Puan vermedi·479 syf.··
2020 1. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 01:41
Tehlikeli Oyunlar Bu incelememsi yazı, henüz okumamış olanlar için kitaptan alacağınız tadı azaltabilecek cümleler barındırabilir. Halihazırda kitabın önsöz yazarı Cevat Çapan, kitap ile ilgili en sonunda öğrenilmesi gerekeni en başta yazarak bu eksikliği(!) gidermiştir. Önsözlerden nefret eden Oğuz Atay'ın bu eserine yazılmış önsözü okumamanızı tavsiye ediyorum. "Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor." Hikmet Benol, çocukluğunu yaşayamamış ve bu sebeple hep çocuk kalmış, hayallerinde dahi korkan, onlara hükmedemeyen bir karakter. Tek bir karakterin içinde birçok Hikmet barınıyor, Hikmet bütün bu karakterler için farklı oyunlar yaratıyor, karakterlerin içinde boğuluyor ve en sonunda da yaşadığı hayatın gerçek mi yoksa yazdığı oyunlardan biri mi olduğunu kavrayamıyor, soyadı gibi "BEN-OLamıyor" onun bir başka tabiriyle, tutunamıyor. Maalesef ki ülkemizde adolesan fantezisi haline gelmiş "albay" karakteri, Hikmet Benol'un en yakın dostu, onu anlamaya en çok yaklaşan komşusu, aklının ürettiği en donanımlı karakteri. Atay, romanında zaman mekan algısını önemsemiyor, bu sebeple gerçek ve düşün birbiri arasındaki sert geçişi ve bir cümleyi bitirdiğinizde, ardından gelen cümlenin Hikmet Benol'un bir başka oyununa ait olup olmadığını anlamakta biraz güçlük çekebilirsiniz. Bu yazım biçimi de karakterin zihnini daha iyi anlamamıza dolaylı yoldan kolaylık sağlıyor. Neticede Hikmet Benol anlaşılmak istiyor, hem de derhal. Kitabın on beşinci kısmında yazar: "EN BÜYÜK HAZİNEMİZ AKLIMIZDIR" başlığını atmış fakat kısmı okuduğumuzda anlıyoruz ki; Atay bu ifadeyle adeta dalga geçiyor, Hikmet Benol bu kısımda, karışık dünyasını çözümlemeyi bırakıp, aklının peşinden gitmeyi şiar ediniyor lakin yine başaramıyor çünkü aklın asla tek başına yeterli olmayacağını biliyor. Sevmeyi de bilmiyor Hikmet Benol, önce Sevgi'yi sonra da Bilge'yi sevmeye çalışıyor, onlara yaranmak, anlaşılmak istiyor ve tabii ki başaramıyor. Hikmet; Sevgi'yle sevgisiz, Bilge'yle bilgisiz kalıyor, iki kavramı da bir arada istiyor fakat kitabın sonlarına yaklaşırken, her iki karakterin de Hikmet'in odasında bir araya gelmesi, beklediği şeyin bu olmasına rağmen Hikmet Benol'a sert bir tokat gibi çarpıyor. Yazılacak çok şey var fakat yeterli buluyorum, kelimeler gerçekten bazı anlamlara gelmiyor. İnsan öncelikle ne istediğini bilmeli ey Romalılar (Ben bilemedim). İstediği şeyin ağırlığını göz önünde bulundurmalı ( Başaramadım), bunun altında ezilmemeli. "Tutunamayanlar'ı bitiremeyenler" ekibinin müzmin bir üyesi olarak, bir sonraki kitabımda Selim Işık'ın hikayesini anlamaya çalışıyor olacağım. Keşke bunca şeyin karşılığı beyninde oluşan bir tümor olmasaydı da kırk üç yaşında gitmeseydin Oğuz Atay, galiba bu da hayatın tehlikeli oyunlarından biriydi. "Sevmesini bilmeyenler, kaderlerine razı olmalıdırlar. Oluyorum. Eyvallah. İyi değilim, fakat üzüntülü de değilim bak gülüyorum: Ha-ha." (syf:393)
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.