Cenaze başka evde olunca helva tatlı gelirmiş...
8/10
·104 syf.··
2020 34. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2020 15:01
Ölüm; hiç zamanı gelmemiş, hazır hissedilmemiş bir sondur insan hayatında. Defalarca tanık olur insan fakat asla kendisinin karşılaşmayacağını sanar ve hep uzak görür... Ölümü beklemek kadar korkunç bir şey olmasa gerek. En sevdikleri, ailesi, yakınları bile olsa onların güzel giyinmeleri, mutlu ve sağlıklı görünmeleri ağır bir suç işlemişlercesine ızdırap verir, çok gelir. Kitabımızın kahramanı; İvan İlyiç ölmekte olduğunu görüyor, büyük bir umutsuzluk içinde çırpınıyordu. Ölmekte olduğuna ta derinden inanmakla birlikte, buna alışmak şöyle dursun, ölümün nasıl bir şey olduğunu anlamıyor, anlamak istemiyordu. Kizeveter'in mantık kitabındaki şu akıl yürütme yolunu bilirdi: "Gaius bir insandır. İnsanlar ölümlü olduklarına göre, Gaius da ölümlüdür." Ama Gaius için doğruydu bu, kendisine gelince durum değişiyordu. Gaius bir insandı, hem de sıradan bir insan; sıradan biri için sonucun böyle olması doğaldı. Kendisi ise ne bir Gaius idi, ne de sıradan bir insan; öteki insanlardan ayrı, bambaşka biriydi. Annesiyle, babasıyla, oyuncak hayvanları Mitya ve Volodya'sıyla, öbür oyuncaklarıyla, arabacısıyla, dadısıyla, mürebbiye Katenka'sıyla; çocukluğunun, erginliğinin, gençliğinin sevinçleri, anıları, heyecanlarıyla Vanya idi o. Gaius, Vanya'nın o kadar çok sevdiği çizgili meşin topunun kokusunu bilir miydi? Gaius onun gibi annesinin elini öper miydi? Gaius'un annesinin ipek entarisi de onun annesininki gibi tatlı hışırdar mıydı? Hukuk Fakültesinde börek yüzünden başkaldıran Gaius muydu? Vanya gibi o da aşık olmuş muydu? Onun gibi duruşma yönetebilir miydi? "Gaius gerçekten ölümlüdür, onun ölmemesi için bir neden yok; ama ben Vanya, İvan İlyiç, başka biriyim... Bütün duygularımla, düşüncelerimle herkesten ayrıyım. Benim ölmek zorunda olmam akıl almayacak bir şey. Çok korkunç bir şey olur bu. Hastanelerde, ölümü yaklaşan hastaların çevresinde -terim uygunsuz kaçsa da- bir "bilgi oyunu" oynanır. Ölmekte olan ve çevresindekiler, kalan yaşam süresi konusunda bir diğerinin ne bildiğini tahmin etmeye çalışırlar. Ölmekte olanın ailesi de hastayı incitme korkusuyla suskun kalır veya ne söyleyeceklerini bilemediklerinden ondan kaçar. Doktorlar terminal dönemdeki hastanın, kendi durumunun ne kadar ağır olduğunu öğrendiğinde umutsuzluğa kapılacağı ve bunun ölümü hızlandıracağı inancıyla oyuna katılırlar. Ölecek olan bile, yakınlarının ve hastane çalışanlarının gayretlerini fark ettiğini göstermek ve bunların etkili olduğunu onlara kanıtlamak için oyuna katılır. Doktorun ölmekte olanlara yönelik görevi, onların biyolojik birer nesne olarak değil, düşünen, anlayan, sosyal konumu ve anıları olan "bireyler" olarak ölebilmelerini sağlamaktır. Bu, insanı yaşatmaya çalışmaktan daha az kutsal değildir.
Edebiyat
İvan İlyiç’in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201961bin okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.