·330 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ekim 2020 18:19 Kitap tam anlamıyla bir şölendi. Yalova'nın köyünde meydana gelen bir kadın cinayetiyle başlıyor kitabımız. Bu cinayetle alakalı sorular sormaya gelen gazeteci kız Ahmet Arslan'ın evine geliyor. Emekli mühendis olan Ahmet, çok farklı huylara sahip. Herhangi bir şey hissetmediğine emin ve dokunma duyusunu kullanmaktan aciz. Kimseyle iletişim kurmak istemediği için bu köye yerleşen Ahmet gazeteci kızın gelmesiyle kendine bir yoldaş bulmaya başlar. Tabi köpeği Kerberos'tan sonra. Kıza cinayet hakkında bilgi vermek amacıyla başlayan bu serüven kıza en büyük aile sırrı olan ikizi Mehmet Arslan'ın hikayesiyle devam eder. Kitabın ana konusu da tam olarak budur. Mehmet Arslan o zamanın Türkiye'sinde çoğunluğun da yurtdışına çalışmaya gittiği gibi o da Rusya'ya gider. Bunu sağlayan da Ahmet'tir. Annesiyle babasını çok küçükken trafik kazasında kaybeden bu ikizler anneannesi ve dedesiyle yaşamaya başlamışlar ve onlar da bu hayattan göçüp gidince kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalmışlardır. Daha uçarı ve zevkleri doruklarda yaşamaktan hoşlanan Mehmet'i anneannesi Ahmet'e emanet etmiştir. Annesiyle babalarının en büyük istekleri olduğu için onları birer mühendis yapmıştır aile büyükleri. Rusya'daki hikayeye devam edelim. Mehmet bir gün çarşıda gezerken alışveriş yaptığı bir kıza aşık olur. Olga.. İlahi bir güzelliği olduğunu düşünürler hem Ahmet hem Mehmet. Ancak Olga Rusça hariç hiçbir dil bilmez. Mehmet de Rusça bilmediğinden dolayı aşkları bir tercümanla ilerler. Ludmilla.. Ludmilla bir kızdır evet ancak dişilikten yoksun görürler onu. Güzeldir güzel olmasına ancak kimse onunla iş hariç başka bir ilişki düşünmez bile. Bu aşıklar böyle geçinip giderken Mehmet Olga'yı İstanbul'a götürmeye karar verir. Çünkü Olga'nın subay babası bu dünyaya elveda demek üzeredir. Onu kaybettikleri vakit Mehmet Olga'yı bir köye götürüp ona evlenme teklifi edecektir. Ancak havaalanında bir sıkıntı çıkar. KGB ajanları olduğunu düşündüğümüz adamlar Mehmet'i yakalarlar. Geri geleceğini düşündüğümüz Mehmet on sekiz ay boyunca bir hücrede zamandan, insanlardan bihaber çürüyüp gider. Ta ki yanına Amerikan bir gazeteci gelinceye kadar. Onu bu hücreden o adam kurtarır. Sonra girme sebebini öğreniriz. O dönemde kırmızı bültenle aranan Muhammed Arslanov sanılmıştır bizim Mehmet. Aralarında bulunun bu garip benzerlik de şaşırtıcıdır. Çıkar çıkmaz Olga'yı bulmaya çalışır. İnşaatta çalıştığı zamanlardaki insanlara sorup soruşturur ve çok büyük bir ihanetle karşılaşır. Onu ihbar eden Ludmilla'dır. Ama intikam hissetmez içinde. İstediği tek bir şey vardır. Olgayla buluşmak tekrardan. Sonra çeşitli yollarla Ludmilla'ya ulaşabilir ancak. Onunla buluştuğunda yaşadıklarından dolayı ona bir tokat indirir. Sonra bunu yaptığına pişman olur. Çünkü elindeki tek dayanak Ludmilla'dır Olga için. Bu içler acısı konuşmada Ludmilla'nın Olga'ya aşık olduğunu görür. O da karşı koyamamıştır Olga'nın güzelliğine. Tercümanlık yaparken ilettiği aşk cümleleri onu da etkiler. Dilinden çıkan kelimeler kalbine söz geçiremez olur. Mehmet dayanamaz ve Ludmilla'nın boğazına yapışır. Olga girer o sırada içeri muhteşem güzelliğiyle. Olga'nın da bir sorunu vardır. Olga kendini bu dünyadan değil, başka dünyadan yani ilahi zanneder. Büyük bir şefkate ihtiyacı vardır. Bu şefkati de ona Ludmilla sağlar.
Hikaye bittikten sonra evden ayrılan gazeteci kızın yokluğunda mı yoksa hikayeyi anlattığı için bu dünyadaki vazifesini tamamladığını düşündüğünden midir bilinmez Ahmet intihar eder. Otizmli bireylerin de sevgiye ihtiyaç duyduğu zamanlarda kullandığı sarılma makinesi tarzı bir makine inşa etmiştir Ahmet. Adını sevgilim koymuştur. Ona sımsıkı sarıldığı vakit kaburga kemikleri akciğerlerine batarak ölmüştür. Bunu da kitabın sonundaki otopsi raporundan anlarız. Ayrıca cinayeti kimin işlediğine emin olduğu bir mektubu da intihar mektubu mahiyetinde yanında bırakmıştır. Evine gelen hizmetçi Hatice Hanım'ın (ki ölüsünü de bu kadın bulmuştur) tecavüzden doğan oğlu Muharrem'i suçlamıştır. Onu Karamazov Kardeşler'deki babanın piç oğlu Smerdyakov'a benzetmiştir. Belki de Hatice Hanım mektubu saklar diye düşündüğünden savcıya bu suçlamayı şifreler halinde yazmıştır.
Ölüsü bulunduktan sonra kuvvetlice bir araştırma yapılır ve aslında Ahmet Arslan'ın anne ve babasıyla trafik kazasında öldüğü saptanır. Tüm bu hikayeleri anlatan kişi Mehmet'in ikizi Ahmet değil; Mehmet'in ta kendisidir.