amaçlarından bir mutluluk.Her türlü aktiviteyi bu amaçla yapıyor ,hayatımızın merkezine onu koyuyoruz azıcık yokluğunda hemen karamsarlaşıp depresyona giriyoruz ve bir an önce bu durumdan çıkmak için adeta depreşiyoruz.Peki mutluluk gerçekten mutlu eder mi?Hayatın bereketi gerçekten mutlu şeylerden ibaret midir? Bu sorular ışığında yazar mutsuzluğunda gerekliliğine ve geliştirici yanlarına işaret ediyor.Mutsuzluk ,mutluluğun değerini kavramamızı hayatımıza bakış açımızı ve hayatımızda ters giden şeylerinde farkına varmamızı sağlar.Kötü tecrübe ve deneyimlerimizle gelişiriz.Hayatı her iki kutbuylada yaşayarak deneyimlemek gerekir sadece güzel, hoş olanla değil nahoş ve acı verici olanla.Mutsuzluk anlarımızda en az mutluluk anlarımız kadar değerlidir.Çünkü hayat onunla gelişir.
" Mutluluğun formülü nedir?" , " Mutlu olmak için yapılması gerekenler" gibi şeyleri zaman zaman duyarız. Bu tarz konular bana çok saçma gelir. Çünkü her insan farklı şekilde mutlu olur; kimisi uyuyarak, kimisi çocuğuna çikolata alarak, kimisi ise sınavı kazanarak... Ama her zaman mutlu olmamız mı gerekir?   Neden sürekli mutlu olmak için çabalarız? Mutsuz olmak çok mu kötü? Her zaman mutlu olursak mutluluğun kıymetini anlar mıyız? Hayat zıtlıklarla anlamlı ve renkliyken bu mutlu olma çabası niye? Neden her fotoğraf çekiminde güleriz? Hem de bazen sahte gülüşler ardına saklandığımızı bile bile. Böyle yaparak mutlu olduğumuzu kanıtlamak mı isteriz veya mutluymuş gibi görünmek mi isteriz?

Sosyal medya, sahte mutluluklar mekanıdır. Herkes mutludur, güler, eğlenir, herkesin ailesi, yakınları, okulu vs. çok iyidir (!). Herkes dünyanın en mükemmel insanıdır (!). Kimsenin derdi yoktur, kimse ağlamaz, sıkılmaz, bunalmaz (!).

Reklamlar da bile bu mutlu olma çabasını görürüz; "haz peşindeysen", "mutlu et kendini", "bir avuç mutluluk" , " mutluluk iki parmağının arasında" gibi sloganlara her gün maruz kalırız. "Kardeşim, ben belki mutlu olmak istemiyorum. Zorla mı mutlu edeceksin beni? İstemiyorum, o kadar." Bir çikolatayı ne kadar çok abartıyorsunuz. Altı üstü çikolata. Hem mutlu olmak için ona mı ihtiyacım var? Tabii ki yok.

Peki ya, eğer herkes halinden memnun olsaydı yeni icatlar, buluşlar, sistemler, kanunlar vs. olur muydu?

