Frankenstein ya da Modern Prometheus
Frankenstein, Tanrı’nın yerine geçmek ve bir varlık doğurmak istemesinin bedelini ödeyecektir…
Frankenstein, öğrenmeyi seven, boş vakitlerinde araştırma içerisinde bulunan ve ayrıca ölümsüzlüğü arayan Tıp öğrencisidir. Vaktinin yarısından fazlasını ölümsüzlük üzerinde araştırma yaparak geçiren Frankenstein, araştırmalar sonucunda mahzenlerden ve mezarlardan topladıkları ceset parçalarını bir araya getirir. Getirdiği parçaları birleştirdiğinde oldukça yüksek boylu, çirkin ve bir o kadar da korkutucu bir varlık yaratır. Bu yaratık o kadar çirkindir ki yüzüne bile baktığında tiksinti uyandırmaktadır. Frankenstein yalnızlıktan sıkıldığı için bir gün yatmadan önce yaratığın canlanması için dua eder ve yatar. Sabah olduğunda yaratığın akşam koyduğu yerde olmadığı fark eder. Aşağıya indiğinde bir de ne görsün birleştirdiği yaratığın canlandığını ve ona baktığını görmektedir. Frankenstein bu durumu gördüğünde şaşırmıştır ve hayal gördüğünü sanmıştır. Fakat yukarı çıkıp tekrar aşağıya indiğinde ne görsün yaratığı çirkin varlığın hala orda olduğunu görmekteydi. Yaratık bu çirkin görüntüsüne rağmen iyi kalpli, yumuşak mizaçlı, şiddetten kaçınan biridir. İnsanlar bu yaratığın görüntüsünden dolayı korkup kaçarlardı. Yaratık kendisine yapılan bu davranıştan dolayı insanlar arasına girmemektedir. Bir müddet sonra yaratık yan komşusu olan bir aileyi izlemeye başlar. Bu aileden konuşmayı, yazmayı ve okumayı öğrenmiştir. Hatta okuduğu kitaplardan kendi hayatını bile sorgulamaya başlamıştır. Bu kitaplar ona insanlık tarihinde yaşanmış olan savaşları, ümitsizliği, hüznü, sevgiyi ve tanrıyı sorgulamayı öğretmiştir. Bir süre sonra yaratık bu kitaplardan esinlenerek belki de kendine bir eş bulup onunla birlikte yaşayıp ve yalnızlık çekmeyeceğini düşünür. Hemen yaratıcısı Frankenstein’ nin yanına gider ve onunla konuşarak bir eş yaratmasını söyler. Frankenstein Adem ve Havva’yı düşünerek böyle bir şeyin olmayacağını ve başka bir yaratık yaratmayacağını söyler. Yaratık bu sözlerden sonra bunalıma girer ve bunalım çoğaldıkça yaratıcısına olan öfkesi de artar. Frankenstein’ dan öç almak ve acı çekmesi için en küçük kardeşini öldürerek işe başlar. Diğer kardeşi ise açılan bir dava ile idam edilerek öldürülmüştür. Bu kadar acının içerisinde Frankenstein, Elizabeth adlı bir kadınla tanışır ve onula evlenir. Canavar hala dışarıdaydı ve yaratıcısına o kadar öfkeliydi ki onun bütün sevdiklerini öldürmeye niyetliydi. Canavar, Frankenstein’ nin evliliğin ilk gününde karısı Elizabeth’i öldürür. Canavarın bu saldırıları durdurmak için istediği tek şey kendisine benzeyen bir dişi yaratmasıdır. Frankenstein önce bu teklifi kabul etse de daha sonra muhtemel kötü sonuçları düşünerek reddetmiştir. Yaratığı öldürmeye kafasına koyan Frankenstein yola koyulur. Yolculuk, dağ, tepe demeden Kuzey Kutbuna kadar devam etmiştir. Kuzey kutbunda yolunu kaybenden Frankenstein’i Kaptan Robert Walton gemisine alır ve yaşamış olduğu bütün hikaye’yi anlatır. Birkaç gün sonra canavarı yaratıcısın üzerinde ağlarken görmüştür. Canavar kendini başka biriside bedenimi görüp yaratmasın diye kendini yakacağını söyler.
Her zaman iyi amaçlar iyi şeyler doğurmayabilir bunun örneğini bu kitapla öğrenmiş bulunuyoruz…