Puan vermedi·176 syf.··
2020 5. kitabı
Bugüne dek "Kuran yetmez" konulu yazılmış olan kitaplara bir şey eklemiyor. Bu kitapta sunulan iddiaların çoğu yanıtlandı. Ahmet Murat Sağlam'ın, Kashi Ahmed Shehzade'nin, Rashad Khalifa'nın kitaplarında var. İddiaların arasında ayrıca tartışmaya değer bir ikisi var, onlara bakalım. Yıldırım "Kuran yeter" düşüncesinin dini sekülerleştireceğini öne sürüyor. Belki tam tersidir. Belki de dini akide-amel, inanç-ibadet olarak ikiye bölenler sekülerleştiriyordur. Yıldırım, hukuk sisteminin çoğunluğunun hadislerde yer aldığını öne sürüyor. Ama bunu söyleyebilmek için Kuran’ı okumuyor, okuduğunu anlamıyor olmak gerekir. Kuran "inek sunun" demiştir. O ineğin rengini söylemediği suçlamasıyla onun yetersiz olduğunu öne sürenler sınavı kaybettiler. İneğin rengini belirlemek için bir din adamları kurulu kuralım, onlar da işi iyice karmaşıklaştırsınlar, artık anlayamadığımız için din işleriyle toplum işlerini birbirinden ayıralım, seküler olalım. Böyle mi yapalım? Yıldırım, Kurancılık fikrinin 19. Yüzyıl Hindistan’ında, İngiliz işgali altında başladığını söylüyor. “Kuran yeter” fikrinin çıkış noktası olarak Hindistan’daki İngilizsever bir münafığa göndermede yaparlar genelde. Yıldırım da öyle yapıyor. Oysa bu sözü edilen, bu fikrin modern zamanlardaki çıkışıdır, ilk ortaya çıkışı değil. Elçi Muhammed kendisi "Kuran yeter" demiş olmalıdır çünkü izleyeceği bir "Sünnet" yoktu. Yıldırım gibi "Kuran yetmez" savunucularının yanlış bir temel varsayımı var; Müslümanlığı başından beri aynı sayıyorlar. Hiç değişiklik olmamış, bu toplumlar evrilmemiş sayıyorlar. Bugün Müslümanların çoğunluğu Müslümansa şu ayeti nereye koyacağız: 5:18 Yahudiler ve Nasraniler şöyle dediler: “Biz Allah’ın oğulları ve onun sevgilileriyiz!” De ki: “Madem öyle, Allah suçlarınız yüzünden sizi niye cezalandırıyor?”… Yıldırım, “bu bizden söz etmiyor” diyecektir, eminim. Hayır, herkes için geçerlidir. Müslüman toplumlar çoğunlukla Müslüman olsalardı Batı’nın ayakları altında ezilmezlerdi. Egemen ve kendi yazgısını belirleyen toplumlar olurlardı. Müslüman oldukları halde bu kadar acılı bir yaşam sürdükleri ve hatta topluca öldürüldüklerini ileri sürmek örtülü olarak suçu Tanrı’ya atmaktan başka bir şey değildir. Kaldı ki dört halife sonrası gelen Emevilerin kıyımı, Abbasilerin kıyımı, Moğol işgalleri, yanan kütüphaneler, kellesi alınan sayısız bilgin tarih kitaplarında yazılı ve hadisçiler bu tarihe itiraz etmiyorlar! İtiraz etmedikleri tarihte bu dinin başından beri doğru yaşandığı iddiasını çürüten bu kadar şey yazılıyken...? Tarihi geçelim, bugüne geldiğimizde İslam'dan geriye ne kaldı elimizde? İşte size Anayasa, ticaret yasası, borçlar yasası, bankacılık yasası, medeni yasa, ceza yasası. Bunların içindeki İslami öğeleri arayın bulun bakalım, ne bulabileceksiniz. Sıfır. Ama Yıldırım hâlâ "Peygamberin Sünnetiyle" şekillenen toplumdan söz ediyor. Herhalde diyorum ayrı ülkelerde yaşıyoruz. Hatta Türkiye dışındaki Müslümanların durumları da pek farklı olmadığı için ayrı gezegenlerde yaşadığımızdan da kuşkulanmıyor değilim. Yıldırım, hadis tartışmasının suçlayıcı, dışlayıcı, küçük düşürücü izleğini onaylamadığını bildiriyor ve iyi niyeti ilke edindiğini söylüyor. Bunu da olumlu puan hanesine yazıyorum. Yıldırım'ın kaygılanmakta haklı olduğu tek konu, Kuran yeter söylemi arkasında bolca münafığı ve bozguncuyu bulacak olmamızdır. Şimdiden buluyoruz da. Burada yazar adı söylemek site kurallarına aykırı olabilir. Ancak "eşcinsellik serbest, İslam'da kadınlar önceliklidir, ateistler de mümin olabilir, hayvanların da hakları vardır" gibi sayıklamaları izlediğinizde içlerinde "Kuran yeter" diyenlerin olduğunu kolayca görürsünüz. Buna rağmen yine burada adını söyleyemeyeceğim ama herkesin yalancı olduğunda uzlaştığı ünlü kişi "Allah birdir" dedi diye onu inkar edemeyeceğimiz gibi, Kuran yeter mesajını sahiplenen bozguncuların varlığı bizi yanıltmamalıdır. "Kuran yetmez"ciler kendi iyilikleri için şunu düşünsünler: Bu mesajın yalınlığı neden bu kadar çekici? Neden mantığa ve sağduyuya çekici geliyor bu ilke? Bir şeyin yalın olması onun bayağılığını mı gösterir? Elçilerin mesajlarının yalın ve evrensel olması, sığ olmasını mı gerektirir? Yoksa tam tersi mi?
Kur’an Bize Yeter SöylemiEnbiya Yıldırım · Takdim Yayınları · 2019340 okunma
·
159 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.