Gönderi

Puan vermedi·736 syf.··
2020 40. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2020 16:07
Haziran ayında başladığım kitabı Eylül ayının ortasında nihayet bitirme şerefine ulaşıyorum. Üç ay, bir kitabı bitirmek için ayırdığım en uzun zaman olabilir. Yarım bırakıp bırakmamak arasında çok mücadele verdiğim bir kitap oldu. Direndim araya 3-4 kitap sıkıştırarak nihayet bitirmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Kitaba başlamadan önce, her kitap öncesi yaptığım gibi kısa bir araştırma yaptım hakkında ve bu platformdaki yorumlara özellikle baktım. Kitabı beğenmediğini söyleyen hiç kimse yoktu. Dün gece kitabın son bölümündeki "yazarın son sözünü okuyana kadar" bendeki duygu netti. Bu kitabı beğenmedim. Ancak dün geceden sonra "beğenmedim" demeye dilim de elim de varmıyor. Sebeplerini dilimin döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Öncelikle neden beğenmediğim konusuna değinmek istiyorum. Daha önce kitapla ilgili bir araştırma yaptığımı söylemiştim. Hani okunması gereken kitaplar listesi paylaşılır bazı mecralarda. İşte orada karşıma hep çıkan kitaplardan biriydi. Okunması gerekli kısmındaki gerekliliği yerine getirdiğim için kendi adıma mutluyum. Ancak bu kitap niçin, kim için mutlaka okunmalı? Nedir onu böyle mutlaka grubuna sokan? Bununla ilgili herhangi bir bilgi yok. Nerde kalmıştık.. Heh neden beğenmediğimi söylüyordum. Çünkü içeriğinde ilgilimi çeken hiç bir konu barındırmıyordu. Birincisi polisiye sevmem. Tarih ile harmanlandığın da bu durum bir nebze hoşuma gitse de, Ortaçağ'da Hristiyanlık ne durumdaymış, papazlar ne yer ne içermiş, kaç tarikat varmış, bunlar nasıl üremiş neler yapmış asla ilgi alanım değil. Belki de bu kadar detay alanım değil. Okumadan önce konu araştırması yapsaydım yine aynı ölçüde hoşlanmazdım sanırım çünkü benim için o kadar gereksiz ve fazla ayrıntı ve bilgi vardı ki... Haliyle polisiye de sevmeyince kitapla aramızda soğuk bir ilişki kurulması kaçınılmaz oldu. Kitaba başlarken, bilginin ve kurgunun "Sofie'nin Dünyası" tadında geçeceğini düşünmüştüm. Ama yanıldım. Şimdi neden saygı duyduğum konusuna değinmek isterim. Kitap Umberto Eco'nun 1950 yılından 1980 yılına kadar ortaçağ ile ilgili belgeleri, bilgileri harmanladığı otuz yıllık bir birikimle yazılmış. Bir eser için üzerinde otuz yıl uğraşılması başlı başına saygı meselesidir benim için. Eserin içinde bulunduğu çağa o kadar hakimdir ki yazar, en ince ayrıntısına kadar yazarı o dönemde yaşamış gibi yazmıştır. (Bunları nerden mi bilmiyorum: Okurken asla anlamadım tabi. Sonrasında yapmış olduğum araştırmalardan öğrendim). Olaylar 1327 yılında, Avrupa'da, veba hastalığı ortalığı kasıp kavururken, zenginlerin refah fakirlerin sefalet içinde yaşadığı bir dönemi anlatıyor. Papalık, Hristiyanlık, Tarikatlar, Mezhepler kitapta oldukça ön planda. Bu kavramlardaki bilgiler tamamen tarihi araştırmalar sonucu tamamen gerçek bilgilerle yazılmış. Cinayetlerimiz ve başkahramanlarımız ise bu gerçek tarihe zekice harmanlanmış. İşte bu bilgi birikimi, kurgu ve yazarın edebi gücü benim kendisine saygı duymamı sağlayan, hayran bırakan. Ayrıca kitabın sonunda kaleme aldıklarını okudukça, tüm kitabı beğenmeden okumuş olmanın verdiği ufak bir mahcubiyet duygum da var. Kitabın konusu da kısaca değineyim istedim. Yukarı da bahsettiğim dönemde, İtalya'daki bir manastırda geçiyor olaylar. Anlatıcımız Adso, fransisken tarikatından bir çömez olup, diğer başkahramanımız rahip ve filozof olan William'ın öğrencisidir. BU iki kahramanımız sözünü ettiğim manastırda bir dizi cinayeti çözümlemek için işin peşine düşerler. O yedi yüz sayfalık kitap, toplamda yedi günlük bir zamanı anlatır. Her güne bir cinayet, her cinayetin ardından yeni bir sır ve yeni bir ipucu çıkmaktadır. Tabi anlayacağınız gibi yedinci günde sırlar çözülür. Bitirirken şu sözlerimi mutlaka yazmak istedim. Yaptığım onca araştırma sırasında gerek youtube, gerek instagram, facebook, gerekse google'da yorumlayanların arasında sadece bir kişini beğenmedim dediğini gördüm. Bende dahil oldum. Bazı beğenerek yorum yapanların tamamen takipçiyi etkilemek ve entellektüel görünmek adına yaptığını düşünüyorum.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.