Gönderi

Ahmet Celal
8/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2020 16:51
Bu kitabın Türk toplumuna çok kuvvetli ve yerinde incelemelerle yaklaştığını düşünüyorum. Yıllardır süre gelen köylü ve şehirli arasındaki toplumsal fark çok doğru bir şekilde gözler önüne serilmiş. Şu an biraz daha yumuşamış olan bu ayrım hala daha etkilerini gösterir. Kurtuluş Savaşı sırasında (tahmin ettiğim kadarıyla) Eskişehir'in bir köyünde yaşamaya çalışan gazi bir subaydan bahsediyor. Kemalist düşüncenin önemini ve değerini önceden kavramış olan bu şehirli subay kendini köyde yalnız hisseder. Kimse onun düşüncelerini anlamaz. Onun hareketlerini ''yaban'' olarak nitelerler. Köye uyum sağlaması için kitap okumaması, fazla temizlenmemesi, sakalını bırakmasını söylerler. Bu subayın hayatına çok terstir. Askerliğe verdiği önemi de köy halkından göremez. Halk Mustafa Kemal'in yanlış yaptığını, padişaha karşı çıkmaması gerektiğini düşünür. Yabancıların eline düşmüş olan devletin yıkılacağının farkına varamamaktadırlar. Köylerini basan düşman kuvvetlerinin hala onlara iyi davranacağının, ürünlerini aldıktan sonra paralarını ödeyeceklerini düşünürler. Tabi ki durum bu cahil köylü halkın düşündüğü gibi olmaz. Gelen düşmanlar karılarına, kızlarına dahi zarar vermek isterler, yan gözle bakarlar. Karakterimizin aşık olduğu köylü kızı da bu kızlar arasındadır. Kitaptan çok güzel olduğu anlaşılan bu yeşil gözlü güzel kızla karakterimiz kaçma girişiminde bulunur. Kitap da burada sonlanır. Düşman onların kaçmaya çalıştıklarını anladığı zaman ateş açar ve köylü kızıyla subay vurulur. Subayın gömleğiyle yaralarını tamponlarlar ancak ertesi sabah ikisinin de yol yürümeye mecali kalmamıştır. Köylü kızın dizlerine başını koyan subayımız, köye geldiğinden beri ilk kez mutlu olduğunu dillendirir. Meğerse tüm gereksinimi yaslanmak istediği bir dizmiş. Bütün bunları subayın yazdığı defterden öğreniyoruz. Subay istiyor ki onun kişisel yaşamına değil, toplumsal incelemelerine odaklanalım. Biz de böyle yapıyoruz. Bunu düşman elinde olan evinde dahi yazmaya çalışmasından kuvvetle anlıyoruz. Beni en çok etkileyen yerlerden biri subayımız imama Türk olup olmadığını soruyor. Çünkü subay her Türk'ün Mustafa Kemal'i desteklemesi gerektiğini düşünüyor. Bunun üzerine imam ''Biz İslam'ız.'' diyor. Bu düşünce tarzı o zamanlardan beri çok cahilce zihniyetlere gebe.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
·
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.