10/10
·331 syf.··
2020 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2020 17:21
SPOİLER İÇERİR! Uzun zamandır okumayı bekleyip, okuduktan sonra neden beklettiğimi kendime defalarca sorduğum bir eserdi. Oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Okuduğum yorumlarda genel olarak kitabın yazım tarzından kaynaklı, okunmakta güçlük çekildiği dile getirilmiş. Ben ise bu konuda hiç zorluk çekmedim. Hatta hoşuma gittiğini bile söyleyebilirim. İçerik olarak ele alırsam, okura söylemek istenen mesaja, bu mesaj verilirken kullanılan benzetmeye ve ütopik ortama hayran kaldım. Karantina sürecinde okuduğum için bu süreçle bağdaştırmak ise daha iyi kavramama fırsat tanıdı. Ayrıca kitapta, kişilerin isim yerine betimlemelerle tanıtılması ayrı bir hava katmıştı. Konuya değinecek olursam, baş kahramanlardan yani ilk körün, beyaz körlüğe yakalanması ve bu körlüğü bulaştırmasıyla serüvene başlanıyor. Nedeni bilinmediği gibi çözümü de bilinmeyen bu körlük, büyük bir korkuya neden oluyor. Salgının hızla yayılması sebebiyle, tanı konan ve temasta bulunan kişilerin eski bir hastaneye yerleştirilmeleri, kaçmamaları için de askerler tarafından izlenmeye alınmaları ile devam ediyor. Birde körler arasında beyaz körlüğe yakalanmayan tek kişi olan doktorun karısı var. Hikayenin sonuna kadar bütün olaylara şahitlik eden, sürekli çözüm üretmeye çalışan, vicdanı ve yaptıklarıyla doktorun karısının mücadelesi beni etkileyenler arasındaydı. Aynı zamanda ilk körlerle birlik olmayı bırakmadan, bu mücadeleyi devam ettirmeseydi olayların üstesinden gelebileceğini düşünmüyordum. Doktorun karısının, umutsuzluğa kapılmasını engelleyen ise yardım etmesi gereken bir grup körün olmasıydı. Aslında amacı da diyebiliriz. Sisteme büyük bir eleştiri vardı. Kuralların yerinde olmadığı, korkunun kaos yaratabildiği, düzen denilen şeyin aslında düzensizlik olduğunu gördüm. Özellikle körlerin ilk başta eski bir hastanede tutularak, hastane içindeki sorunların görmezden gelinmesi, her şeyin o hastanede bitirebileceklerini düşünmeleri tüm düzeni alt üst etmedi mi? Aslında kuralları olan bir sistem varken, hastanede içinde de kendi kurallarını koyup, bunu işleyen baskıcı bir grup olmadı mı? Körleri o hastaneye bırakıp, sorunları çözmek için uğraşmadılar, hatta yeni körler getirerek işin içinden çıkılmaz hale getirerek, düzeni hiç kuramadan tamamen bozmuş oldular. Esas sistem, körleri anlayamadığı için bir şeyleri değiştiremeden toplumu kaosa sürükledi. Korku, endişe, hatta çıkar söz konusu olunca insanların ne kadar vicdansız olabileceklerini çok net gördüm. Ölüm bile o kadar normal olmuştu ki, cesetlerin üstüne basıp, çok rahat geçiliyor, birilerinin ölmesi görmezden geliniyordu. Körlerin yemek bulamama korkusuyla, ne kadar acımasız olduklarını hatta bunları çıkarları doğrultusunda kullanan körleri de gördük. Karantina döneminde, sokağa çıkma yasağı olduğunu öğrendiğimiz gece de benzer şeyler olmadı mı? Marketler yağmalandı, fiyatlar 2 katına çıktı, insanlar birbiriyle kavga etti ve nicesi. Yeterli gıda olmadığı için değildi, insanlar ihtiyacı kadar alsaydı eminim bu zorluk yaşanmazdı. Sadece insanlar 2 gün evde kalınca açlıktan ölürüz korkusu (komik dursa da gerçek) bu kaosa neden oldu. Tabi gerçek ihtiyaç sahipleri dışında dile getiriyorum bu konuyu. Sonuç olarak, her çözüm üretemeyen sistemin ve baskıcı grupların zor da olsa son bulduğu; insanların tam ümidini kaybettiği anda gelen o umutla, kitaba nokta konuldu. Kitaba tek kelime ile bayıldım. Devamını (görmek) biraz aradan sonra okumayı planlıyorum. Eğer ki şu ana kadar okumadıysanız farklı bir bakış açısı oluşturacağını düşünüyorum. İlk fırsatta okumanızı tavsiye ederim.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
·
9 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Binnur Altay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler. 😊
Cok guzel bir yorum yazmisiniz, elinize saglik. Kapsamli ve detayli olmus, dilerim devam kitabini da en az bu kitap kadar seversiniz