·516 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Ekim 2020 00:44 Kitap beklediğim kadar da masum bir aşkı anlatmıyor. İlk olarak onu söyleyebilirim. Ama kesinlikle taparcasına tür aşk okumak isterseniz bu kitabı öneririm. Kemal'in Füsun'a duyduğu aşk zamane gençlerin anlayabileceği tarzda değil. Kemal Bey İstanbul'un ileri gelen sosyete ailelerindendir. İstanbul'u buram buram yaşayan bu genç, otuz yaşında kendi seviyesine uygun bir kadın olan Sibelle nişanlanır. Cinselliğin yavaş yavaş Batı medeniyetlerine uydurulmaya çalışıldığı yetmişlerin İstanbul'unda sosyete aileleri en çok görevi üstlenir. Cinsel ilişkiyi sadece evlenmeleri kesin gözüyle bakılan ilişkilerde olağan karşılanır. Sosyetede aynı evi paylaşıp evlenmeyen kızların lekeleneceği tarzında bir yargı vardır. Ki bu da halkın değil yüksek kesimin düşünceleridir. Halk bu yıllarda dahi bu ilişkilere olağan gözüyle bakmaz. Nişanlı olan Kemal Bey Sibel için beğendiği bir çantayı almak için Şanzelize Butik'e girer. Orada marka bir çantayı beğenip almak ister ve çantayı ona uzak akrabası olan Füsun verir. Füsunun vitrinden çantayı alışını bile çekici bulur. Sonra çantanın çakma olduğu anlaşılır. Böylece aralarında olaylar gelişir. Yaklaşık kırk dört gün süren bi ilişki başlar. Hala nişanlı olan Kemal Bey Füsun'u nişanına dahi çağırır. Hatta nişanda dans ederler. Ertesi gün üniversite sınavı olan Füsun'un aklı hala Kemal Beyle olan ilişkisindedir. Kemal Bey hala çıkmazdadır ve sınavdan sonra Füsun'un Masumiyet Apartmanına yani aşk yuvalarına gelmelerini ister ancak Füsun gelmez ve senelerce ortalardan kaybolur. Artık olayın farkında olan Sibel Kemal'i iyileştirmek için çabalar. Ama karakterimiz bunu bir hastalık olarak görmez. Ancak benim kanaatimce Füsun ortalarda yokken Kemal'in ona beslediği duygu sadece saplantıdır. Aşk bu kadar yorucu bir duygu olmaktan uzaktır çünkü. Sonra Kemallerin evinde Füsun'un çok değer verdiği küpeyi bulur hizmetçileri. Kemal'e gösterir. Babasının ölümünün ardından küpeyi onun zanneden annesi saklamıştır. Çünkü babasının aynı Kemal gibi çok aşık olduğu bir kadın olmuştur. Hatta her gün fotoğrafını yanında taşır. Hatta bir kez Kemalle de bu kadın hakkında uzun uzadıya konuşmuştur. Velhasılıkelam bu küpenin bulunmasıyla Füsunla Kemal'in buluşmaları tekrardan sağlanır. Ancak o sırada Füsun Feridunla evlidir. Hemen hemen her akşam Çukurcuma'daki bu eve giden Kemal, kendine metres edinen Feridun, Kemalle Füsun'un eski ilişkisinden haberdar olup yeni ilişkilerini destekleyen Nesibe Hala'nın(Füsun'un annesi) çabalarıyla dokuz yılın ardından Füsunla Kemal tekrardan birleşir. Tarık Bey'in(Füsun'un babası) ölümünün ardından Avrupa turuna katılmaya karar verirler. Son kez birbirlerinin olacağından habersiz birleşen Kemalle Füsun, nişan gecelerinin sabahında trafik kazası yaşarlar. Füsun vefat eder. Bunun üzerine senelerce Füsun'un eşyalarını toplayan Kemal Bey Füsun adına bir müze açmaya karar verir. Çukurcuma'da Füsunların gerçek evinin olduğu yerde olan müze, Kemal Bey'in beş bine yakın müze gezmelerinin bir sonucu olarak kurulur. Bu hikayeyi yazması için de Orhan Pamuk'tan ricada bulunur ve kitap olur. Orhan Pamuk'u seçmesinin sebeplerinden biri de belki Sibelle olan nişanında Füsunla dans eden şanslı erkeklerden birinin o olmasıdır.