Ama nedir seni bu kadar endişelendiren? Her şey bir gün yitip gidecek. Hepimiz hareket halinde yaşıyoruz. Etrafımızdaki şeylerin çoğu da bu hareket hali yüzünden bir gün yok olacak. Bunun çaresi yok. Yitip gideceği zaman geldiğinde yitip gidecek. Yitip gideceği zaman gelene dek de var olmayı sürdürecek...Kendimizi akışa bırakalım. Düşünmek çare değil.
"Hocam neden artık eskisi gibi kitaplara ilginiz yok acaba?"
"Aslında bir sebebi olduğundan değil... Kısaca ne kadar okursam okuyayım o kadar da yücelmediğimi düşündüğümden herhalde..."
Vaktiyle bir insanın önünde diz çöktüğün gerçeğinin hatırası, zamanla o insana tepeden bakmaya yöneltir kişiyi. Ben ileride senden böyle bir hakaret görmemek adına şu an gösterdiğin bu hürmeti reddediyorum. Halihazırdaki yalnızlığıma dayanmayı, sonradan çok daha ağır olacak yalnızlığıma dayanmaya tercih ediyorum. Özgürlük, bağımsızlık ve bencillikle dolu bu devirde doğmanın bedelini yalnızlıkla ödüyoruz.
Bana karşı zaman zaman gösterdiği ilgisiz tavırları, soğuk selamları, beni uzaklaştırmak için kullandığı nahoş ifadeler değilmiş. Zavallı Hocam, yakınlaşmaya değmez biri olduğunu hissettiğinden, kendine yaklaşmaya çalışan insanları durdurmak için adeta ihtarda bulunuyormuş. Anlaşılan o ki, başkalarının sevgisine karşılık vermeyen Hocam, aslında onlardan önce kendini hor görmekteymiş.
İnsanlar hakkında yazarken karşı tarafı incitmekten hep çekinmişim. Kendime ise çok acımasız davranmış, adeta yerden yere vurmuşum. Ama yine de kendime karşı o kadar da objektif olmadığımı fark ettim. İnsanları yalanlarla süslemeyi beceremediğimde, kendime daha çok yüklenmiş, tüm kötü yönlerimi ortaya döküp saçarak kendimi savunmasız bırakmışım.