Not: Kitabın çevirisi çok iyiydi, dili çok akıcı ve anlaşılırdı.
Oldukça iyi bir felsefi kitap olduğunu düşünüyorum. İçinde olan alıntıları ve söyledikleri şeyler insanı düşünmeye sevk ediyor, bir kere daha ! Kendini tanıma rehberiydi benim için. Biraz kararmış olan 'içinize' bir ton daha ekleyebilir, tekrar bir "anlam "bulmak için yola çıkabilirsiniz. İyi okumalar :)
Kitabı okurken sessiz ve sakin bir yerde anlayarak okumak gerekiyor. Cümleler biraz uzun mu yoksa ben mi kısalara alıştım bilemem arada sırada sırf anlamak için sesli okuduğum oldu. Farkındalık oluşturan bu incecik kitap bana mutluluk konusunda birçok bakış açısı kazandırdı. Kitabın faydalarını hayatımın ilerleyen zamanlarında göreceğimden eminim. Bu insanlar ne yapıyor nereye koşturuyor dedikten sonra karmaşadan kaçıp bu kitabı okuyun derim, bizzat öyle yaptım
Modern çağda, bütün görsel ve yazılı yayınlar bizlere mutlu olmak zorundasın algısını dayatıyor; fakat mutsuzlukta bizim için olması gereken bir duygu, önemli olan mutsuz olduğumuzda da sabırla aşmayı bilmemiz gerekiyor. Bazen dibe vurmak daha kuvvetli hayata sarılmamızı ve ayağa kalkmamızı sağlar. Teşekkürler.
Peki ama her şeyde daima sadece pozitif olanı göreceğim diye kendini kasmak niye? Neden her günümüz ille pozitif olsun?
"Bir şey dileyebilecek olsam kendime
Azıcık mutlu olmayı isterdim
Çünkü, fazlaca mutlu olsaydım
Üzüntünün hasretini çekerdim."
Hayatın anlamını kesintisiz yaşam sevincinde aradığınız oranda, hayal kırıklı­ğı büyük olur.
Mutluluğa erişme çabasındaki ısrar, anlam yoksunluğunun yol açtığı çaresizliğin işaretidir bence.
Peki ama her şeyde daima sadece pozitif olanı göreceğim diye kendini kasmak niye? Neden her günümüz ille pozitif olsun? Hayatın başka zamanları da vardır, pozitif olanın kıymetini onlar sayesinde bilirsiniz.
Wilhelm Schmid
Sayfa 41 - İletişim Yayınları, Çev: Tanıl Bora, 7. Baskı 2017
Hintli yazar Arundhati Roy... “Bu hasar görmez mükemmel hayat fikri bizde yoktur,” demişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutsuz Olmak
Alt başlık:
Bir Yüreklendirme
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
92
ISBN:
9789750514135
Kitabın türü:
Çeviri:
Tanıl Bora
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
İnsanların, sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Gazeteler, kitaplar, ilan panoları, reklam spotları mutluluk üzerine söylenebilecek her şeyi tüketmiş halde... Mutlu olmak bir görev, ödev gibi algılanır oldu ve bu algı, tek başına, kişiler üstünde önemli bir stres kaynağı haline geldi. Adeta "mutluluk diktatörlüğü"nün tahakkümü altında yaşamaya başladık. Wilhelm Schmid mutluluğa gereğinden fazla anlam yüklendiğini söylüyor ve kitabında mutsuzluktan yana pozisyon alıyor.

Durup durup patlak veren mutluluk histerisinin sebepleri nelerdir? Hemen her gün farklı kanallarda rastladığımız mutluluk formülleri bizi gerçekte nasıl etkiliyor? Mutlu olmaya "çalışmak" acaba bireyleri ve toplumu daha mı mutsuz ediyor? Başarılı olmak, mutlu bir yaşamın olmazsa olmazı mıdır? Güzel ve anlamlı bir hayat sürmek ne demektir? Mutsuzluk, yaklaştığını fark ettiğimiz anda kaçmamız gereken modern bir veba mıdır? Mutsuzlukla baş etmek, hayatımızı ve kişiliğimizi nasıl zenginleştirir? Kitapları dünya çapında on beş dile çevrilen felsefeci ve "mutluluk araştırmacısı" Wilhelm Schmid, Mutsuz Olmak'ta okurları iniş ve çıkışlarıyla hayatı bir bütün olarak kabul etmeye yüreklendirirken, karşılığında doyurucu ve anlamlı bir yaşam vaat ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 136 okur

  • Ezgi Çelik
  • Nisa Mercanoğlu
  • Yağmur Gaziölmez
  • Oblomov
  • Ecem İspir
  • Filiz Özdemir
  • Sevcihân
  • Sena Karaman
  • Delal yaman
  • Emirhan Berkiten

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.5
14-17 Yaş
%2.4
18-24 Yaş
%42.9
25-34 Yaş
%35.7
35-44 Yaş
%7.1
45-54 Yaş
%2.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.8
Erkek
%28.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.8 (15)
9
%9.5 (6)
8
%33.3 (21)
7
%19 (12)
6
%9.5 (6)
5
%0
4
%1.6 (1)
3
%1.6 (1)
2
%1.6 (1)
1
%0