·127 syf.····Okunma: 05 Ekim 2020 22:50 Evet,bu başlığı da doğru okuyorsunuz ve muhtemelen bundan daha doğal ne var da diyorsunuz içinizden ama anlamayanlar ve başlığımın muhatapları için biraz izah etmiş olayım.İstanbul Sözleşmesi'nin burada paylaşılmasından sonra daha önceleri fark ettiğim bununla beraber, bazı kişilerin paylaşımları dikkatimi daha da çekti,aşağı yukarı şöyle şeyler okudum: "Müslüman bir kadın feminist olamaz", Müslüman bir kadın bu tarz yazarları okuyamaz, okumamalı,okuyacak örnek alacak kadın mı kalmadı?","Bunu okuyan kadindan eş,anne mı olur?,Bunu okuyup örnek alan kadınlar yolundan sapmistir,ilişkilerinde mutlu olamazlar" .
Örnekler böyle devam ediyor uzatmadan
bu tarz şeyler yazanların ortak özelliklerinden bahsedeyim biraz;çoğunlukla profillerinde sanki kek tarifi verir gibi istedikleri 'eş'in tariflerini vermeye çalışmaları,bolca kadın nasıl olmalıdır diyerek neyi yapıp yapmamamız gerektigine ilişkin direktif vermeleri,sırf kendi kararlarını kendi vermek istedikleri kendi hatasi yahut gunahiysa bile bunu yaşamak istediklerini söyleyen kadınları annelikle vurmaya çalışmaları,kendi hemcinslerinin nefislerine sapkınlıklarina hiçbir şey demeden dindeki tüm sorumluluklari kadının üzerine yıkıp onları hedef tahtasına koyarak vicdan temizlemesi yapmalari,tebliğ vazifesi yapiyorum diyerek kendi hemcinslerinin ne yapmaması gerektigini söylemeyip sadece kadınlarin ne yapması gerektiğini söyleyerek günah çıkartmaları,medyada meydana gelen olayda günah keçisini kadın ilan etmeleri ve bilimum benzer cümlelerle tezahür ediyor.Gündelik hayatımda da bu tarz cümle kuran insanlarin,şahit olduğum mağduriyet anlarında bunlara çıkardığı ses kadar ses çıkardıklarını görmedim.Hak vermek lazım kadınların,istekleri,günahları,nefislerini eleştirmek yerine kendilerinin ve hemcinslerinin nefislerini,günahlarını yargılamak kendi nefislerine daha ağır geliyor çünkü.
Kitabı okuduklarini sanmıyorum okudularsa kitapta rahatsız oldukları içeriğe geçeyim:Yazarımızdan Kadınlar ve Yazın üzerine konusma istenir bunun üzerine yazarımız kadının bulundugu çağ ve ortamla ilgili yaşadığı sorunları anlatır,neden içlerinden bir W.Shakespeare çıkmadığını,oyunlar yazmadığını,edebiyat ve kurmacada kadınların yoksulluğunun etkisinin ne olduğunu,kadının sanata/edebiyata yetenegi olsa hatta kafasında kurarak W.Shakespeare kız kardeşi olsa bile yine koşullar sebebiyle aynı duruma gelemeyeceğinden bunun imkansizligindan bahseder.Çünkü o şartlarda kadınlar babalarının ve kocalarının mali olarak görülür,zorla evlendirilir,kütüphaneye ancak tavsiye mektubu ile alınır, dövülür,gece dışarı çıkamaz, tiyatroya tek başına gidemez,aktör ve yönetmenlerin karşısina çıkamaz,edebi eserleri okunsun diye kimisi erkek lakabı kullanır yahut anonimken yazdıkları değerli görülür onun harici edebiyat tarihinde varolamazlar,dönemin yoğun baskısını üzerinde hissederler onun tabiriyle de "Kadınlar yarasalar ya da baykuşlar gibi yaşıyor, hayvanlar gibi çalışıyor ve solucanlar gibi ölüyorlar…’ dir.Ayni zamanda kadınlarla ilgili aşağılayıcı görüşleri olan şair ve yazarlarin,devlet adamlarının ve profesörün sözlerini ve öfkelerini aktarir,son kısımda da kadınlara tavsiyeler vererek bitirir.
İlgili kişilerin rahatsız oldukları/olacağı kısımları 5 baslikta toplayayim:
1)Yazar evlilikten nefret ettiğini dile getirir,o koşullarda yaşayan yeteneği eve hapsedilen kadınlar varken,yaşadığı inanılmaz baskı varken nasıl hissetmesini beklerdiniz?Ki bulunduğu durum itibariyle nefretini de haklı buluyorum.
2)Yazar aynı zamanda tavsiye verirken çocugunuz olsun ama çok olmasın der kendinize de vaktiniz olsun demektir maksadı,"çocuk istenmezse kadın da gereksiz olur" diyenlere inat.
3)İçinde bulunduğu geleneksel yapıya karşı çıkar,iffet kavramını sorgular,iffetin toplum yapısında bilinmeyen bir fetiş olduğunu gün yüzüne cikarilmasinin cesaret istediğini söyler,kadınların mal gibi görülüp tek başına akşam yemeği yiyemedigi,her önüne gelenin aşağıladigi bir toplumda bence de iffet kavrami sorgulanmalıdır.
4)Bu en önemli maddedir bence,yazar kadınların özgür olması, paralarını kazanmasini babalarının kocalarının söyledikleriyle hayatına yön vermemesini,kadının himaye edilen bir varliktan çıkıp üreten,meydan okuyan gerekirse doktor,gerekirse savaşan bir asker olması gerektiğini,anonim değil de varlığını ortaya koyan bir birey olmasini bildirir çünkü var oldugu toplumda böyle olduğu takdirde içlerindeki yetenek zorla evlendiği evinde bulaşık yıkayan kadınların ruhunda yaşamak zorunda kalacaktır.Bulundugu ortamı,zihniyeti sorgulayan,yeteneğini keşfetmek üretmek isteyen bir kadının erkeklere bağımli yasamamasi ancak sorgulamaktan korkan,yanındaki kadinlarin sorgulayinca kendinilerini istemeyeceğinden korkan zihinleri korkutabilir ancak.
5)Bir diğeri ise yazarın kitapta kadınlardan da hoslanabilirsiniz demesi ve hayat hikayesinde lezbiyen olduğu söylenmesi olmalı.Yazarin üretin çalışın çabalayin,okuyun,korkmadan cesaretle yazın,kadınlarla erkeklerin hakları eşit olsun gibi mesajlarından sonra bu kısma odaklanarak kitabın tamamını karalayan insanları da art niyetli buluyorum,herhalde bu kısmı okuyanlarin "okuyarak lezbiyen" olacağımızı sanmak gibi akıl tutulmaları var.
Son olarak,üretip,haklarınızın farkında olarak yeteneğinizi,benliğinizi kesfedeceginiz,kendinize vakit ayırdığınız,kendinize ait bir "oda
inşa etmenizi diliyorum,size ket vuranlarla değil destek olanlarla hayat sürdürmeniz dileğiyle...