·192 syf.····Okunma: 03 Haziran 2020 22:01 · Baş karakterimizin adı bilinmiyor. Sadece bir harf: C
Bay C büyük bir arayış içerisinde, hayatının kadınını arıyor. Kendi tabiriyle gerçek sevgiyi. Tabiki kutsal kabul ettiğimiz gerçek sevgi öyle kolay bulunur bir şey değil. Zaten onu kutsal yapanda bu. Yeryüzünde ancak annemizin koşulsuz şefkatinde buluruz bu gerçek sevgiyi. Bay C ise annesiz biri. Belki de bu annesizliktir onu bu kadar gerçek sevgiye aç hale getiren. Ya annesiz olduğu için gerçek sevgiyi bulsa bile tanıyamazsa?
Karakterimiz kitap boyunca bu arayışın içinde kavruluyor. Hali vakti yerinde, okumuş, öğrenmiş biri. Kısacası maddi ihtiyacı yok. Lakin Marslow'un 5 basamaklı ihtiyaçlar hiyerarşisinde maddi ihtiyaçlar yalnız ilk iki basamağa tekabül etmekte. Hal bu iken Bay C üçüncü basamakta takılı kalıyor: Sevgi ve aitlik duygusu basamağında. Aslında ümidi de var, her gün orda burda gördüğü her kişinin "o" kadın olma ihtimalini değerlendiriyor. Hiç de acelesi yok bu arada. Bunu kendisi de ifade ediyor, hemde bir kaç kez.
"Acelem yok benim, biliyorsun."
Okumuş etmiş dedik, her okumuş kişi entelektüel açıdan bilgili olamaz ama Bay C donanımlı biri. Öyle ki toplum ne der baskısını aşmış. "Toplum ne der"den ziyade " ben ne istiyorum, ben nasıl mutlu oluyorum"a odaklanıyor. Sahi kaç kişi kaldık böyle düşünebilen? Böyle cesur?
Ben de sürekli kendimi sorguluyorum aynı Bay C gibi. Ne güzel söylemişti, tam olarak benim isyanını belirttiğim cümlelerle aynı:
"Bir ben miyim düşünen, bir ben miyim yalnız?"
Gerçekten de bir ben miyim böyle diye o kadar sorguladım ki... Kendi mutluluğundan ödün vermeyen, insanların yadırgayıp yargıladığı, yalnız... Korkmadan kendimi yaşamayı seçiyorum fakat bakıyorum ki çevremde bir benim böyle, bir de kitaplardaki karakterler. İlk başta yukarıda yazdığım isyanı sürekli dile getiriyordum. Sonra baktım ki bir ben değilim böyle farklı düşünen, ancak bir benim düşündüğü gibi yaşama cesareti gösteren. Onları da yargılamıyorum, hatta hayret ediyorum nasıl başarabiliyorlar, nasıl böyle sessiz kalarak kendilerinden ödün verebiliyorlar. Denesem bile yapamadığım bu şeyi yapanları görünce ister istemez hayret ediyorum. Ben de Bay C gibi kalabalıklarda "onu" arıyorum. Bende küfrediyorum o kadar gereksiz insan varken bir "o" yok diye. Ve böyle tamamen benimle aynı hisleri yaşayan bir kitap karakterine denk gelmek... Benim için nasıl büyük bir haz anlatamam. Okurken kaç kere "bu tam olarak benim hissettiğim şey" dediğimi sayamadım. Yusuf Atılgan'ın eşi de benim gibi düşünmüş: " bu tam olarak benim düşüncelerim. Bunu yazan adamı bulmalıyım." Bulmuş da. İlk başta dostane başlayan ilişkileri 14 yıllık romantik ilişkiye, 14 yılın ardından evliliğe dönmüş. Evlenmeden 14 yıllık ilişki yaşamak tamda Bay C'lik bir hareket. Yusuf Atılgan'ı araştırdığımız da tam da Bay C'lik hareketler görüyoruz.
Her neyse efendim benim açımdan şahane bir kitap oldu. Başka bir dönemimde okusaydım bu kadar etkileneceğimi sanmıyorum. Muhteşem kitap, muhteşem zamanlama...