Tehlikeli Oyunlar
Bu incelememsi yazı, henüz okumamış olanlar için kitaptan alacağınız tadı azaltabilecek cümleler barındırabilir.
Halihazırda kitabın önsöz yazarı Cevat Çapan, kitap ile ilgili en sonunda öğrenilmesi gerekeni en başta yazarak bu eksikliği(!) gidermiştir. Önsözlerden nefret eden Oğuz Atay'ın bu eserine yazılmış önsözü okumamanızı tavsiye ediyorum.
"Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor."
Hikmet Benol, çocukluğunu yaşayamamış ve bu sebeple hep çocuk kalmış, hayallerinde dahi korkan, onlara hükmedemeyen bir karakter. Tek bir karakterin içinde birçok Hikmet barınıyor, Hikmet bütün bu karakterler için farklı oyunlar yaratıyor, karakterlerin içinde boğuluyor ve en sonunda da yaşadığı hayatın gerçek mi yoksa yazdığı oyunlardan biri mi olduğunu kavrayamıyor, soyadı gibi "BEN-OLamıyor" onun bir başka tabiriyle, tutunamıyor.
Maalesef ki ülkemizde adolesan fantezisi haline gelmiş "albay" karakteri, Hikmet Benol'un en yakın dostu, onu anlamaya en çok yaklaşan komşusu, aklının ürettiği en donanımlı karakteri.
Atay, romanında zaman mekan algısını önemsemiyor, bu sebeple gerçek ve düşün birbiri arasındaki sert geçişi ve bir cümleyi bitirdiğinizde, ardından gelen cümlenin Hikmet Benol'un bir başka oyununa ait olup olmadığını anlamakta biraz güçlük çekebilirsiniz. Bu yazım biçimi de karakterin zihnini daha iyi anlamamıza dolaylı yoldan kolaylık sağlıyor.
Neticede Hikmet Benol anlaşılmak istiyor, hem de derhal.
Kitabın on beşinci kısmında yazar: "EN BÜYÜK HAZİNEMİZ AKLIMIZDIR" başlığını atmış fakat kısmı okuduğumuzda anlıyoruz ki; Atay bu ifadeyle adeta dalga geçiyor, Hikmet Benol bu kısımda, karışık dünyasını çözümlemeyi bırakıp, aklının peşinden gitmeyi şiar ediniyor lakin yine başaramıyor çünkü aklın asla tek