Kitabı aslında dün bitirdim. Yani okumaya sabah başlayıp gece bitireceğim kadar akıcı bir kitaptı. Zaten serinin en büyük olayı da bu bence, akıcı olmasıyla kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Hep aynı olay örgüsünü işlemesinden çok yoruldum. İlk iki kitapta olan olayların karakterler ve konuların değiştirilmiş hali gibiydi ve bir miktar yordu beni. Kaçma, kovalamaca bir sürü sır ve en son her şeyin açığa çıkması fakat yeni sırların doğması. Her kitapta bu döngü vardı maalesef. Hadi ilk iki kitap birbirinin daha çok devamı gibiydi ve dozundaydı ama üçüncüde de yapmazsın bunu. Yazarın Şubeyi asla bitirmeyip devamını yazmak için elinde malzeme olarak tutmasına gıcık oldum. Neden uzatıyorsun ki?
Nick karakterini çokça seviyorum ve bu kitapta o karakteri işlemişti, onun geçmişini öğrenmeye çalışıyoruz fakat yine tam olarak bize bir şeyler sunmuyor. Elizabeth ve Nick arasındaki ilişkiyi çok sevmeme rağmen maalesef yazar çok az sahne yazmış. Yani tadı damağımda kaldı fakat diğer kitapları çevrilse de almayı düşünmüyorum, sonda o yaptığı gereksiz olaylar zinciri yüzünden.
Seriyi çok merak ediyorsanız ilk iki kitap yeterli mi diye soracak olursanız da bence yeterli. Nick karakterini cidden sevdiyseniz okuyabilirsiniz ama genel hatları ve olay örgüsüyle ilk iki kitabın tadı daha başkaydı bence.
Puanım: 3/5