Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 03 Ekim 2020 10:33 Kitapta neredeyse hemen hemen altını çizmediğim cümle yoktu. Ve yazarın anlatımında okuyucuyu sürekli düşündürüyor olması o kadar güzeldi ki... Gerek sorularıyla, gerek ikili diyaloglarla aslında hep okuru düşünmeye bırakıyor. Bunun yanında çok da sürükleyici bir kurgusu var. Uzun zamandır bu tarz bir kitap okumamıştım ve gerçekten okumaktan keyif aldığım nadir eserlerden biri benim için.
Kitap konu itibariyle şu şekilde ilerliyor, aylak denebilecek bir adam olan Augusto Perez’in bir gün yolda Eugenia’yı görüp ona karşı kalbinde bir aşk duygusu hissetmesi ve bunun neticesinde çeşitli kavramları sorgulamaya başlaması ile devam ediyor. (Başta belirttiğim gibi konu hakkında çok fazla detaya girmeyeceğim ve kendimce önemli bulduğum sorgulanan kavramları dile getireceğim.)
Varoluştan kuşkulanma, özgür istenç, toplumdaki ve insanın kendi içerisindeki kuşku, ruh bilim, ritmin insana etkisi, insan-hayvan hayvan-insan arasındaki ilişki, yaşam üzerine sorgulamalardan bahsediliyor.
‘’Yaşam sandığından çok daha karmaşık.’’
‘’Yaşam da bir oyun mu, değil mi?’’
‘’Yoksa bir eğlence mi?’’
Gibi birçok soru mevcut kitapta.
Tanımak, affetmek, bağışlamak, aşk kavramı, sezinlemek, kuşkulanmak, sıkıntı, kafanın içinde gerçekleşen çeşitli sisli görüntüler, yeni doğan günün getirileri, aşkın kaybettirdiği oyunlar, annesi ile olan ilişkiler, evlilik olgusuna karşı hayranlığı varan istenç, önseziler, hafif bir anarşizm… Unamuno’nun diliyle Augusto’nun sorguladığı kavramlar olarak karşımıza çıkıyor. Bir bölümde hafif bir feminizm dokundurması da mevcut. Augusto, Eugenia’ya aşık olduktan sonra tüm kadınlara aşık olabildiğini, adeta ruhunun açıldığını duyumsuyor. Bunun neticesinde beynine, kalbine ve midesine hitap eden üç kadın üzerinden psikanalitik bir tahlil yapmayı kafaya koyuyor. Ancak kendisinin deney faresi olduğunu geç fark ediyor.