Hayallerdeki Ülke: Ütopya
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2020 10:30
Hayalleri var hepimizin. İleride yapmak istediklerimiz için, yaşadığımız toplum için, sevdiğimiz ya da sevmediğimiz kişiler için; kariyerimiz, çevremiz, arzularımız için; velhasıl ileriye dönük hayaller kuruyoruz, iyi veya kötü. Bulunduğumuz konuma, hayat anlayışımıza, sahip olduğumuz ilme göre hayallerimiz şekilleniyor. Misal; profesörsek üniversite için veya öğrenciler için yahut yazmak için uğraştığımız eser için hayaller kuruyoruz. Başka misal; girişimci isek tasarladığımız projeler hakkında, gelecekteki konumları hakkında veya yakında olacak ve geleceğimizi etkileyecek toplantı hakkında hayaller kuruyoruz. Yine başka misal; öğrenci isek derslerimiz hakkında, öğrencilik yıllarımızda öğreneceğimiz bilgiler ve yaşayacağımız olaylar hakkında, gireceğimiz sınavlar hakkında hayaller kuruyoruz. Hülasa, yaşadığımız toplumda hangi konumda isek ona göre hayallerimiz şekilleniyor. *** Ütopya, (kitapta yazdığına göre) yok-şehir anlamına geliyor. Thomas More, bu kavramı hayal edilen şehir gibi bir anlamda kullanıyor. Yani, Thomas More olmayan bir şehir üzerine güzel bir hayal kuruyor ortaya 'hayal edilen ülke' anlamına gelen bir tür, "Ütopya" doğuyor. Thomas More, yargıçtır. İngiltere'deki en yüksek konumlardan birindedir. Dolayısıyla, mensubu olduğu medeniyetin ve milletin sorunlarına çare bulmak istemektedir ve bunu da; edebiyatla, felsefeyle yapmak istemiştir. İşte bu sayede karşımıza roman-felsefe karışımı bir eser çıkmıştır. Biz bu eseri okurken aklımızda bazı sorular oluştu. Zira, tüm insanlığa derman olacak çözümler içerdiğini iddia etse de, bu eserde ve bu eserin yazarının mensubu olduğu medeniyette bazı sıkıntılar gözümüze çarptı, ciddi tezatlar bunlar. Bunları iki madde halinde açıklamaya çalışalım. 1-Aile Sorunu Biliyorsunuz, Avrupalılar idama (ölüm cezasına) şiddetle karşı çıkarlar. Çeşitli sebepleri elbette var hatta Victor Hugo "Bir İdam Mahkumun Son Günü" adlı eserinde bunun üzerinde çok durmuştur. Bizim bu konunun ele alacağımız kısmı şudur: Bu cezaya karşı çıkanlar; idam edilen (ölüm cezasına çarptırılan) kişinin ailesi dağıldığını, toplumunun yapısının bozulduğunu söylemektedirler. Yani, toplumun ıslahı için yapılan bu cezanın tam tersi bir sonuca sebep olduğunu söylemektedirler. İtirazımız şu noktaya: Bu eserde nüfus yoğunluğu ve eğitim sebepleriyle aileler dağıtılmaktadır. Açarsak; eğer bir şehirde nüfus artışı fazla olursa ve başka şehirde çok az olursa nüfusu dengelemek adına aileler dağıtılmaktadır. Ayrıca, örnek verirsek, marangoz olanın bir ailenin çocukları marangoz olmaya yatkın değilse çocuk, ailesinden eğitim adına alınmaktadır. Yani, nüfus ve eğitim bahanesiyle aileler dağıtılmaktadır. Aklımızda şöyle bir soru oluştu bu durumda: Eğer eğitim için, demografik yapı için aileler dağıtılabiliyorsa toplumu ıslah için yapıldığı savunulan idam cezasına niye karşı çıkılıyor? Sonuçta iki durumunda amacı mübarek. 2- Ari ırk sorunu Ütopya'da, savaş olduğu zaman ilk olarak kendilerine borçlandırdıkları kavimlerden aldıkları askerleri savaş alanına sürüyorlardı. Bir bakıma, sömürü altına aldıkları halkları borçları bahanesiyle kullanıyorlardı. Ayrıca, kendilerine göre geri kalmış kavimleri kasıtlı olarak zor ve imkansız görevlere para ile kandırarak yolluyorlardı ve bunun için yani geri kaldıklarını düşündükleri halkı yavaş yavaş yok ettikleri için gurur duyuyorlardı, insanlığa hizmet ettiğini sandıkları için. Bu bakış açısının yüzyıllar boyunca (günümüzde de halen mevcut) Avrupalı insanın içine işlediğini ve bu sebeple çözüm ararken yine sahip oldukları sıkıntılı bakış açısıyla arıyorlar ve çözümleri de çabaları da ellerinde patlıyor. Tespit ettiğimiz ana sorunlar bunlar. Bunların yanında şuna değinmemiz lazım: Avrupalı insanın en büyük problemi kibirdir. Bunu Thomes More'da kabul ediyor. Yöneticileri kibirle suçluyor (ki haklı), halka tepeden baktıklarını söylüyor (ki haklı), halkı sömürü aracı olarak kullandıklarını söylüyor (ki haklı). Fakat, sunduğu çözümde, halkı arileştirmek. Yani, devlet değil, halk sömürsün. Halk istediğini yapsın. Tepeden bakan o olsun. Kibir sahibi kral değil avamı olsun. İşte burada kaybediyor Thomas More, Avrupa. Çözümü adalette arayacaklarına bir kesimi yüceltmekte diğer kesimi aşağılamakta buluyorlar ve yanılıyorlar. Son olarak şuna değinelim ve incelememizi sonlandıralım. Bu eser, Komünizm'in ilk örneklerinden sayıyorlar. Ki haklılar. Bu eser, her zaman kazanan kesim aristokrasiye, bürokrasiye, burjuvaziye karşı yazılmıştır. Bu sebeple, onlara karşı onların mağlup olunacağı düşünülen Komünizm öne sürülmüştür. Haklı mı? Bizce değil. Haksız mı? Pek çok yerde haklı isyanda var ama çözümler hatalı. Tercihi size bırakıyorum. Yorumlarınızı da bekliyorum. İyi okumalar dilerim. Muhabbetle.
Edebiyat
ÜtopyaThomas More · Alfa Yayınları · 201424,6bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.